• 04 Eylül 2015, Cuma 16:54
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DEĞİNMELER (3)
 -- 4 --
Geçtiğimiz yıllarda bir iki kez Cumhuriyet'teki köşesine ara vermişti Oktay Akbal sayrılığından, yazdıkları "veda", "son notlar" niteliğindeydi. iyileşince yeniden başlamıştı.
Epeydir yazamıyordu Cumhuriyet'te. Sayrıydı yazamayacak denli. Adını Cumhuriyetimizden alan, yarım yüzyıldan çok yazdığı gazetede yazamayacak denli yaşlıydı, yorgundu. Cumhuriyetle yaşıttı.
Tepeden tırnağa yazardı. Öykücü, romancı, denemeci, günceci, anıcı, kimilerde de eleştirmen. 
Onu okumaya ne zaman başladığımı anımsamaya çalışıyorum. Liseyi bitirdiğim yıllar. Gazetedeki köşesinden okumuş olmalıyım ilk. Eğitim Enstitüsü'ndeki ilk günlerimde Trabzon'daki kitapçılarda "kitap avına" çıktığımda edinmiştim "Konumuz Edebiyat"ı. "Edebiyat Üzerine Denemeler".
Suçumuz İnsan Olmak romanı yanılmıyorsam yayınlanmıştı radyodan. O yıllardan mı edindim sonraki yıllarda mı anımsayamıyorum. Roman romanı çekmiş olmalı, E Yayınları'nın özenli baskısıyla İnsan Bir Ormandır'a ulaştım. 1950 öncesinde bir gazetede yayımlanmasına karşın neredeyse otuz yıl sonra ulaştım Oktay Akbal'ın Garipler Sokağı'na. Romanlarından sonra ödüllü ödülsüz öyküleriyle tanıdım Oktay Akbal'ı.
Romancıların, öykücülerin, ozanların gazete yazıları ilgimi çeker. Beğendiğiniz, sevdiğiniz, tuttuğunuz köşe yazarı yılları içinde dost, yakın, "sırdaş", iç döktüğünüz... biri olur çıkar. Oktay Akbal öyleydi benim için. Onunkiler "fıkra"dan öte deneme, söyleşiydi. En güç günlerde, dönemlerde umut dolu, iç açıcı, güç verici yazarlardandı. Anday, Günyol, Selçuk, Otyam, Mumcu gibi...
Yazınımızdaki ilklerden Küçük Paşa'nın yazarı Ebubekir Hazım Tepeyran'ın torunuydu. Dedesi, babası Osmanlının çöküş; bağımsızlık savaşının kazanılış, Cumhuriyetin kuruluş sürecinde "dik duranlardan"dı. Oktay Akbal'ın yüzlerce yazısındaki Mustafa Kemal ATATÜRK, Cumhuriyet, laiklik, bilim, demokrasi vurgusu buradan geliyordu.
Mehmet Seyda'nın "Edebiyat Dostları"ndandı...
"Hiroşima'lar, Olmasın" önemli saydığım gezi yapıtlarımızdandı.
Nurullah Ataç'ın yazın türü olarak ilk yoğun emek verdiği güncede unutulmaz, önemli yapıtlar üretti Oktay Akbal: Geçmişin Kuşları, yeryüzü Korkusu, 80'lerde Bir yazar... şimdi anımsadıklarım.
Akbal'ın 12 Eylül'ün ilk aylarından Cumhuriyet'teki yazısından dolayı bir iki ay içeride kaldığını da unutmuyorum.
Cumhuriyet'teki yazısında şöyle yakınıyordu yıllar önce: "İnsan kendi askerini tutuklar mı? yıllarca hapishanelerde tutar mı?... İyi ki yaşlandım diyorum. Böyle çirkin manzaraları fazla göremeyeceğim için. Bir kurtuluştur zamanında çekip gitmek. Bugünkü ülkenin durumu hiçbir umut vermiyor. Günden güne bir batağa gitmekte olduğumuzu düşünmek korku verici bir yaşantı."
Akbal çağdaş yazınımızın değerli, yeri dolmaz öykü, deneme, günce yazarlarındandı. 90. yaşını Muğla Akyaka'da kutlamıştı dostlarıyla. 92'de orada çekip gitti...
-- 5 --
Yazın dergileri ilk gençlik yıllarımdan beri okuyucu olarak tutkularımdandır. Varlık, Türk Dili, Yeni Ufuklar, Yansıma, Gösteri, Eleştiri, Yeni A, Soyut, Milliyet Sanat, Kıyı, Somut, Oluşum, Türk Dili Dergisi... yıllar içinde yeni sayılarını ilgiyle beklediğim dergilerden.
Dergi çıkranlar; okuru az, "yazı yazma heveslisi çok" ülkemizde nice güçlüklerle omuz veririler yazın dergilerine. Onlar yazınımızın adsız yiğitleridir, Donkişotlarıdır. Onların çabaları nice nice yazarı, ozanı gün ışığına çıkarır, kimilerini de özgün kılar. Yazar, ozan belki de ilk ürünlerini yayımladığı dergiyi, dergiciyi geçer "ad yapmada", bilinir olmada.
Kimileri de yazın dergisini bir düşünce uğruna yüklenir yıllar yıl. Arı, karınca becerisiyle. Ahmet Miskioğlu bunlardan.
1980 sonrasında Mustafa Kemal Atatürk'ün kalıtına karşın işlevsizleştirilen Türk Dil Kurumunu, Kurum'un dergisi Türk Dili'ni anımsarsınız. İşte Atatürkçü, Türkçeci anlayışıyla Türk Dili dergisini çıkarıyordu Ahmet Miskioğlu. Onun adını anımsamayabilirsiniz. Ama Türk Dili Dergisi bence 80 sonrası "Türk Dili" boşluğunu dolduruyordu. Ahmet Miskioğlu, Ömer Asım Aksoy, Sami Karaören, Oktay Akbal, Tahsin Şimşek, Fakir Bayburt, Ali Dündar, Naim Tirali, Behzat Ay, Kemal bek, Mehmet Salihoğlu, İsmet Kemal Karadayı, İsmet Zeki Eyüboğlu, Mümtaz Soysal, Salah Birsel, Muzaffer Uyguner... bu dergideydiler. Miskioğlu iyi iş yaptı...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık