• 10 Mart 2017, Cuma 15:48
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ'NDEN
 Okuma alışkanlığımı besleyen, yazına yönelmemi sağlayan araçlardan biridir dergiler. Dergi arayışlarım, dergi sürdürümcülüğü, dergi tutkum... onlarca sayfalık yazılara konu olacak oylumdadır. Bunlardan birini anlatmayacağım. Yılda bir iki kez saatlerimi ayırarak incelediğim dergi ciltlerinin birinden gireceğim söze.
Bu Pazar saatlerimi Çağdaş Türk Dili'nin 1992 cildine ayırdım öğle öncesi. Kimi dil yazılarını imledim. Ağır Roman'la ilgili yazıyı okudum. Cevdet Kudret Özel sayısını kimbilir kaçıncı kez gözden geçirdim. Özellikle bir yılın toplamında şiirlerde yoğunlaş­tım.
Ali Yüce Aralık sayısında binlerce yıldır ozanların işlediği "aşk"ı özgün duyuşla şiirleştirmiş: "AŞKTIR EN YÜCE MAKAM/Komşum Kızı Gülcan'la/Saklambaç oynuyorduk/Ben bir kural çiğnemişim/Gülcan çıkmadı saklandığı yerden/Saçlarım ağarıverdi/Yaşlanıverdim birden//Geceleri gündüzleri/Kışlar yazları kovaladı/Ak ışığı yuttu kara ışık/Karardı ekin tarlalarım/Ağaçlar otlar çiçekler/Kuş sesleri karardı/Kararmadı ağaran saçlarım// Saklanış o saklanış/Gidiş o gidiş Gülcan/Aylar ayları kovaladı/Yıllar yuttu yılları/ Gerçekler düşleri yuttu/Ben ondan sonra kimseyle/Saklambaç oynamadım//Hayır kimseye küs­medim ben/Barış imzaladım ölüm/Yaşamı gül gibi kokladım/Düş gören bir kalemle/Kız adları yazdım defterime/Tutuştu ot yatağım/Bir kadının sıcaklığından//Hızlı trenler gibi/ Geçip giden aşkların ardından/Çok türküler söyledim ben/Çok mendiller salladın/Özlemle umutlarla/Bir yastıkta kocadım//Aşktır en yüce makam/Çalıştım çıkamadım/Hayır kimseye küsmedim ben/Acılarımı kendimden bile sakladım/Barış imzaladım ölümle/Yaşamı kız gibi kucakladım"
Ekim sayısından Şevket Yücel'i okuyalım: "MUTLULUK DİZELERİ/Bir güler yüz alır gö­türür beni/Bir sevgi dağının doruklarına/İçimde akışır bir mavi şenlik//Bir şeker söz kanat takar belime/Dağılır günüme çöken yoğun sis/Bir sevinçtir her yanımda büngülder// Bir dost bakış değiştirir günümü/Dünya o sırada sanki bir çiçek/Bir esriklik sarar beni inceden//Bir güneşli kafa ondurur beni/Bir kaç sözü bile yol olur bende/Bir beyazdan bir beyaza geçerim//Nerede bir erinç bir güzellik görsem/Gönenirim, devinirim bir anda/Dallarımda sarkan pembe kirazlar/Sarar dört yanımı nane kokusu/Göğsümdeki ovalara yaz gelir//Bilirim yücedir kendinden sunan/Kendine kendinde geçen bir kişi/Hoşgörü ve barış varsa özünde/Bu denli olanı nerede görsem/Tarlamdaki ekin bire yüz verir"
Çağdaş Türk Dili'nin 1992 Eylül sayısı Cevdet Kudret'e ayrılmış. Ne iyi edilmiş. Yazınımızın ozanı, oyun yazarı, öykücüsü, romancısı, denemecisi, eleştirmeni, yazın tarihçisi o... Karıncası, kaleminin ucu sivriltilmiş, sürekli açık doğrucusu, aydınlatmacısı o... Onun ya­pıtlarıyla, emekleriyle yüz yüze gelmemiş yazın okuru var mıdır...
Cevdet Kudret'in 1945'te Varlık'ta çıkan bir şiirini koymuşlar derginin 18. sayfası­na: "ON ÖLÜM ŞARKISI/IX/Şimdi sonu gelmez maviliklerde/Yağmurlar ruhumu yıkamaktadır;/ Tenimin ruhumdan koptuğu yerde/Bir gizli facia kanamaktadır.//Acımı duymaz oldu kimse­ler,/Bana bir tahammül ver 'aklıselim',/İnsanlardan ayrı kaldığım yeter,/Yetişir onları göremediğim!/Yetişir, yetişir yalnız yaşamak,/Kimseler görmeden her yeri görmek;/Yokluğu içimde her an taşımak,/Işığı işitmek, sesleri görmek...//Usandım buluttan, aydan yıldız­dan,/Elverir yürümek samanyolunda;/Usandım elinden ey dipsiz zaman/Ey sema, ey sonu gel­meyen kıta!//Ağaçlar, özledim serin ve asil/Gölgeniz altında uyuklamayı;/ Artık böyle her gün yakından değil,/Uzaktan görmek isterim ayı.//Ey dünya, cazibe kuvvetin nerde?// Artık beni kurtar semadan kurtar;/Sar beni sarmaşık çek beni dere,/Bana elinizi verin ağaçlar!"
Şiir okumaya Ali Yüce'yle başlamıştık. Onunla bitirelim: Nisan/Mayıs sayısı altıncı sayfadan: ÖZÜR DİLERİM KALEMİM/ Şiir yazıyorum seninle/Dağ deliyorum kalemin/Kağıt üs­tünde kök söküyorum/Sözcük ekiyorum yerine/Sevgi ekiyorum kalemin//İnişler iniyorum seninle/Yokuşlar çıkıyorum kalemin/Sırtımda taş çekiyorun/Ömür biter şiir bitmez/Dayan sevgili kalemin//Kağıt üstünde seninle/Yere iniyorum kalemin/Korkuları söküp söküp/ Sevinçler ekiyorum yerine/Acılara tat veriyorun/Can veriyorum cansızlara//Göğe çıkıyo­rum seninle/Yere iniyorum kalemim/Gerçekleri söküp söküp/Düş ekiyorum yerine/Ömür biter düş bitmez/Seni çok yoruyorum/Bana kızma n'olursun/Özür dilerim kalemim"
Kimilerde bir şiirden başka bir şiire de gidilir. Erinmek yok. Ali Yüce'nin KALEM'i Fuzuli'nin bir kasidesini çağrıştırmadı mı... Kitaplığı alt üst ederek bulacak, okuyacaksın...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık