• 06 Aralık 2019, Cuma 17:03
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GİRESUN’DA (3)

Sınavın ayrıntılarını anımsamıyorum şimdi. Mustafa'yla Nazmi'yle bir araya gelmemiz olanaksız. Yaşasalardı belki onlar da anlatacaklardı Giresun'daki günümüzü, gecemizi. Çok­tan dönüşsüz yola gitti onlar. Mustafa lise birdeyken. Düğünde "kaza" kurşunuyla. Nazmi, Giresun'a yerleşti. Giresun'da bir kurumdan emekli oldu. Emekli aylığını almak için ara­basından indi. Karşıya geçerken bir araç çarptı ona. Kurtulamadı. "kaza..."
Yitirdiğimiz için belki de. Öğretmen okuluna giremediğimiz için anımsamıyorum ayrın­tılarını sınavın.
Döneceğimiz gün de gezindik Giresun'da. Anlatacağımız anılar biriktirerek. Gördüklerimize şaşkınlıkla, "hayran hayran" bakarak. Giresun'daydım.
Okulda kimi derslerde, öğretmenimizden öğrendiğimiz Giresun'daydım. Babamdan öğrendi­ğim Giresun'da. Babam çıkıntıyı çıkardıktan, çubukları özenle yonduktan sonra salı günü satacağı iki şeleği örmeye başlardı. İyi düşerdi şelekleri. Köyden çarşıya gelen kadın­ların sırtına aldığı, gelirken içine satacaklarını koyduğu, dönerken satın aldıklarını koyduğu apak, düzgün şelekler...
Babam ayaklarını vurup sardıktan, şeleğin ağız halkasını yerleştirerek çubukla sardıktan sonra az ilerisine kor şeleği şöyle bir bakardı alıcı gözüyle. Yaptığını beğendiğin­den olacak türküye başlardı:

Oy Giresun kayıkları
Hep geliyor karından
Sevdim de alamadım
Ölüyom efkarımdan

Ağam haydi yar haydi
Kunduram taştan kaydı
Elin bir tanesine
Nasıl diyeyim haydi

Oy Giresun yalı yalı
Kayığımız boyalı
Kayıkçılık yapanın
Pantolonu yamalı

Ağam haydi yar haydi
Kunduram taştan kaydı
Elin bir tanesine
Nasıl diyeyim haydi

Bu türküyle babamdan duydum ilk kez Giresun adını. Türküyü bu sözlerle söylerdi babam. 
Öyle yer etti belleğime. Bilmiyorum sözleri kendine göre değiştirip değiştirmediği­ni. Ben de bu sözleri düşlerimle görselleştirerek bir Giresun yaratırdım... 
Babam kendine "fırsatlar yaratarak" nerede olursa olsun türküler söylerdi. Yusuf amcam öyle değildi. O erkenden evden çıktığında çite aşağı inerken iki türkü bırakırdı boşluğa, onlar da yarım yamalak:

"Gökte uçan gallanguç
Ganadı avuç avuç... "
Üç beş kez yinelerdi bunu. Sonra daha duygulu, daha özenli:

Giresun üstünde vapur bağırıyor
Eşrefin yarasını doktor sarıyor
Eşrefin annesi yanmış ağlıyor

Atma Hakkı atma pişman olursun
Abdal beylerine düşman olursun

Atma Hakkı atma pişman olursun
Gedigalizadelere düşman olursun
Attığın gurşundan sen utanırsın"

İlk kez geldiğim Giresun'u, ilk kez gecelediğim Giresun'u bunlardan öğrenmiştim. Hakkı'yı da Eşref'i de... Yusuf amcamın, babamın anlattıklarından...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık