• 26 Ocak 2013, Cumartesi 10:07
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GİRESUN HALK ŞİİRİNDEN BİR YAPRAK
 İlimiz Giresun, halk şiiri geleneğinde yer alan "halk ozanlığı" açısından yeterli derecede verimli sayamayacağımız bir alan. Çukurova'nın, Sivas'ın, Kars'ın, Erzurum'un, Artvin'in, Kırşehir'in, ürütkenliği nicelik olarak da nitelik olarak da çok üstünde bizim düzeyimizin.
Halk ozanlığı geleneğinin tüm kurallarını yaşambiçimine dönüştüren ozan sayımız neredeyse bir elin parmak sayısını aşmıyor. Alucralı Ozan Arif, Göreleli Halk Ozanı Mecburi, Göreleli Aşık Abbas İncehasanoğlu ilk anımsayacağımız adlar.
Bu adların içinde ilginç yaşamöyküsüyle bilinen Aşık Abbas İncehasanoğlu'dur.
1937'de Eserli'de doğmuş. Beş yaşında yetim kalmış. Babanm beklenmedik, benzersiz gidişi ailenin, Abbas'ın sırtında bir kambur olarak kalmış yaşam boyu.O günün güç koşullarında okuma yazma öğrenecek denli eğitim alınmış. Geçim sıkıntısı, ekmek derdi çocukluğunun madalyalarından...
Saza duyduğu ilginin çevresince köreltilmesi doğaçlama koşmalar, maniler, türküler söylemesini engelleyememiş.
Elinin ekmek tutması, evliligi, çocuğunun olmaması, duygusallığı, içkiye tutkunluğu, sürekli sıkıntı içinde geçen yıllar, şiir yeteneğiyle ürettikleri...Aşık Abbas'ın 2007'de biten yaşamından satır başları.
Onun ozanlığı dağ başlarında, kırlarda kendi kendine boy veren çekici kokusuyla doğaya, kuşlara, yağmurlara, karlara,yellere; ara sıra da koyunlara kuzulara,insanlara kendini duyumsatan çiçekler gibidir.
İnsan eli,usta teli,öğretmen dili yok onun ürettiklerinde. Doğustan gelen yeteneğin türkülerle,kimi ozanların koşmalarıyla biçimlenerek Aşık Abbasça heceye, uyağa, redife koşmaya, güzellemeye, taşlamaya dönüşmesi onun şiirinin gizi.
"24 şiiri var dosyamda. Kıraç bir alanda, çalı çırpı içinde kendiliğinden gelişen aşsız bir ceviz fidesinin meyveye durması gibi Aşık Abbas'ın ozanlığı. Belki kendisi bile ayrımında olmadan Giresun halk ozanları geleneğinde bir yeri var onun."
Örnekler:
Giyinmiş kuşanmış açmış kolları 
Yaradan Mevla'ya bakar çiçekler 
Bağı bahçeleri süsler yolları 
Mevsimi gelince kokar çiçekler
Yığılır üstüne zemheri buzu 
Ezilir bedeni sararır yüzü 
Şubat on beşinde arzular bizi 
Yılışıp meydana çıkar çiçekler
Mart ile nisanı özleyip bekler 
Balını gizlemez mumunu saklar 
Arılar incitir dişleyip koklar 
Gücenir boynunu büker çiçekler
Mayıs haziranda ne güzel açar 
Temmuz ağustosta kokusu kaçar 
Eylülde ekimde mevsimi geçer 
Solar yaprağını döker çiçekler
Kasım aralıkta sordum halını 
Ocak ayı bükmüş kırmış dalını 
Eğer yese idim çiçek balını 
Arılar Abbas'ı sorar çiçekler

HELALDEN YE
Gardaş sana budur sözüm 
Helal kazan helalden ye 
İçim yanar sızlar özüm 
Helal kazan helalden ye
Sen kimseyi görme hakir 
İçim zengin dışım fakir 
Aza çoğa eyle şükür 
Helal kazan helalden ye
Gerçek söze yalan katma 
Şeytan ile çula yatma 
Ucuz alıp kârlı satma 
Helal kazan helalden ye
Doğru çalış yapma hile 
Ne dilersen Hak'tan dile 
Servet gezer elden ele 
Helal kazan helalden ye
Mahşer günü beni ara 
Dünya malı geçmez para 
Abbas gibi yanana nara 
Helal kazan helalden ye

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık