• 26 Mayıs 2013, Pazar 10:48
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ÇEPNİ KÜLTÜRÜ ve MÜZİĞİ PANELİ
 ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ Kültürel Değerleri Tanıtma ve Yaşatma Topluluğu, Doç.Dr.Selçuk İPEK "moderatör"lüğünde 04 Mayıs 2013 Cumartesi 15'te Çanakkale Deniz Müzesi Konferans Salonunda KARADENİZ'DE ÇEPNİ KÜLTÜRÜ ve MÜZİĞİ paneli düzenledi.
Panelin konuşmacıları Ayhan Yüksel ile Hayrettin Günay'dı.
Doç. Dr.Selçuk İpek, panelin düzenleyicisi, yöneticisiydi.
Panel için çağrıyı Selçuk İpek'ten aylar önce almıştım telefonla. Memleketimizin ta Batı ucunda kültür,beğeni ortaklığındaki duyarlı Rizelilere,Trabzonlulara, Giresunlulara, Ordululara, Samsunlulara... ortak kültürümüzü yansıtmak benim için hiç düşünmeden onaylanacak bir görevdi.
Yirmi iki saati göze alarak otobüsü yeğledim. 2 ya da 3 numaralı koltukta olduktan sonra  kaç saat sürerse sürsün yolculuk benim için ilgimi giderdiğim gözlem, inceleme gezisi demektir.Bu anlayışta yorgunluğun adı mı olur?
Cuma günü 12'de ulaştık Çanakkale Otogarı'na.Sevgili Selçuk İpek karşıladı beni sözleştiğimiz üzere.Kente geçtik. Bir iki yere uğradık.Güzel Sanatlar Fakültesi'nden Bölüm Başkanı Doç Dr.Alaaddin Canbay'ın konuğu olduk, çayını içtik. Paneli konuştuk.Ortak konumuz müzikti. Biz müziğimizden, Alaattin Bey de Malatya müziğinden söz ettik...Neşet Ertaş türkülerinde buluştuk...
Doç. Dr. Selçuk İpek, aracıyla ÇOMÜ'nün sosyal tesislerine getirdi beni. Kalacağım odaya geçtim. Az üstten Boğazı, karşıdaki Gelibolu'yu gören bir oda.Görünüm olağanüstü.Boğaz'da yoğun trafik: Şilepler, gemiler, tankerler, bir iki  küçük tekne...
Bir iki saatliğine dinleneceğim.Yıkandım, yattım. Akşama doğru değerli arkadaşım Ayhan YÜKSEL'le buluşacağız, Selçuk karşılayacak onu, tesislere getirecek.Ayhan Yüksel, İstanbul'dan geliyor.
Akşama doğru uyandım. Giyindim. Dinlenmişim...Telefonum çaldı, açtım aygıtı:Selçuk İpek, Ayhan Yüksel gelmiş, yerleşmiş odasına, beni bekliyorlar tesislerin(yatak odalarının bulunduğu yapı) önünde. Kucaklaşıyoruz, ayaküstü hoşbeş...Selçuk'un aracına biniyoruz. Selçuk'un denetimindeyiz. Güzelyalı Kumsal Restorana götürüyor bizi. Çanakkale Boğazı'na bakan bir masadayız. Görkemli görüntülere karışıyor söyleşimiz, yenilip içiliyor...
Geç saatlerde çekiliyoruz odamıza.Boğaz'ın gece görünümü de etkileyici.Yatmadan önce odadaki Üniversite yayınlarını karıştırıyorum 1992'de açılmış ÇOMÜ. Toplam öğrenci sayısı 32.362.Güzel Sanatlar'ın 639 öğrencisi var. Çanakale'yi bitiren öğrenci sayısı 50.000'den çok.Bunlar 2011-201 verileri. ÇOMÜ'nün çok sayıda da kültür, bilim, spor etkinlikleri var...Çağdaş bir kent, çağdaş bir üniversite.
Cumartesi  7'de uyandım. 7.20'de balkonda oturuyorum: Boğaz sisli hafiften. Yine yoğun deniz trafiği. Kıyıya yakın bir kayık sürütme yapıyor. Bu mevsim zargana olmayacağına göre levrek için olmalı. Sosyal tesisler denize üstten bakan çam ormanının içinde.Tanıdık kuşlar sevindiriyor beni.Yirmi otuz metre ilerde bir çamın dibindeki çimenlerde eşiniyor bir kızılgaga karatavuk. Eşi, dişisi yuvada yatıyor olmalı. Bu çaba soylarını sürdürmenin çabası...Sakalar da geziniyor çimenlerde.Kumruların “guguguuuk"ları üveyiklerin "duurrug duurrug dururuug'tlarına karışıyor. İçim kıpırdıyarak, duygulanarak dinliyorum üveyikleri... Özellikle onları. 1965'ten başlayarak yıllardır    Üvelik avladım, üveyik ötüşlerine yöneldim. Yıllardır duyamıyorum Görele'de    seslerini. Onların yemleneceği, dinleneceği alanları, tarlaları yok ettiğimizden    uğramıyorlar artık Görele'ye... Onların o güzel, o gizemli seslerini neredeyse unutmuşken burada, Çanakkalade, bu ağaçlarda yıllar sonra onlarla karşılaşmam ne güzel...
Tesislerin aşevinde Boğaz görünümlü  güzel bir  kahvaltı yapıyoruz Ayhan Yüksel'le. Özellikle yeşil zeytin çeşitlerini çok beğeniyoruz, Çanakale yöresinin...
Selçuk İpek geliyor, alıyor bizi kenti gezdirecek…Nusret Mayın Gemisi'ni gezdiriyor Seyir Başçavuş'u Ersin Ergenekon. Nusret birebir yapılmış. Her şey yıllar öncenin günümüze taşınmışı. Ersin Bey, sunumla anlatıyor Nusret'in Çanakkale Savaşı'nı    sonlandırışını. Çok etkileniyoruz. Fotoğraflar çektiriyoruz. Gemi Komutanı Yüzbaşı Burak Şimşek'le tanıştırıyor bizi Selçuk İpek. Makamında sıcak söyleşilerle çay içiyoruz.
Kale'yi, müzeye dönüştürülen kaleyi geziyoruz...
Konferans salonundayız. Giriş, tanıtım konuşmasını yapıyor Selçuk İpek. Sözü Ayhan Yüksel 'e bırakıyor. Ayhan Yüksel  tarih birikimiyla Türkçe güzelliğini buluşturduğu konuşmasında Karadeniz'de Çepni tarihini anlatıyor özenle dinleyen seçkin topluluğa.
Ben de bölgemizdeki türkü kültürünün  oluşumuyla ilgili açıklamalar yapıyorum, Rize'den, Trabzon'dan, Giresun'dan, Ordu'dan kemençeden,  davuldan,  zurnadan,  tulumdan, bağlamadan, düdükten, imecelerden, konaklardan, yayla göçlerinden, eğlencelerden, horandan, ince oyundan, karşılamadan...kültür etkileşiminden örnekler vererek...Panel, Selçuk İpek'in Çepni müziğinden örnekler içeren sunumuyla bitiyor.
Akşama yemek verilecek...Aradaki saatleri güzel mekanlarda oturarak, gezerek geçiriyoruz. Selçuk İpek'in    konukseverliğiyle.
Yemekte buluşuyoruz Giresunlularla...Salon askerin. Çalgılar eşliğinde şarkılar söyleniyor. Sonra sazıyla sesiyle Bölüm Başkanı Doç.Dr.Alaattin Canbay etkileyici bir dinleti sunuyor.İlk türküsü benim isteğim:İki Büyük Nimetim Var/Biri Anam Biri Yarim...
Alaattin Bey Malatyalı. Yeşilyurtlu. Oralarda tam bir türkü cenneti...
Sevgili Selçuk İpek geçiyor Canbay'ın yanına… Kemençesiyle, sesiyle...Selçuk, Giresun türkülerini doğru çalıyor, doğru seslendiriyor...Gönendiriyor bu beni. Selçuk, bir bilimadamı. Maliye doçenti. Yetenekli, birikimli...Ayrıca türkülerimize vurgun.Kemençe, bağlama çalıyor...Böylesi genç, geleceği parlak, kültür-sanat biri kimli bir bilimadamı var Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde...Giresunlu, Tirebolulu...Doğduğu toprakları, köyünü, derelerini, ilçesini, ilini, yurdunu seven genç bir bilim adamı...Duyarlı, düşünen, araştıran, sorgulayan, çağdaş bir bilimadamı...Bu topraklardan yetişen ama bilime, evrenselliğe, dünyaya açılan bir bilimadamı...
Gece yemek sonrası saat birde İstanbul otobüsüne biniyor Ayhan Yüksel. Pazar günü Giresun günlerinde imza gününe yetişecek...
Ben sosyal tesislere gece ÇOMÜ sekreteri İdris Yıldız Bey'le geliyorum. Yatıyorum. Kalkıyorum erkenden. Sabah sabah Boğaz görünümü içinde çam kokulu alanda denizi izliyorum.Kıyıya iniyorum.Yine bildik kuşlar...Onların uçuşlarını görmek,ötüşlerini dinlemek ne güzel.Bir de alakarga, çok sayıda da martı gözlüyorum,Kıyıda geziniyorum sabah sabah Deniz kulağı, midye kabukları arıyorum. Kıyılar az biraz kirli...Bir kefalın atlayışına tanık oluyorum...
Kahvaltı sonrası sosyal tesislerin ormanlığında epeyce geziyorum...Üveyik ötüşlerine doyuyorum...On bire doğru geliyor Selçuk...Kıyı boyunca geziyoruz... Karanlık Limanı üstten izliyoruz...Nusret'in mayın döktüğü yerin tam karşısındayız...Sonra Selçuk'un bildiği bir yere gidiyoruz...Elazığlı ustanın lahmacununu tadıyoruz...Bir kitapçıya uğruyoruz...Bir iki kitap alıyorum ikinci sınıftaki torunum Rabiasu için.Çanakkale'den ne getireyim sana? demiştim. "Dede, bana kitap getir…” demişti... 14.30'da biniyorum otobüse...Dönüş yolundayım...
Doç.Dr.Selçuk İpek'e çok teşekkür ediyorum. Böyle bir etkinlikte bulunmak, çok değerli insanlarla tanışmak, Çanakkale'yi, ÇOMÜ'yü tanımak, en iyi biçimde konuk edilmek ...Selçuk'un değerbilirliğinin, insanlığının, emeğinin sonucu…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık