• 04 Aralık 2015, Cuma 16:52
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

DARIDAN HORANA (1)
 Darı sözcüğü eski Türkçe "tarık"tan gelmedir. Türkçede çok eskilerde var olan "tar" kökü çok anlamlı sözcüklerdendir. Daralmak, dar olmak, sıkışmak anlamları yanında "tarmak" söyleyişiyle "yaymak", "dağıtmak"; "tarık" söyleyişiyle "ekin, bitki, tane, tohum" anlamlarını} "tankçı" türemesiyle "çiftçi, tarımcı"; "tarıglag" oluşumuyla "tarla", tohum", ekilen yer;"tarıglg" biçimiyle "ekin konan yer" anlamlarını içerir.
Sözcüğün "daralmak, dağıtmak, ekilmek, ekin eker görünmek, yalnız başına ekmek, ekin­ci, ekip biçici, ekin ekmek üzere elan, ekmeyi biçmeyi seven, ekin ektirmek..." anlam­larını yansıtan türetmeleri de vardır. (Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, İsmet Zeki Eyuboğlu, Sosyal Yayınlar, İstanbul,1995).
Kişioğlu nesneleri adlandırmada kendinden, ya kınından, çevresinden yola çıkar. Çevresinde binlerce nesne olsa da kendisiyle ilgisi olanı adlandırır, sözcüğe dönüştürür. Bunda kişi gereksinimi önceliklidir . Oğuz, Tuğrul, Tolga, Çağrı, Ali; el, ayak, baş, göz, kulak; ana, baba, kardeş; ekmek, su, süt, buğday, darı, kirez, elma; gül, balık, kuş, fındık itgülü, sarmaşık, bürümcek... sözcükleri böyle oluşur. Yabandaki binlerce bitkiden kendisini doğrudan ilgilendirmeyenleri adlandırmaz; "et", “çiçek" der, geçer.
Asya kökenli(Büyük Lareusse,1986) üretim bitkisi darı da böyle oluşmuş. Atalarımıza önemli besin oluşturduklarından Türkçe adlandırılmış yüzyıllar içindeki ev­rimiyle ad, eylem olmak üzere günlük gereksinimlere göre birçok sözcük ortaya çık­mıştır.
Nesnenin sözcüğe dönüştürülmesi, nesneyle sözcüğün yaşam biçiminde yer alması kül türün de oluşumudur. Görele-Çürükeynesil (Sağlık köyü) örneğinden baktığımızda darı­nın, darı sözcüğünün, enunla ilgili adlandırmaların 1970,e dek yaşadığına tanığız.
Darı, darı gazmak, darı ekmek, darı tohumu, darı tanesi, darı gurutmak, darı soymak, darıbiçmek, darı öğütmek, darı döğmek, darı ufalamak, darı almak, darı satmak, darı soyma imecisi, darı gazma imecisi, darı çöteni, darı çötesi, darı ekmeği, darı yarması, darı çapı, darı sapı adluğu, darı unu helvası, darı unu, darı tallası, darı pürçeği, darı gu­şanı, darı kökü, dan çörü, ağdarı, pıddak dansı, ağdan yarması, ağdan çorbası, ağdan poğulu... buraları yurt edinen Çepnilerin darıyla ilgili sözcük, dil yaratmalarıdır.
Sözcük, "darısı başına" biçiminde deyimleşmiştir. Geçmişte "verimliliği, bereketi, bolluğu" simgelemek için gelinin başına darı serpilirdi. Zaman içinde fındık, bozuk para serpildiği olmuşsa da bunların hiçbiri deyimleşmemiştir. Darı sözcüğünün de­yimi eşmesi, geleneğe dönüşmesi, kültür öğesi oluşturması onun atalarımız için yaşam­sal önemini kanıtlar. Darıyla iç içedir, uzak doğalardan buralara gelirken dansını da getirmiştir.
Faruk Sümer Görele köylerine Çepnilerin I4.yüzyıldan başlayarak yerleştiğini saptamış (Çepniler, İstanbul,1992).Bu yüzyıldaki yerleşim sonsuza dek yurt edinilecek, doğanın değişimini, evrimini de sağlar. Barınak oluşturma, ev kurma, darı ekimi için uygun yerlere tarla açma, evcil hayvanların yaşayacağı ortamı düzenleme, sınama ya­nılma yöntemleriyle doğadaki besinlerden yararlanma}derelerde, karada uygun olan hayvanları avlama, darı öğütmek için uygun taşlardan el değirmeni yapma... ocak, firin, saç, eşün... gereçlerini üretme; üretim araçları oluşturma doğanın, köylerin ki­şioğlu yararına değişimi, evrimleşimi, egemenlik altına alınma örnekleridir.
Temel besin ekmektir. Ekmek için darı üretilir. Çoğaldıkça büyüyen darı tarlaları bu amaçla oluşturulur. Tek elin nesi var iki elin sesi var, birlikten güç doğar, an­layışıyla atalarımız dayanışma; birlikte iş, üretim yapma anlayışıyla toplumsallaştılar. Darı tarlalarının açılması, eşilmesi, bellenmesi, kazılması; ot kazımı, sık sökme, tarla biçme "sıra, sıra" yapma, sıra verme, sıraya gitme" anlayışıyla birlikte yapılır oldu. İmeci kültürü gelişti. Giderek yaşamın ortasına ekin imecisi oturdu. Ay adları buna göre biçimlendi: Zemeri, gücük, mart, abul, mayıs, kirez, orak, ağustus, isdavrit (cevüz), darı, goç, garagış.
Hayvanları, sürüleri yaylaya topluca götürme de darı tarlalarındaki iş yoğunluğuna göre düzenlenmiştir. Otçu göçü bununla ilgilidir.
Doğa koşulları, iş-üretim, imeci, günlük yaşamın evrimi, üretimde araç gereç kullan­ma etkileşim-çarışım-soyutlama yoluyla bireysel yaratıcılığı ortaya çıkararak çeşitlendirmiştir. Ezgiler, türküler, oyunlar, horanlar böyle çiçeklenmiştir. (Görele örnekleminden Giresun Müziğinde Etkileşim, Hayrettin Günay, KTÜ Müzik ve Dans Günleri Sem­pozyum Bildirisi, 2014).

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık