• 09 Şubat 2014, Pazar 10:03
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DEĞİNMELER
 I.
Yıllar önce Turan Engin'in sesinden belleğime aldığım bir türküdür Vardım Hindeli'ne Kumaş Getirdim.Türküyü,Yücel Paşmakçı 1970'de Engin'den derleyerek notalamış. Türkünün yöresi nice güzel, önemli türkülerin yaratıldığı Erzincan'dır.
1970'li yıllarda dilimden düşürmediğim türkülerdendi Vardım Hindeli'ne Kumaş Getirdim. O yıllarda bir radyo dinleyişimde "türkü defterime" de geçirmiştim bu etkileyici yaratıyı.
“2013'te Yitirdiklerimiz" yazısında küçük bir anımın aktarımında geçti türkünün adı. "Vardım Hint Eline Destan Getirdim" biçiminde. "Kumaş" sözcüğünü  "destan" yazmışım.
Türkünün adını yazarken ikirciklendiğimi anımsıyorum.Belleğimde ikisinin de yeri var.Türküde de "destan" çağrışımı var.Olsun. İvedilik iyi değil. Hele ivedilikle ikircilik yanyana gelirse hiç  iyi değil. Belleğe güvenmemeli tümcesini yıllar öncesinde kurmuştum. Üç düşün, beş düşün; kaynağa, yapıta bak.Ondan sonra son biçimini ver belleğindeki tümceye.Bir  kaynak, bir yapıt doğrulasın bilgi aktarımlı tümceni. Ardından atlı mı geliyor? Ne bu ivedilik?..
Bir anı aktarımında belleğin yanıltması bağışlanabilir ama bilgi aktarımındaki yanlışlık bağışlanabilir mi?
Yazıya son noktayı koydun, kağıdı çıkardın makineden. Koşarcasına tıpkıçekime iye gitmenin, sonra tıpkıçekimi zarfa koyarak Yeşilgiresun'a göndermenin gereği ne? Bu yazıyı makineden çıkardıktan sonra başkasının yazısını okuyormuşçasına,inceliyormuşçasma okusan neyin eksilir?
Nice yazar dalgınlıklarını eleştirmiştin. Bir ivedi davranışın benzer duruma düşürdü seni.Sık sık kullandığın tümceyi unutma sakın:Düşüncede yanılma, yanlış olabilir ama. yazı yanılgıyı, yanlışı bağışlamaz.
Hayrettin Günay,düş yola.Yazma, okuyucuna, o güzel Erzincan türküsüne özrünü bildir, türkünün sözlerini paylaş türküseverlerle. Ezgiyi unutanlar araştırıp öğreniversinler, söylemeye başlasınlar Vardım Hindeli'ne Kumaş Getirdim'i: “Vardım Hindeli'ne  kumaş getirdim/Açtım bedestanı, sattım oturdum/Sen benim başıma neler getirdin/Ben senin kahrını çekemem gönül/Eline aluben sazlar istersin/Göllerde ördeği  kazlar istersin/Benden mahbub gelin kızlar istersin/Ben senin kahrını çekemem gönül/Kara bulut gibi göğe ağarsın/ Sulu yağmur gibi yere yağarsın/O yar senin değil ne çok bakarsın/Ben senin kahrını çekemem gönül” 
2.
Ziya Osman Saba'nın şiirleri, yazıları uzun aralıklarla yeniden okuduğum ürünlerdendir. Dizelerinde insanın içini adsız duygularla ürperten "bir şeyler" var.Tümceleri de sıcak, içten...Söyleyişi usa ansızın gelivermişçesine olsa da dizelerin güzelliği ortada: “Evine misafir geleyim/Kahvemi sen pişir/Taze doldurulmuş sürahiden/Bir bardak su ver/ Yetişir.”
Onda anlatı tümcelerini anımsatsa da şiiri bulmuş olgunluk var: "Bu gün gibi hatırımda/İlk gün, ilk ders, ilk hece/Şiirler yazmak için öğrendiğim güzel Türkçe./Yeni  kitaplarım, siyah göğüslüğüm..."  Tüm okuyucuda anı çağrışımı doğuracak dizeler...
İstanbul yazarı o. Şiirlerinde de anılarında da öykülerinde de İstanbul...O güzel kenti 1940'larda yansıtırken dünyagörüşü, yaşama bakışı çiçekleniyor: "Bir ağaç gölgesi,  bir rüzgar öteden/ Allahım dünyadan bir karış toprak/Kavgasız, gürültüsüz üstünde/Mesut olunacak."
Çocukluğu, insanı, insanlığı unutulmaz dizelerle ne de güzel yansıtmış: “Çocukluğum, çocukluğum…/Uzakta  kalan bahçeler."
"Sizleri göreceğim geldi, iyi insanlar ./Hür gemiciler, deniz, yollar, şen şarkıcılar"
"Birbirini yemek için boğuşan/biz insanlar..." "Yaşadım aranızda artık bitti, insanlar Fenaları tanıdım ve sevdim iyileri."
En, yakın arkadaşı Cahit Sıtkı Tarancı ölüm korkusuyla boğuşurken Ziya Osman Saba,Yunusça karşılar ölümü:"En güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz/Ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz."
Ölçüyü, biçimi gözardı etmediği; aşınmış uyaklara yüz vermediği dizelerinden:"Bu vakitsiz inen yazarken inen akşamla/Kapanmış pancarlara dayayarak başını/ Dinle solgun bahçenin kalbe anlattığını/Ağacın yaprak yaprak, havuzun damla damla" "Bir bademin altına yorgun oturmak biraz/Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı/Artık bütün renklerden artık uzaklaşmalı/Beyaz, işte aylardır gözümde tüten beyaz."
Mesut insanlar Fotoğrafhanesi, Değişen İstanbul onun “betonlaşmamış", "AVM'leşmemiş" "rant kavgalarıyla" örselenmemiş İstanbul'umuzu anlatır…Yeniden okunmalı bu ara!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık