• 17 Mayıs 2015, Pazar 9:50
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DOĞU KARADENİZ GELENEKSEL MÜZİK ve DANS GÜNLERİ (3)
 Hüseyin Tahmaz horanı,horanda ekip çalışmasını yıllardır kendine iş edinmiş bir arka­daşımız. KTÜ'de yapıyor bunu. Konuşmasında deneyimlerinden, horanda ekip çalışmasından, bunla­rın yarışmalarına yansıyan sorunlarından söz etti. Ekibiyle adını duyuran İmece Gençlik Spor Kulübünün eğiticisi Tahmaz. Yöremizde horan geleneğinin araştırmacısı, kaynak kişisi.
Ahmet Çilingir yıllardır halk oyunları yarışmalarının, halk oyunları örgütlenmelerinin içinde. Yıllardır MEB düzenlediği Okullararası Halk Oyunu Yarışmalarına yeni boyutlar, açı­lımlar getiren Halk Oyunu Federasyonunun çalışmalarında yer alıyor. Konuşmasına bu özelliklerini de ekleyerek özgünlük sağladı.
Selim Cihanoğlu Akçaabat-Trabzon eksenli horan, kemençe etkinliklerinin çalışkan adla­rından. Son yıllarda bu işi İstanbul'da yapıyor yanılmıyorsam. Araştırmacı yönü de var Cihanoğlu'nun. Onu 1990'lı yıllarda yayımladığı Kemençe Metodu, Trabzon'da Oynanan Horonlar ya­pıtlarından tanıyorum. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Türk Halk Oyunları Bölümünü bitirmiş. Türk Halk Oyunları üstüne yüksek lisanslı.
Konuşmasında daha çok şimdilik ilk olma özelliğini gösteren Kemençe Metodu yapıtından, yapıtı çalışırken tuttuğu yoldan söz etti. Kurduğu bir iki tümce tartışılır nitelikteydi. Piçoğlu Osman Efendi yapıtıyla önemli bir çalışma yapan, gelecekte ki kimi çalışmalara da ışık tutacak kaynak özelliğini sağlayan Mehmet Gündoğdu,Cihanoğlu'na bir iki soru yönel­terek onun yapıtındaki aksamaları dile getirdi. Soru-yanıt küçük bir tartışmaya dönüştü.
Cihanoğlu'nun Kemençe Metodunu yayımlandığında incelemiştim."Metot,nota" bölümü be­nim alanıma girmiyor.Bu bölüm için düşünce belirtemem.Yapıtın nota bölümündeki yanlışı o yıllarda sanırım bir değinme yazısı içinde saptamıştım. Cihanoğlu, Trabzon'dan, Görele'den, Giresun'dan türkü notaları vermişti. Giresun'dan,Görele'den verdiği türkü notalarındâ türkülerin yöresini  değiştirmiş, Trabzon'a yazmıştı. Örneğin ta 1970'lerde Kaynak kişisi Ömer Akpınar,Derleyen-Notalayan Nida Tüfekçi olan Giresun-Görele-Çavuşlu türküsü YAYLANIN SO­ĞUK SUYU adlı türkümüzü "TRABZON—GÜRELE" türküsü olarak göstermişti.Oysa TRT'de türkünün özgün notası,"künyesi" vardı.Konuşma sonrasında Cihanoğlu'na aktardım yanlışını. TRT'de doğrusu varken neden böyle davrandığını sordum."TRT'den aldım." deyince şaştım. Israr et­tim, makale yazan bir araştırmacının böyle davranamayacağını anlattım, doğrusu oysa yeni bas­kıda düzeltirim, gibi bir şeyler söyledi. Yöremizde özellikle genç araştırmacıların bu tür yanlışlar, çarpıtmalar yaptığını anımsadım. Salt kemençede, kemençecilerde değil kimi yazın ürünlerinde de buna benzer bilim dışılıklar, "intihaller" oluyor...
Horanın konuşulduğu bu ilk panelde horana, halk oyununa yıllardır emek veren araştırmalarıyla horan, kemençe kültürünün tarihsel gelişiminde doğrunun, gerçeğin, bilimin dışına çıkmayan bu konuda çok özenli olan arkadaşım Yusuf Kurt'un konuşmasını dinledik ilgiyle. Ken­dine özgü anlatımı da ilgiyi yoğunlaştırdı. Yusuf Kurt'un solunda Cavit Şentürk oturuyordu. Kurt söze başlarken Cavit "Hoca"ya sarılarak,ağlayarak onun elini öpmesi duygulandırdı bizi. Öğretmen-öğrenci ilişkisi yanında büyük emeklerle, birikimle, deneyimle insan yetiş­tirmenin de saygınlığı yansıyordu bu görünümde.
Yusuf Kurt; Tonyalı.Yöresi,Görele onun araştırma alanlarından. Giresun'da öğrencilerine aktarıyor birikimlerini. Giresun'u, Şebinkarahisar'ı, Alucra'yı da...araştırıyor. Unutulan halkoyunlarını günışığına çıkararak yetiştirdiği gençlere aktarıyor. Panel bitiminde öğrencileri Giresun'dan özgün örneklerle halkoyunu oynadılar. Yöremizin "horan" terimine ek­lemlenen "farklı coğrafyalarını" sundular.
Panalden bir iki gün sonra Yusuf Kurt, Mehmet Gündoğdu Görele'ye geldiler. Parkta otur­duk, çay içtik, üç günlük Doğu Karadeniz Geleneksel Müzik ve Dans Günleri'ni değerlendir­dik. Katip Şadi Ağabey, bizim "kemençe derneği" yönetiminden İlhan Tahmaz da vardı. Akşama doğru Kumyalı'daki "kemençe heykelinin" önünde fotoğraf çektirdik. Mehmet Gündodu'yla Yu­suf Kurt'u Tonya'ya uğurladık.
Panelin son konuşmacısı Sebahattin Şentürk'tü. Bir yaşamöyküsü yapıtı yayımlamıştı, ağabeyi Cavit Şentürk'ü anlatan.
Sebahattin Şentürk konuşmasını bu kitap, ağabeyi Cavit Şentürk üstüne odaklamıştı. Nük­teli anlatımıyla kendi dünyagörüşünü, yaşambiçimini ağabeyi Cavit Şentürk'ün horan tutkusu­nun nasıl değiştirdiğini aktarmıştı.
Konuşmalar bitti.Sıra horanda.El ele tutuştu konuşmacılar.Mehmet Gündoğdu çalıyor olağanüstü becerisiyle. Bir daha belki de zor kurulacak, belki de hiç kurulamayacak bir horan. Mutlandım, duruldum, türlü çağrışımlara, anılara gittim. Cavit "hoca"nın en ufak ayak devini­mini kaçırmıyorum...Böyle horan, böyle güzellik mi olur...Tüyleri diken diken oluyor insanın, uçarı geliyor…Böyle güzelliklerle, yaratılarla bütünleşmek ne güzel…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık