• 31 Mart 2017, Cuma 16:40
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ÇIKRIKLAR DURUNCA
 Yazınımızın ilk toplumsal gerçekçi romanını Sadrı Ertem yazdı. İçinde bir tezi barındıran Çıkrıklar Durunca yazarın ilk romanı.23 Şubat 1929'da o yılların önemli gazetesi Vakit'te yayımlanmaya başlamış. Haziran'da da "tefrika" tamamlanmış.
Roman 1930'da Resimli Ay yayını olarak kitaplarmış. Sonraki yıllarda yazar başka yapıtlarıyla yazınımızda yer edinmiş olmasına karşın Çıkrıklar durunca unutulmuş ne­redeyse.
Son yıllarda ülkemizdeki değerbilir kimi yayınevleri yazınımız açısından önemi ol­masına karşın unutulmuş kimi yazarları yeniden yayımlıyor. Çok da iyi ediyor. Su yayınev­lerinin ilgisiyle "adını, kimliğini bilmemiz dışında" yüz yüze gelemediğimiz yapıtları okuma olanağı sağlıyoruz.
"Çıkrıklar durunca hem ekonomi-politik hem Alevi inancı çevresinde Hazreti Ali kültürünü işleyen hem de sömüren sömürülen bağlamında Osmanlı devletinin sosyal düzeni­nin gerçekçi bir eleştirisidir. Roman bu bağlamda çok katmanlı bir okumaya ihtiyaç gös­termektedir."
"Çıkrıklar Osmanlının ekonomik gücünü temsil eder. Çıkrıklar durunca Osmanlı Dev­leti'nin üretimi de durur. Dışarıya bağımlı bir ithalat rejimine tutsak olan yönetim sık sık borçlanmak zorunda kalır."
"İşte Çıkrıklar Durunca romanı Osmanlı Devleti'nin çöküşünü daha gerçekçi bir noktadan irdeleyen bir eserdir. Ekonomisi, üretimi olmayan bir devlet ayakta kalamaz."
"Yazar bu eserinde okurları, askeri başarılara bağlı bir tarih tezinin karşısına ekonomi-politiği çıkaracak roman kanalıyla yeni bir tarih okunmasına davet etmektedir."
Salkımsöğüt Yayınevi salt Sadri Ertemin yapıtlarını yayımlamakla kalmıyor alıntı­ladığımız cümlelerle bu özellikli romanın içeriğini, işlevini, önemini "yayınevi notum­la okuyuculara duyuruyor. Uyarıyor okuyucuyu, romana nasıl yaklaşılması gerektiğini belir­terek.
"Tam elli sene evvel...
Bir gece yarısı...
Adaköy horluya horluya uyuyordu.
Sırt sırta vermiş, öbek öbek zift yığınları gibi sıralanan evlerin ocaklarındaki kütükler çoktan yan yana tükenmiş, kül olmuş kıvılcım bile kalmamaştı.
Bezir lambaları, idare kandilleri daha akşamdan üflenerek söndürülmüştü.
Her zaman olduğu gibi... Gecenin bu saatinde köy iri çam dalları altında yere diz çökmüş sinsi filler gibi yalnız burnundan soluyordu.
Bu saatte ne ayakta dolaşan bir adama rastgelinir, ne de bir ışık görülür, ne de konuşan bir insan sesi işitilir.
Yalnızz, çam oluktan fışkıran su durmadan dinlenmeden çağıl çağıl çağlar. Çağlar... Çağlar...
Susmayan bir o. Bir de reçine kokulu rüzgar. Gecenin bu geçkin saatinde karanlık zift yığınına benzeyen evlerin birinde bir kadın hiç mi hiç mutat olmadığı halde uyandı. Hem de nasıl bir uyanış, korkak ve titreyerek..."
Böyle başlıyor Çıkrıklar Durunca. Bu başlangıçta romanla ilgili ipuçları barınıyor. "Adaköy'ün o zamanın Kastamonu Vilayetine bağlı Bolu mutasarraflığında Gerede nahiyesi­nde bir karye" notunu düşen Sadri Ertem olayların geçtiği yerleri de açıklamış olu­yor.
"Bir kadın" tamlamasıyla romanın ekseninde önderlik edecek, başkaldırıya öncülük edecek Dudu'yu, Esma'yı çağrıştırıyor. Bu başkaldırı eyleminde, savaşım sürecinde onların karşısına yabancı anamalın önderini Sıddıkzade'yi çıkaracak...
Yerli üretimle, geleneksel üretimle yabancı üretimi, makine üretimini karşı karşı­ya getirecek. Çıkrık yerli dokumanın simgesi. Makine de yabancı anamalın...
Alıntıdaki "mutat" sözcüğü eskimiş, işlevini yitirmiş Osmanlıcayı simgeliyor be­nim için. Roman boyunca yazarın dil anlayışının 1929'dan günümüze az çok eskidiğine tanık oluyoruz: Arız, mütehammil,nezir,harim,daüssıla,tecessüs,dilhun,nevi,bezm,nikap, raşe, şerha şerha,sevkitabi,itidal,fevkalbeşer,kari,perendebaz,tebeddül,istihfaf,te, nasüh... gibi nice Osmanlıca sözcüğün çizdim altını. Günümüzde tümünün de Türkçeleri türetildi, kullanılıyor bunların...
İlginç kurgusuyla, anlatımıyla, belki de masa başında üretilmiş köy romanı görüntü­süyle okunmaya değer Çıkrıklar Durunca...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık