• 14 Aralık 2013, Cumartesi 12:24
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DİZELERDEN YOL ÇIKMAK
Kimilerde bir dizeden, bir tümceden, bir dörtlükten yola çıkarak bir ozana, yazara, düşün-adamına, bilim adamına yöneldiğim çok olmuştur. Küçücük ama etkileyici bir örnekten iz sürerek bütüne, sonsuz ufuklara, bilinmedik coğrafyalara yelken açmak;öğrenmenin de birikim edinmenin de uzun, doyurucu, eğitici yoludur yaşam boyu öğrenmeyi, öğrenciliği seçenler için.
Dizelerin, yapıtların, türkülerin, dergilerin ardına düştüğüm 1960'ların sonlarına doğru amcamın oğlunun duvarındaki Saatli Maarifin bir yaprağında yüz yüze gelmiştim o ilk dörtlükle::"Elveda ey hayat, elveda dünya;Elveda bahçesinden geçtiklerim./ Elveda kahvesini içtiklerim/ Elveda yarım bıraktığım rüya."
Çok etkilenmiştim.Çerçevelemiştim belleğime. Sürekli yinelemiştim. İçinde bulunduğum ortama, anamın geri dönüşü olmayacak sayrılığına uygundu. İlk kez duyduğum bir addı dörtlüğün ozanı: RÜŞTÜ ONUR.
Adı gibi duygularımı, iç dünyamı onurlandıran özel ozanımdı o. Arayışlarım başlamıştı: Yapıtı var mıydı? Nereliydi? Nerelerde yazıyordu? Dörtlük bir şiir miydi, bir şiirin parçası mıydı?
Zaman içinde karşılık buldu içimdeki sorular. Önce yaşamöyküsünü edindim yıllar içinde:1920'de doğmuştu. Babası bir köy öğretmeniydi. İlköğrenimini Devrek'te yapmıştı. Kastamonu'da, Zonguldak Çelikel Lisesinde okumuştu. Kısa memurluğu olmuştu. İnce hastalığa tutulmuştu. İstanbul'da 1942'de ölmüştü...Zonguldaklı ozan, genç yaşta ölen ozan olarak da tanınmıştı.
Yaşamöyküsünden sonra ulaştım dörtlüğün öteki kardeşlerine:"Elveda ey Tanrım artık elveda/Elveda kırkı içinde aşklarım./Elveda ey menekşe gözlü karım/Ki yaşamakta uzak bir adada//Elveda uzak dağlar arkasında/Ey benim şarkımı söyleyen çocuk/Elveda bir ömür süren yolculuk/Elveda ey kuş ki dallar arasında."
Topu topu birkaç yıl şiir yazabilecek, yirmi ikisinde ölen bir ozanın yazdıkları, yazıştıkları... sürdürdü öğrenme arayışlarımı, yöntemlerimi. Günün birinde büyük ölçüde tamamladım eksiklerimi. Bir yapıta, Salah Birsel'in RÜŞTÜ ONUR'una (Şiirleri, Mektupları, Ardından Yazılanlar) ulaştım.Yıllar içinde kimbilir kaç kez elime aldım küçücük ama tek yapıtı. Çoğu sorularımı yanıtladı Salah Birsel. Rüştü Onur'la arkadaşlıkları, mektuplaşmaları, Behçet Necatigil-Rüştü Onur yakınlığı.Yayımladığı, yayımlamadığı ama mektuplarda yaşayan şiirler...Zonguldak, hastane günleri, sevdiği kız...Salah Birsel'in fısıldamasıyla öğrenildi.Kardeşi Saffet Onur'un ilettiği şiirler, Necati Cumalı'ya yazılan mektupların katkısı Salah Birsel eliyle o kuyucuya, öğrenmeye ilgi duyanlara yol gösterdi yılar yılı.
Zonguldak'ı da ilgi alanında tuttu yazdıklarıyla, yaşadıklarıyla Rüştü Onur. Zonguldaklı ozandı o. Karşı koyulmaz öğrenme, öğrencilik amacımda Rüştü Onur nedeniyle Zonguldak da vardı.Gerçi Saatli Maarif Takvimi'nin bir yaprağına düşen dizeleri özümsediğim yıllarda Orhan Veli'nin, "Zonguldak yolundayız/Dağların tepesinden/birdenbire denizi göreceğiz/denizi gökle bir göreceğiz./Siyah akar Zonguldak'in deresi/Yük karası değil kömür karası/Böyle kazanılır ekmek parası/Gemiler vardı limanda gemiler/Herbiri yeni bir ufka gider./ dizelerini de serpiştirmiştim belleğime. Olsun. Beni yönlendiren ortak araçlar... Doğru araçlar...Zonguldak bir kent olmaktan çıkmıştı;konu,tema olmuştu.Kömür olmuştu,ekmek parası, emek,alın teri, pezük gibi kızarıp sonra lime lime olan ciğerler... onların öyküleri...Onları kimler yazmıştı Rüştü Onur sonrası?
Öykücü,romancı Mehmet Şeyda'nın Zonguldak Hikayeleri'ne,Yanartaş romanına yönelmemin dahası Mehmet Şeyda'yı öteki yapıtlarıyla tanımanın, öğrenmenin ardıdaki itici güç takvim yaprağındaki o dizelerdir.
Zonguldak doğumlu Sadi Yaver Ataman, Mümtaz Soysal, İlhami Soysal, İrfan Yalçın, Fikret Arıt okuma-öğrenme alışkanlığımın güzel, mutlu saatlerinde yer aldı o dizelerin yönlendirmesiyle.
Behçet Necatigil'in deyişiyle "Zonguldak Kömür havzası kömür işçilerinin hayatlarını sergileyen ilk hikayeleri yazan, kitaplaştıran Ahmet Naim'i de "o yıllarda" el yordamıyla edindiğim okuma-öğrenme güzellikleriyle öğrendim.
Rüştü Onur'u bir öğrenci anlayışından uzaklaşmadan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği sürecimde denk getirerek aktardım öğrencilerime, edebiyat-sanat-kültür söyleşilerinde de arkadaşlarıma, dostlarıma, çevreme.
Öğrenmenin ardına düşmenin yanında öğrendiklerimi paylaşmak da hoşuma gidiyor. Çoğunca dizeden, dizelerden yola çıkılarak dünyalara ulaşılıyor. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık