• 03 Mart 2017, Cuma 16:02
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DEĞİNMELER
 1
Everest Yayınları tüm şiirlerini 200 sayfada toplayarak yayımlamış Asaf Halet Çele­bi'nin.
Çelebi 1907 İstanbul Cihangir doğumlu. Haftalık S.E.S gazetesinde yayımladıklarıyla 1938'de adını duyurur. Osmanlı ekiniyle yetişen ozan özel ilgilerle Mısır, Hint, Asur, Fransız anlayışından; biçim yönünden Orhan Velilerden etkilenir, içerik olarak Doğu'yu, Batı'yı duyumsatan dizeler kurar. İlginç, özgün şiir dili oluşturur. He (1942), Lamelif (1945), Om Mani Padme Hum (1953) yapıtları "adıyla" Çelebi şiiri için şiirimizde özgün­lükler çağrıştırır.
Aydınlık Kitap'ta Damla Yazıcı (17 Şubat 2017) Everest yayınını duyurarak Çelebi'yi tanıtan, değerlendiren, dönemi içindeki yerini belirleyen bir inceleme yayımladı. Yazıyı kestim, gereken yere koydum. Yazının ortalarında yer alan şu tümcelerine takıldım Dam­la Yazıcı'nın: "Dönemin edebiyat ve sanat çevreleri edebiyat kahvehanelerinde ve dergilerde büyük tartışmalara girer. Bu tartışmalar edebiyatın ham maddesi olan dilin de değişmesiyle daha da alevlenir. Gelenekçiler ve yenilikçiler kamplara ayrılır. Öztürkçenin büyük savunu­cusu Nurullah Ataç'a bir Röportajda Orhan Veli sorulduğunda, Ataç liseyi birlikte okuduğu sınıf arkadaşı Orhan Veli için "Tanımıyorum, o da kim" diyecektir örneğin."
Yazıcı'nın yazdığı gibi Nurullah Ataç'la Orhan Veli'nin aynı lisede okuması dahası sınıf arkadaşı olması olası mı?
Ataç 1898, Orhan Veli 1914 doğumlu. Ataç on altı yaşındayken doğmuş Orhan Veli. Ataç ilkokuldan sonra dört yıl kadar Galatasaray Sultanisinde okur (Behçet Necatigil). Orhan Veli ilkokulun dört sınıfını Galatasaray Lisesinde, okudu, liseyi de 1932'de Ankara Gazi Lisesinde bitirdi (Behçet Necatigil). Ataç'ın 1921'de Nişantaşı Lisesinde Fransızca öğretmenliğine başladığını da biliyoruz. Damla Yazıcı'nın bu "yazı özensizliğine, unutkanlığına" 
açıklaması olacaktır kuşkusuz.
2
Asaf Halet Çelebi'den iki örnek aktarıyorum. Belleğinizde yer eden şiirlerle örtüşen yanlarını bulmaya çalışın: "SİDHARTA niyagrodhâ / kos koca bir ağaç görüyorum / ufacık bir tohumda / O ne ağaç ne tohum / Om mani padme hum (3 kere) / sidharta buddha / ben bir meyvayım / ağacım âlem / ne ağaç / ne meyva / ben bir denizde eriyorum / om mani padme hum (3 kere)"
"MARİYYA Lizbonlu Maria Barbas'a lizboa / boa / sim siyah saçlı kadın / mariyya / bir masal söyle bana / kan nasıl çıkmadı taştan / o ölen kimdi / mariyya // öleni bilmem / se­ninle bir bahçedeyiz geliyor bana / buna şarkı derler / lizboa / ben bir şarkıyım / atlas de­nizlerinden geldin / önümde dalgalar vardı / arkamda dalgalar // dalgalar bitince ben de biterim." MARİYYA 2 çin kadar uzaklardan / can kadar yakından / sen bir masal kızısın / dün / çinden gelmiştin / bu gün lizboa'dan / yüzünde tasçın kokusu / gözünde cin / bir gün burdan gidersir / mariyya // can kadar yakın / çin kadar uzak / liz boa boralı haritalarda kapanır / bir gün buradan gidersin / mariyya / aynalarda seni ararım // bu dünyada seni ararın / mariyya."
3
Çoklarının ulaşabildiği görkemli alışveriş yapılarındaki, uzaktan satışevlerindeki ünlenmiş adlardan derlenen çok satanlarda son yıllarda değişmeyen üç ad var: Mustafa Kemal Atatürk, Sabahattin Ali, Stefan Zweig.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün En önemli yapıtı Söylev birçok yayınevinin baskılarıyla koruyor sıralamada sürekli yerini. Çocuklara, gençlere, büyüklere yönelik yeni baskıları çıkıyor Söylev'in. Kimi tv.lerde görüntülerinin altında "tarihçi" ya­zan ama "tarih bilmiyle" uzaktan yakından ilgisi olmayanların Atatürk, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet konularında bunca "atmalarına" karşın gençlerimiz, nitelikli okurlarımız, sağduyulu öğrenme isteklilerimiz Söylev'e yöneliyor. Osmanlıyı, çöküşü; Kurtuluş Savaşını, Cumhuriyeti, TBMM'yi, devrimler!...  birinci kişiden, Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrenmeyi yeğliyor... Söylev'in ilk sayfasıyla ikinci cildin son sayfasını unutmu­yor, belleklerine kazıyor; çocuklarına, torunlarına aktarıyor...
4
Sabahattin Ali'nin en güçlü romanı Kuyucaklı Yusuf ama en çok satan Kürk Mantolu Madonna. Keşke yazarın öyküleri de okunsa, çok satsa...
Stefan Zweig'in yaşamöyküleri, incelemeleri, kısa öyküleri önemli. 1942'de Hitler an­layışının bunalımıyla eşiyle yaşamını sonlandıran yazar belki de Avusturya'da bu denli okuyucu bulamıyor...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık