• 31 Ağustos 2013, Cumartesi 13:55
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GiRESUN MÜZİĞİNDE ETKİLEŞİM(12)
 Görele'de 1930'lu, 1910'lı yıllarda  yaygın olarak çalınan söylenen türkülerden biridir CEMO. Sözel kaynaklardan aldığımız bilgiler belirttiğimiz yılları kapsıyor. Önemli kemençecilerimiz(Sırrı Öztürk, 1938) Sami Günay, 1938) özel söyleşilerimizde CEMO'nun çocukluk yıllarında ustalarca çalındığını, söylendiğini    belirtiyorlar. Kendileri  de gençlik yıllarında düğünlerde CEMO'yu  çaldıklarını, söylediklerini, düğünlerde bu havaya uygun oyun oynandığını ekliyorlar.
Dörtlükler sonrasında OY  CEMO  VAY CEMO   CEMİLE kavuştağı olan türkünün kıyıya,Göreleye iç bölgeden geldiğini düşünüyorum. Belki  de Erzincan, Kelkit,Gümüşhane,Torul,Harşıt yoluyla ulaştı bize. Belki   de içerik, biçim, ağız değişikliklerine uğradı...
Günümüzde Görele'de unutuldu çalınmaz söylenmez oldu CEMO. Bu unutuluş 1960'lı yıllarda gerçekleşti yavaş yavaş. 1970 sonrası   da artık   tümden   gitti Görele'den.
Günümüzde CEMO'nun yaşadığı bir alan, yöre var: Harşıt (Doğankent). Yaygınlık derecesini tam olarak saptayamadım ama Harşıt yöresinde CEMO'nun çalındığını, söylendiğini,CEMO'yla CEMO oynandığını biliyorum. Kimi etkinliklerde tanığı oldum bunun.
MEB Halk Oyunları Jüri Üyesi olarak başta Giresun olmak üzere Rize'de, Artvin'de, Trabzon'da, Ordu'da, Samsun'da, Bayburt'ta halk oyunu yarışmalarında görevlendirildim.Yanılmıyorsam 1990'lı yılların sonlarındaki yarışmada, Giresun'da Doğankent'ten bir okul yarıştı.Ekibin oyunlarından biri de CEMO'ydu.
Cemo'yu Giresun müziğinde dış (iç bölge)  etkiyle oluşan türkülere, ezgilere,oyunlara örnek sayıyorum.
Alucra, Çamoluk, Şebinkarahisar türkülerinde, oyunlarında kıyının(Görele,Tirebolu,Giresun)  etkisi yanında iç bölgenin de(Sivas,Erzincan...) etkisi olduğunu düşünüyorum.
İki yıl öğretmenlik yaptığım (Aktepe Ortaokulu) Alucra'nın türkülerini, oyunlarını gözleme, inceleme olanağım oldu. Oralara horanların bizden gittiğini, iç bölge etkisiyle harmanlanarak Alucra'ya özgü bir güzellik yaratıldığını düşünüyorum. Çamoluk, Şebinkarahisar için de düşüncelerim aynı.
Şebinkarahisar'da Görele'ye, Giresun'a göre uzun hava sayısının çok olmasının oradaki yaşam koşullarıyla,insan duyarlılığıyla, toplumsal yapıyla,üretimbiçimiyle ilgisi var,bu doğru ama hemen arkadaki Erzincan'ın, Sivas'ın daha uzak olsa da Erzurum'un uzun havalardaki etkisinin önemli ölçüde var olduğunu düşünüyorum.Bu etki göçlerle, tecimsel ilişkilerle, kervan yollarının kendine özgü canlılığıyla, sözel kültür paylaşımıyla gerçekleşti.
Şebinkarahisar türkülerinin tıpkı Giresun türküleri gibi inci inci işlendiğini, pürüzsüz, duru, lirik, derin anlamlı olduğunu belirteyim.
Türkülerde AĞIZ önemli bir gösterge. Ağızdan yola çıkarak bir türkünün "nereli" olduğunu saptayabiliriz.
Giresun türkülerinde,Görele türkülerinde ÇEPNİ/OGUZ ağzı kullanılıyor.Çünkü bizim kimliğimiz/dilimiz bu.
Bu kimlik Türkçeyi de bozulmadan günümüze taşıdı Selçuklu, Osmanlı dil anlayışına karşı. Küçümsendi, köy dili, okumamışların dili... dendi ama bu dil Türkçeydi. O dönemlerde okumuşların dili Farsçaydı, Arapçaydı, Osmanlıcaydı...Onlara inat bu okumamışların, kırsal kesimin dili güzel, güçlü, sağlam mantıklı, kolay sözcüküreten Türkçemiz  atasözleriyle, söylencelerle, fıkralarla, esprilerle, atma türkülerle, türkülerle, masallarla, alkışlarla, kargışlarla, deyimlerle, bilmecelerle...günümüze ulaştı.Türkülerin...bir dil sanatı olduğunu unutmayalım. Türkü üretirken,horan oynarken, şakalaşırken...Türkçeyi de koruduk, gürbüzleştirdik.
Anadolu  Türkçesinin özüyüz.Türkülerimizde...yansıyor bu:
Oyy yaylanın soğuk suyu da
Deldi bağrımı deldi
Üç günlük gelin iken de
Bana selamı geldi... Görele'de   böyle söyleniyor türkümüz,Türkçemizle...
Şu söyleyiş bizim değildir, bizden değildir;türkümüzün,dilimizin bozulmasıdır:
Oyy yaylanın soğuk suyi   da 
Teldu bağrumu   teldu 
Üç günlük gelin iken da
Bana selamı keldu...
Türküler kimliğimiz, duyuşumuz, dilimiz, yaratıcılığımız, sosyal tarihimiz...Onları koruyalım sağı sola kaptırmayalım...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık