• 19 Mayıs 2017, Cuma 17:00
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

FOSFORLU CEVRİYE
 "Karakolda ayna var, ayna var
Kız kolunda damga var, damga var
Gözlerinden bellidir Cevriyem
Sende sevda derdi var "

"Köprü üstü iskele
Yarim gitti askere
Aylar değil, yıllar değil Cevriye'm
Nasıl geçer üç sene"

"Haniya da Fosforlu'm
Moriya da Fosforlu'm"

"Denizlerin kumuyum
Balıkların puluyum
Aç koynunu Cevriye
Ben de Allah kuluyum"


1923 sonrası yazınımızın ilginç kadın romancılarından, gazetecilerinden Suat Derviş (1905-1972). Tıp Fakültesi profesörlerinden Dr. İsmail, Derviş Bey'in kızı. Özel öğre­nimle yetişti. Berlin'de konservatuvara yazılmış. Berlin Üniversitesi Edebiyata devam etmiş. 1932'ye dek yaşamış Berlin'de. 1953-1963 yıllarında da Berlinli olmuş. Çocuk denecek yaşlarda düzyazı şiirle giriyor yazın yaşamına. İstanbul'da, Almanya'da; gazetelerde, dergilerde fıkra, öykü yazarak adını duyuruyor. Yazıları, romanları yaban­cı dillere çevrilen, ilgi uyandıran Türk yazarlarından. 1941'de toplumcu anlayışla Yeni Edebiyat dergisini çıkarıyor. Gençlere önderlik ediyor yazılarıyla yayın organıyla. Akşam, Hürriyet Gazetesi dışında İstanbul'daki tüm yayın organlarında yazıları çı­kıyor.
Gazetelerde öyküleri, romanları yayımlanıyor. Birçok romanı filme alınıyor. Kitaplaşan romanları: Kara Kitap (1920), Ne Bir Ses Ne Bir Nefes (1923, 1946), Hiçbiri (1923), Ahmet Ferdi (1923), Behire'nin Talipleri (1923), Fatma'nın Günahı (1924),
Beni mi? (1924), Buhran Gecesi (1924), Gönül Gibi (1928), Emine (1931), Hiç (1939), Çılgın Gibi (1945), Fosforlu Cevriye (1968), Ankara Mahpusu (1963).
Suat Derviş'in kimi romanları üstüne Batı'da da değerlendirme yazıları çıkmış. Yazar özyaşam öykülerinde öncelikle el altında bulundurduğum Behçet Necatigil'in Ede­biyatımızda İsimler Sözlüğü'nden aktardım onunla ilgili bilgileri.
İthaki önemli iş yaparak Suat Derviş' in "Bütün Yapıtları"nı yayımlıyor. İlk yapıt Fosforlu Çevriye.
May Yayınlarında çıkan (Aralık 1968) ilk Fosforlu Çevriye o yıllarda iyice ge­lişen okuma alışkanlığımın yollarıyla kesişmemiş. Keşke İthaki'nin baskısı (2016) ikinci okuyuşum olsaydı.
Suat Derviş Fosforlu Cevriye'de İstanbul semtlerini, bu semtlerin sokak yaşamını, "fedakar sokak kızı Cevriye" aracılığıyla anlatıyor. Benzer konuya Ahmet Mithat Efendi'nin Henüz 17 Yaşında romanıyla Orhan' Kemal'in Sokaklardan Bir Kız romanında da buluyoruz. Önemli olan "biçemi olan romancı bakışıyla" konunun işlenişi. Ahmet Mithat romancılığından tümden ayrılan, az çok Orhan Kemal romancılığıyla ör­tüşen bir kadın romancı, Suat Derviş var karşımızda.
Fosforlu Cevriye, ne anasını tanıyor ne babasını. Sokaklarda büyümüş o. Sokakların kızı olmuş. Yaşamak için "öyle bir yol" edinmiş.
Romanın adı Cevriye'nin saçlarından geliyor: Yağmurda ıslandığında fosfor gibi parlayan saçlarından.
İstanbul sokakları ona alışmıştır o da İstanbul sokaklarına. Günün birinde ken­disinden "yararlanmak istemeyen üstelik 'siz' sözcüğünü kullanan" biriyle kesişir yolu. Onun da başı derttedir polisle. Cevriye ölümüne, yaşamına sever adını bile bil­mediği bu gizemli adamı. Adam yakalanır. Cevriye'nin tüm benliğini ona ulaşma duygusu sarar. O tutukevine düştüğü için onun içsel durumunu yaşamak için bileğine kelepçe (damga, "kız kolunda damga var") dövdürür...
Bu ilginç yapıtı, unutulmuş romancıyı tanımak için Fosforlu Cevriye'yle Liz Behmoaras'ın "Suat Derviş Efsane Bir Kadın ve Dönemi" yapıtlarını okumadan olmaz. Okuyuculuğumuzun gereğini yapmalıyız.




MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık