• 22 Ocak 2016, Cuma 16:56
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DARIDAN HORANA (7)
 Dilin doğuşuyla ilgili çalışmalar oyunun doğuşu için de düşünülebilir. 19. yüzyılın son­larında kimi dil bilginleri "dilin" doğuşunda ortak çalışmanın, birlikte iş yapmanın etki­li olduğunu belirtirler.
Bu görüşü savunanlar; insanda konuşma, düşünme yeteneğini uyandıran en önemli etkenin ortak çalışma, imeci olduğunu ileri sürmekte, ilk insan seslerinin bunlarla ilgili olduğu­nu varsaymaktadırlar.
Sözcüğün, dilin oluşumuyla ilgili "iş kuramı"; Çürükeynesil'le, Görele'yle, Şalpazarı'yla, Tonya'yla, Akçaabat'la, Sürmene'yle, Rize'yle... bütünleşen H-O-R-A-N-I-N doğuşuna ışık tutacak niteliktedir. "İş kuramı" horan için geliştirilmiş ya da horan, iş kuramını doğrula­yan en sağlam örnek.
Geçmişte horana değin düşüncelerini yazıya dökenler bu oyunun devinimlerinden yola çıkarak "denizi, dalgaları, ağdaki balık çırpınışlarını" dile getirdiler. Horanın kaynağını bunlarda aradılar. Konuyla ilgili ilk araştırmacıların bu görüşleri gençliğimde beni de etkilemişti. Omuz, kol diz, ayak devinimleri "denizle" ilgili simgeler gibiydi. Yıllar içinde edindiğim tarih, toplumbilim, ruhbilim, oyunbilim... birikimleri H-O-R-A-N-I-N kökeninde İşin, İMECİNİN, DARI İMECİSİNİN var olduğu düşüncesini bende geliştirdi, pekiştirdi.
Horanı yaratanlar, yüzyıllar içinde sanata dönüştürenler; kıyı, deniz, kent insanı değil. Doğa, toprak, tarla; iş, üretim; köy insanı.
Denizle yakınlıkları yok denecek denli az. Buraları Çepni, Türk yurdu yapma süreci içe­rilerden başlayarak kıyıya, kente indi. İçeride yerleşildi, köyler oluşturuldu. Taşlardan, haliklerden; çubuklarla örülerek, çamur sıvanarak barınaklar evler yapıldı. Sözcüklerle ad­landırmaya geçilerek doğayla iç içe gelişen ekin (kültür) oluşturuldu, Girişte örneklediği­miz "DARI" adlandırmaları gibi sürekli kalıçılığın, yurt edinmenin göstergeleri oluştu­ruldu:  "döğer,ağtalla, daşboğazı, demenyanı, erütalla, dikme, sırgannık, guz, güney, ormanyanı, çitgötü, toklutamı, körpmar, gaşu, oyrak, körgıranı, obuz, pörtlegköyü, ferden, tepeçit, sekü, sekü obuzu, seküderesi, cangirik, çalışderesi, kuyuderesi; garagöl, gısıruk, uzungöl, taran, kazangölü, delüklüdaş, çay kara, güçükgısıruk, çalışgölü, gurtgölü, köprünün altı; garabalık, alabalık, bıyıklı, hasanazı, melibaççası, evyanı; eldemeni, çaruk ,göynek, ip, ipek, içdonu, bağ, ağ..."
Kimi türkülerin oluşumunda, özellikle horan türküleri, anlattığımız darı ekin imecisi yıllar içinde evrimleşerek HORANA dönüştü.
Darı, sonraki yıllarda mısır bitkisi horandaki önemli duruşta simgelenir: Horancıların el ele tutuşarak kollarını yukarıda tutmaları darının, mısırın iyice boy attığındaki yap­rakların duruşu; salınması, titremesidir.
Horan oynayanların dizilişi, darı imecisinin dizilişidir. İmecide on dört on beş yaş­tan başlayarak gücü yetenin kadın erkek tarlanın girişindeki dizilişleri öykünme yoluyla, tarla kazımını, darı kazımını, üretimi, bolluğu, yaşama gücünü bireysel kişi yaratımıyla sim­geleştirerek horana dönüştürür. Darı kazımını anımsamak; tensel, ruhsal devinimlerle yaratıya oyuna dönüştürmek bir anlamda işi, üretimi, bolluğu kutsamak, onun önemini, yaşamsallığını tensel-tinsel olarak mutlanarak yeniden yeniden yaşamak demektir.
Ekin kazımmdaki, darı imecisindeki coşmalar; eğilmeler, bükülmeler, yana gitmeler, sağa so­la dönüşler, bağırmalar, önlemeler; eller, kollar, dizler, omuzlar, başlar, ayaklar, durmamacasına kazışlar, kimilerde bayılışlar, titremeler, çırpınışlar... imeciden, darı imecisinden HORANA dönüşümün ipuçlarıdır.
Darı imecisi başlarken önce bir, sonra iki, üç, dört kişi... sonra diğerleri gelerek imeciyi oluşturur. İmeciyi yöneten de vardır. Çalgıcı da (kemençeci) vardır... Horan da öyledir. Önce bir kişi, sonra iki, üç... kişi... Sonra öteki1er. "Horanı yöneten..."
Yüzyıllar içinde evrimleşe evrimleşe günümüze geliyor "Horan". Darıdan, işten, imeciden yola çıkıyor.
Başlangıçta imecinin yalınç öykünmeleri biçiminde oluştuğu açık. İmecidekiler, yöremizin bireyleri, yaratıyor, sonra "her birey bir sanatçı" anlayışından geçerek sanata, sanatta ustalığa dönüşüyor. İyi oy uncular, iyi horancılar yetişiyor. Her biri kendinden öncekilerin birikimlerini güzelleştirerek, evrimleştirerek günümüze getiriyor. Kendinden öncekilerden alınanların üstüne yenileri konularak gelecektekilere örnek olabilecek horanlar oluşuyor. 
Özgün biçime ulaşılıyor.
Ortaya konulanalar DARIDAN HORANA sanatsal evrilişin öyküsü: Doğa, birey, toplum birlikteliğinin dışavurumu. Dayanışmanın, üretim için örgütlenmenin, yaşanılan çevreyi sağlık içinde mutluluğa dönüştürmenin simgesi. Sevgiyi, saygıyı çağrıştıran sürekli yenilenen bir süreç. Günlük yaşamı renklendiren, alın teriyle bütünleşen, yorgunluğu güce, dirence dönüştüren, kadınla erkeğin el ele yarattığı tinsel sanat görkemi. Horan bu.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık