• 29 Haziran 2014, Pazar 12:31
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DEĞİNMELER
 1.
Kaynak yapıtları tarayarak "yazarlar-ozanlar doğum-ölüm çizelgesi” oluşturdum. Yıllar içinde güncellenen çok yararlandığım el emeği. "Edebiyat Sohbetleri" için de her an baktığım “kaynakça”lardan. Kaynakçama göre 18 Nisan 1988'de yitirdiğimiz 1914 doğumlu Oktay Rifat 100 yaşında.
Yazınımıza, sanatımıza, önemli ozanlarımıza ilgi duyan kimi yayın organlarında, örneğin Cumhuriyet'te, Aydınlık'ta, Radikal'da, Milliyet'te, Zaman'da, Hürriyet'te...Oktay Rifat'la ilgili epeyce habere, değerlendirmeye tanık oldum.
Oktay Rifat Türkçemizin "büyük oğul"larından biri. "Garip" üçlüsünden. Onları 1969'dan beri tanımaya çalışıyorum. Bu, benim için öğrenme-özgün şiir yaratısından beslenme süre­ci. Oktay Rifat'la Melih Cevdet Anday bu süreçte azıcık Orhan Veli Kanık'ın gölgesinde kalmadı da değil. Diyesim, Oktay Rifat'a-şiirlerine, oyunlarına, romanlarına- ulaşmam, çalış­mam Orhan Veli'ye göre on yıl geridendir...
Dağlarca gibi Oktay Rifat'ta da çok geniş bir bakış, algılayış, konu çeşitliliğine ulaşır.
“Garip" şiirleri yanında taşlamaları, toplumsal şiirleri, sevi şiirleri...soyut şiir­leri...vardır büyük, önemli ozanın. Beni alıp götüren şiirlerinin çoğunda halk kültürün­den gelen süzülmüşlükle çağdaş anlayışın kaynaşımını sezinlerim.
Oktay Rifat;Nihat Sami Banarlı,Abdurahman Nisari(Cevdet Kudret),Özdemir Sarıca-Mahir Ünlü-Ömer Özcan,Mesude Dinçer-Asım Bezirci-Nalan Göker çalışmalarıyla lise edebiyat ki­taplarına girdi, okutuldu yıllarca. Şimdi de okutuluyor, LYS'de çıkıyor soru olarak.
Son yılların ders kitaplarında özellikle de "Konu Anlatımlı Edebiyat" kitaplarında Oktay Rifat'ın soyadı "Horozcu" yazılı. Öğrenciler de sık sık soruyor haklı olarak. Oktay Rifat'la ilgili biriktirdiklerimi kimi zaman paylaşıyorum sınıfta...Onlar da şaşırıyor bu bilgi yanlışının, kirliliğinin karşısında. Oktay Rifat'ın-ALİ OKTAY RİFAT- yapıtların­da, kimlik bilgilerinde, iş-uğraşı bilgilerinde böyle uydurma bir soyad da yok...Daha nerdeyse yaşayan bir ozanımızın eğitimde yanlış anlatıldığını, sorulduğunu, "ezberletildiğini” görünce kimbilir eski dönemlerle ilgili neler yumurtlanıyor?
Bilgi'den, Remzi'den, Ararat'tan,İnkılap'tan...olduğu gibi Vedat Günyol'un Çan Yayınları'ndan da toplu kitap isteklerim olurdu. Oktay Rifat'ın İKİLİK'i 1963'te çıkmış Çan'da. Ondan gözlemci, yaşamı, insanları, doğayı seven; yaşam sevinci dolu bir örnek:
"Girin satıcılar evimin bülbülleri/Girin girin aydınlık bahçemden içeri/üzüm satın armut satın nar satın bize/Dağlar görünürken kapıda ardınızdan/İndirin tüy gibi küfeyi sırtınızdan/Bir elmada bir mevsim dolsun evimize/
Ya sen ey karınca tüccarı gazeteci/Ağzının ucunda bir sap ebegümeci/Kaşlarında ma­cera gözlerinde oyun/Şeytan gibi kaçan yollu bisikletinle/Yırtık çizmelerin kadife kasketinle/Getir o eski sevincini çocukluğun/
Akşamla bacada mavileşince duman/Biten türkü gibi uzaklaşın kapımdan/Kayın ağır ağır gündüzden gecenize/Ey İstanbul ağziyle mal satan simitçi/Çocukları eşeğine bindiren süt­çü/Halil İbrahim bereketi kesenize"
2.
Baksı eski Türk şivelerinde,Uygur metinlerinde geçen;Moğolcaya, Çinceye uzanan bin sözcük. Yazıcı, türkü, şiir söyleyen anlamını içermekte. Ozan, bahşı, kam, şaman...adlarıyla eşanlamlı.
Bayburt'un bir köyü Baksı. Bayburt'tan çıkıp tam 40 kilometre gidildikten sonra Ço­ruh'a tepeden bakan Kaçkarlar'ın karşısında güzel bir köy…Ne yazık ki adını de­ğiştirmiş kimbilir hangi düşüncelerle, hangi bilinçsizliğin eylemiyle?Bayraktar yapmış­lar adını...Baksı olmuş Bayraktar... Dil, gelenek, tarih... yüzeysizliğinin sonucu belki de.
Baksı, bizim köyler gibi sürekli göç veren bir Anadolu köyü...Okuyan gitmiş, iş aş derdine düşen gitmiş... Köyden Cumhuriyet'in ilk yıllarında gelerek Görele'ye yerleşen aileler de var...
Ressam, öğretim üyesi Hüsamettin KOÇAN Baksılı. Doğduğu, çocukluğunun geçtiği bu top­raklara "borcunu" ödemiş belki de BAKSI MÜZESİ'ni oluşturarak. Baksı Müzesi'ni ilk gi­dişimde yazmıştım bu köşede...Müze,2014 Avrupa Konseyi Müze Ödülü'nü aldı...Ardın­dan ünlü, önemli İspanyol sanatçı Joan Miro'nun "Femme aux Beaux Seins" adlı bronz heyke­li sergilenmeye başladı müzede...Sanatla ilgilenen dünya insanları Baksı'yla ilgili haberleri, değerlendirmeleri okuyor bu aylarda...
Köyde yaşayanların neredeyse tümünün müzede sergilenenlerle, heykelle, resimle, sanat­la bir ilgisi yok…Bu bir çelişki olsa da bir aydının doğduğu köyü çalışmasıyla evren­selleştirmesi olağanüstü güzellik…Keşke her ilin Hüsamettin Koçan'ı olsa..

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık