• 13 Kasım 2015, Cuma 16:42
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ÇETİN ALTAN ÜSTÜNE
 İki ölümden biriyle karşılaşır yazarlar, ozanlar: Genç ölüm, yaşlı ölüm.
Rüştü Onur, Orhan Veli Kanık, Samet Behrengi, F.B.Shelley, F.G.Lorca, Ömer Seyfettin, A.M.Chenier, Kağızmanlı Hıfzı... gibiler söyleyeceklerinin, yazacaklarının ilk evre­sinde karşılaşırlar büyük suskunlukla. Onları değerlendirenler yazdıkları, söyledikleri yanında "yaşasalardı söyleyecekleri"nin de toplamını eklerler eldeki ürünlere.
Oktay Akbal, Yaşar Kemal, Lamartine, Victor Hugo, Claudel, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Mithat Efendi, Tagore, Tolstoy, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Aziz Nesin... gibi­lerse olgunluk, yaşlılık dönemlerini verimli yaşayarak yazdıklarını çoğaltmışlardır son soluklarınadek. Onlar için yargıda bulunmak daha kolay sanılır.
Çetin Altan yaşlı ölümlerden. 1926 doğumlu. 1943'ten beri yazıyor, son yılına dek de yazdı. 6 roman, bir şiir, 8 oyun,4 anı, 2 gezi, 9 deneme,14 gülmece-yergi, bir çeviri bı­raktı geride.
Onu yazar, gazeteci, siyasetçi olarak değerlendirmek yazı düzeneği açısından uygun görünüyor .
Yazarlığı gazeteciliğiyle siyasetçiliğiyle iç içedir. Birini ötekinden soyutlamak güç olduğu denli gereksizdir de.
1972'de yayımlanan, 1973 Orhan Kemal Roman Armağanı alan ilk romanı Büyük Gözaltı roman okurunda "ikinci kez okunma isteği" yaratan yapıtlardandır. 1974'te, 1975'te art arda gelen Viski, Bir Avuç Gökyüzü aydını, aydın bunalımını, büyük kent okumuşunun iç dünyasını yansıtmakla 1980 sonrası romanımızda "yeni bir açılım sayılacak" "modernist post modernist" yapıtlara öncü sayılabilir.
Altan'ın öyküleri (1997, 2009) yazıldığı, yayımlandığı yıllarda ses getirememişti, bu durum öykülerin geleceğiyle ilgili ipucu olsa gerek.
Uzun yaşayanların; toplumun sürekli önünde olanların, sanatın-siyasetin-düşün kavgalarının tam ortasında olanların anıları önemlidir. Ben Milletvekili İken, Bir Yumak İn­san, Kavak Yelleri ve Kasırgalar, İyi ki Şu Köyceğiz Var gelecekte de geçmişi öğrenmek için aranılacak ,okunacaktır.
Bunların içinde Bir Yumak İnsan'ı öne çıkarayım. Belli bir türe koymanın güç olduğu önemli bir yapıt Bir Yumak İnsan. Anı, portre, deneme türlerini barındırıyor yapıttaki yazılar. Üçünün Türkçe gücüyle karıldığı ilginç bir dil, biçem büyüsü Bir Yumak İnsan. Altan'dan, ne okusam? diyeceklere ilk öneri bence.
Onun gazetedeki köşesinde yayımlanan yazılar gülmece, yergi olarak değerlendirili­yor. Bu başlığa koyulanların içinde ağırlık oluşturan "fıkra, söyleşi". Dahası makale diyebileceğimiz araştırma yapıtı da var bunların içinde. Örneğin Nar Çekirdekleri böyle bir yapıt. I976'da Bilgi Yayınevi'nin çıkardığı 475 sayfalık kitaptaki 8 yazı başlığıyla da türüyle ilgili çağrışım uyandırıyor: Yüz Yıl Önce Yabancı Gözüyle Türki'ye, Çocuk Masallarının Kökeni, Ortaçağ Haydutları, Büyü ve Büyücülük Tarihinden Örnek­ler, Milyarderler ve Milyonluk Tablolar, Kadın ve Mutluluk, Ünlü Sanatçıların Gizli Dünyaları, Kırk Yıl Önceki Dünya.
Bunlar 12 Mart 1971 döneminde tutukevlerinde, yazara kimsenin iş vermediği günler­de yazılmış, "imzasız" olarak Milliyet gazetesinde yayımlanmış. "Bir yazarın en zor günlerinde bile son çaresinin yine kalemi olduğunu kanıtladığı için” seviyor Çetin Altan Nar Çekirdeklerini.
Altan'ın denemeleri yıllar geçtikçe okunacak türden. Atatürk'ün Sosyal Görüşleri (1965), Öldürülmüş Şehzadeler ve Devrilmiş Padişahlar(l991),İdam Edilen 44 Veziriaza­mın Dramı (1991), Şeytanın Gör dediği, Kadın, Işık ve Ateş( 1998),Yeryüzü Tanrıçaları (2000), Enseyi Karartmayalım(2003).
Özellikle l965,I99I, yıllarında yayımladığı yapıtlar tarihimizin unutulan, unutul­maya çalışılan yönlerine ışık tutuyor.
Altan'ın oyunları sahnelendi. Kimileri de oyun yazınımızın tutanaklarına geçti kitaplaşarak. Onu gazeteden tanıyan, gazete yazılarını okuyan "yazın okurlarından" çoktur. Bu yüzden gazeteci olarak yaptı yapacaklarını.
Siyasetçi yanı "emek, işçi, sömürü, demokrasi..." kavramlarıyla öne çıktı. 1965'te İşçi Partisi'nden milletvekili seçildi.1980 sonrası toplumun tümünde az çok olduğu gibi "kırılma, evrilme, başkalaşım" yaşadı Çetin Altan. 12 Eylül'le, Özal'la gelişen özelleştirme, "Kapitalizm" anlayışını destekledi. "Dönek" sözcüğü öncelikle ondan dolayı girdi sözlüğümüze. Dili, Türkçesi, biçemi güçlüydü. I948'de ilimizdeki Karadeniz Postası'nda "mektuplar, kitap eleştirileri yazdığını da ekleyeyim...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık