• 09 Ocak 2016, Cumartesi 10:43
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DARIDAN HORANA (5)
 Darı İmecilerindeki farklı yürüyüş - kazış - çalışma devinimleri sese, söze dönüşerek evrimleşerek horan havalarını oluşturduğu gibi halk oyunları (halk dansları) içinde yer alan "HORANLARIMIZ" da bu "üretim-iş-ekim" eyleminden "esin-öykünme" yöntemiyle oluş­muştur.
"Bir ya da birçok kimsenin müziksiz, müzik eşliğinde az çok kurallara bağlı devinim, adımlar dizisi" olan halk oyunları (dans) yaşamın, çevrenin en öncelikli devinimlerinden doğmuştur.
Kimi düşünürler yeryüzündeki ilk sanatın dans olduğunu, dansın tüm öbür sanatların anası olduğunu belirtirler. Dansın gelişmesinden; evriminden şiirin, müziğin, öykünün, tiyatronun doğduğunu öne sürerler (Tiyatro Tarihi, Memet Fuat, Varlık Yayınları, 1984).
Sanat, ekin tarihiyle uğraşanlar ilkel insanın sığınacağı yeri sağladıktan sonra ardından oyuna (dansa) geçildiğini savlarlar. Buna göre duygunun, coşkunun ilk yansıtılış yolu oyunlar (dans)dır.
Bunca uygarlık aşamalarının ardından bile günümüzün eğitimli kişisi konuşurken el, kol devinim-lerinden yararlanıyor, Aşırı duygusunu, coşkusunu bu devinimlerle aktarıyor. Sözcüklerle aktarmanın yetersiz kaldığı anlardan beden devinimleri ortaya çıkıyor. Bir de çok sınırlı sözcüklerin olduğu, sözcüklerin tümceye dönüşmediği çok eski dönemlerde iletişimin el, kol, ten devinimleriyle gerçekleştiği gerçeği ortada.
Tensel devinimlerin düzene girmesi, ölçüye bağlanması kişi yaşamının doğayla iç içeliğinden gelir. Doğa ana kaynaktır. Güneşin doğması, yükselmesi, batması; ayın devinimleri, suyun akışı, devinimi, dönekleri, dalgaları; kuşların kanat çırpışları, üreme çekiciliğini oluşturmak için kanat çırpmaları, gösterişli zıplamaları; dalların, yaprakların sallanma­ları, savrulmaları... ilkel kişi için öykünerek oyuna ulaşılacak ipuçlarıdır.
Oyuna geçişin yaşandığı bu başlangıç dönemlerinde kişioğlunun bulunduğu yerlerde ortak oyun (dans) ana konuları vardır; İnanç gereği bağışlanma, yalvarma, kurban; büyük, önemli av başarısı; savaş; sevinç, mutluluk... Büyü...
Öykünme devinimlerden oyuna evrilmede en önemli etken. Kişinin çocukluğundan başlayarak konuşmasında, davranışlarında, kişilik elde etmesinde doğadan gelme çok önemli bir özellik. Kişiyi hayvanlardan üstün kılan yetilerden biri. Kişinin doğada gördüklerinin benzerini yapmaktan, onlara öykünmekten mutluluk duyduğu biliniyor. Kimilerde hayvanları, kimilerde türdaşlarını kimilerde de kendini- bile- öykünme yoluyla simgeleştiriyor, oyunlaştırıyor, bundan mutluluk duyuyor. Öykündükçe gülüyor, eğleniyor; güldürüyor, eğlendiriyor... Birey yaratıcılığının ilk oluşumları, halk oyunlarına ulaşmanın ilk görüntüleri bunlar.
Kişioğlunun ilk geçmişlerinde oyunun (dansın) işlevi büyük. Ava gitme oyunları, av başarısı oyunları, yağmur yağdırma oyunları, yağmur dindirme, güneş açtırma oyunları; savaş oyunları... Önemli bir olayı unutmamak için, onu anımsamak için oynanan oyunlardan da söz edilir. "Avustralya yerlilerinin Canoe Dans da bu çeşit danslara örnek gösteriliyor. 'Cenoe' yerli kayığı demek ,hafif kayık. Dans şöyle:
Kadınlar, erkekler sıra sıra diziliyorlar. Ellerine sopalar alıyorlar; kürek yerine. Vücutlar hareket etmeye başlıyor, sopalar da küreklerin suya girip çıkışını örnek alan bir ritme uyuyor. Hep birlikte kendilerini kaptırıp gidiyorlar.
Yakın, belli bir amacı yok bu dansın. Bir tat alma, bir zevk işi daha çok.
Kuzey Missouri'deki Mandan Kızıldarililerinin etsiz kaldıkları zaman başvurdukları dansa 'Buffalo Gel' dansı deniyor. Tanrılar bu isteğe karşılık vermekte gecikir, yaban öküzleri göndermezlerse, dans sona ermiyor, günlere sürüp gidiyor. Aralarla, dans edenler değişe değişe. Gözcüler bir Buffalo sürüsünün göründüğü haberini getirince dans da bitiyor. Şöyle dans ediyorlar: On iki kişi Buffalo kılığına giriyor, boynuzlu Buffalo kafa­ları giyiyor, kuyruklar takıyorlar, sonra bir çember çizerek başlıyorlar dönmeye .İlk yorulup düşen vurulmuş sayılıyor, taklit hareketlerle derisi soyuluyor, sonra onun yerine bir başkası giriyor, yeniden başlıyorlar.
Toprağa verilen önem arttıkça yağmur yağdırma danslarının önemi de artıyor. Güney Batı Kızılderilileri arasında büyücünün en önemli işi yağmurculuktur (T.Tarihi, Me­met Fuat,1984)."

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık