• 10 Mayıs 2015, Pazar 10:05
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DOĞU KARADENİZ GELENEKSEL MÜZİK ve DANS GÜNLERİ (2)
 13 Nisan 2015,Pazartesi etkinlik izlencesinin ilk günüydü. Erkenden geldim Trabzon'a. "Moloz'da” biri İki gereksinim giderdikten sonra çok az bekledim dolmuş sırasında, gelene bindim, Tıp'a gidiyordu, Üniversite kavşağında indim. Oradan yürüye yürüye, sabah soğuğunun dinginleştiren devinimleriyle ulaştım yakındaki Prof.Dr.Osman Turan Kültür Merkezine. Girişte etkinlikle ilgili izlenceler, afişler asılmıştı uygun yerlere. 13'te başlayacak­tı etkinlik. Buraya erken gelişim yolu izi,etkinlik yerini öğrenmek içindi. Trabzon'a döndüm: Uzunsokak'ta, Maraş'ta, Kunduracılar'da dolaştım. Kitapçılara uğradım. Arkadaşım halk ozanı Mecburi'nin "daktilo"ya gereksinimi vardı. Onu araştırdım. Yoktu. Akademi'de yardımcı oldular, bir ad, bir telefon numarası verdiler...
1970'lerin Sümer Sinemasının yerinin az ilerisinden kalkıyordu dolmuş KTÜ'ye. 12'de geçtim Kültür Merkezi Sosyal Tesislerine. Kalabalıktı içerisi. Konuklar, görevliler yemek yiyorlar, çay içiyorlar, söyleşiyorlardı.
Yıllardır KTÜ'de horana, halk oyunlarına emek veren, yetiştirdiği ekiplerle çok sayıda yarışmalarda birincilikler almış arkadaşım, ilçedaşım Hüseyin Tahmaz'la kucaklaştık. Masa­larına çağırdılar. Değerli halkbilimci, horancı, Akçaabat-Trabzon adını Türkiye'de, yurtdışında duyuran Cavit Şentürk "Hoca" da vardı. Tanıştırıldık, "hal hatır sorduk." Mehmet Gündoğdu da masadaydı. Özlem giderdik. On beş yirmi dakika söyleştik. Horan, kemençe, halk oyunu yarışmaları, yarışmalardaki değerlendirmeler,4+4+4'ten sonra okullardaki halk oyunu çalış­malarına gelen kısıtlamalar üstüne...Dışardayız, Ayhan Yüksel geliyor, kucaklaşıyoruz.
13'e on kala Kongre Merkezinin etkinlik salonundaydık. Girişte izlence çizelgesini, yaka kartımızı aldık. Sunuculuğu emekli öğretmen Kemal Yılmaz yapıyordu. Etkili bir giriş konuşmasıydı sunucununki;Karadenizli olmak izleğini dizelerle, manilerimizle bütünleştir­mişti. Ardından etkinliğin amacını, önemini belirten izleyicilere, katılımcılara, konuklara "Hoş geldiniz" diyen konuşmalar yapıldı KTU yetkililerince:KTÜ Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölüm Başkanı,KTÜ Konservatuvarı Müdürü,KTÜ Rektörü Doç Dr.Abdullah Akat,Prof. Dr.Osman Bektaş,Prof.Dr.Süleyman Baykal... açılış konuşmalarıyla etkinlikleri başlattı­lar.
14-14.45,"Davetli Konuşmacı Ahmet Turan Demirbağ'ın. Konuşma konusu:"Horan Realitesin­den Esinlenerek Oluşturulan Düşüncenin Gerçeğin Yerine Konması Yanılgısı ve Yarattığı So­runlar"
Demirbağ,konuyu özgür bakışlarla,somut örneklerle,dinleyiciyi sıkmadan aktarıyor.İl­giyle dinliyoruz. Birey, toplum, toplumbilim, felsefe, yaratıcılık...kavramları konuşmanın içeriğini varsıllaştırıyor. İstanbul'dan gelmiş Demirbağ. Konuşma bitiminde bir iki soruy­la karşılaşıyor. Bu tür sorular konuşma konularını daha anlaşılır kılmakta.
15-18 Panel: "Horon "..."Moderatör" Ahmet Turan Demirbağ. Konuşmacılar;Cavit Şentürk, Or­han Durgun,Hüseyin Tahmaz,Ahmet Çilingir,Selim Cihanoğlu,Yusuf Kurt, Sebahattin Şentürk.
Cavit Şentürk adı yıllardır horan, Akçaabat, Trabzon sözcükleriyle bütünleşti.Neredey­se yaşamını horana adayan "horancı",horan eğitimcisi...Horan onun için yaşambiçimi, se­vinç kaynağı, mutluluk devinimieri, yaratıcı güzelliğin Karadenizce dışavurumu. Haldun Ta­ner'in Keşanlı Ali Destanı'nda ilginç bir konuşma vardı, anımsarsınız: Ali'nin yavuklusu Zilha çok yaşamsal bir durumda Ali'ye:-"Destart mı,ben mi" deyince Ali'nin yanıtı düşün­dürücüdür: '-Destan..." Horan da böyle Cavit Şentürk için. Çok değerli kavramları bir yana koyarak bunlar mı, horan mı? dense Cavit "Hoca'nın" yanıtı "horan" olur kuşkusuz.
Şentürk, ta gençlik yıllarına giderek horana nasıl gönül verdiğini, yıllar içinde ho­ranla nasıl bütünleştiğini, bu uğurda döktüğü terleri, verdiği emekleri, yetiştirdiği genç­leri...anlattı deneyimli, akıcı anlatımıyla. Özenle dinledim, hiçbir tümcesini kaçırmadım Cavit Şentürk'ün.
Orhan Durgun yılların birikimiyle horanın kendine yansıyan yönlerini paylaştı dinle­yicilerle. O da yıllardır ata kalıtı horanın içinde ter döküp duruyor. Yanılmıyorsam 1990'lı yıllarda Trabzon Okullar Arası Halk Oyunu yarışmalarında gençler düzeyinde bir ekiple katılmıştı yarışmaya, ben de "jüri" üyelerinden biriydim. Yarışma sonrasında yanıma gele­rek ayaküstü ekiple ilgili kimi düşüncelerini aktarmıştı. Onu dinlerken anımsadım, kaç yıl geçmiş aradan.
Bu bölümdeki konuşmacılar çok iyi horancı. Orhan Durgun'u dinlerken konuşmalar bitince onların oynayacakları horanı düşünerek sabırsızlanmıyorum desem yalan olur.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık