• 10 Mayıs 2014, Cumartesi 9:36
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

BELGESEL NOTLARI(4)
 Çarşamba günü öğleden önce Hüseyin Çınar'ın çekimi yapılacak, köyünde. Çınar'la daha önceden bir iki kez görüştüm çekim için. O çekim  ekibini bekliyor, dersim olduğu için yokum ben bugünkü çalışmalarda. Ders aralarında Harun Yöndem'le telefon aracılığıyla konuşuyorum.Çekim sırasında kamerada "arıza" olmuş. Çekim yok bugün. İstanbul'da yeni aygıt gelecek, bir Görele otobüs kuruluşu aracılığıyla.Perşembe sabahı otobüsten alınacak kâmera. Bugün öğleden sonrası boş gün ekip için.Harun Yöndem bunu ekibi Giresun'a götürerek değerlendiriyor.Oradaki dostlarıyla buluşacak...
Perşembe günü yoğun bir çalışma var. Hüseyin Çınar'ın kemençesi, güzel türküleri, etkileyici köy görünümleriyle görüntüleniyor. Ben dersteyim, Görele'de.
Çekim sonrası buluşuyoruz. Mehmet Sırrı Oztürk Ağabey'e gideceğiz. Telefonla geleceğimizi söylüyorum. Eşi Hava Hanım,"Buyurun,bekliyoruz." diyor..Yola çıkıyoruz.
Aşağıda, mahalle yolunda araçtan iniyoruz. Bakımlı, işlenmiş, emek verilmiş bir bahçeyle tarlanın ortasındaki yoldan yukarıya Sırrı Öztürk'ün evine tırmanıyoruz...Önce ben giriyorum Harun Yöndem'le. Kucaklaşıyoruz özlemle. Sırrı Ağabey mutlu, gülüyor, arandığı, sorulduğu için. "Hayrettin Hoca, nerelerde galdın?" diyor... Hoşbeş ediyoruz. Bizim köyü,eski Çürükeynesil köyünü anlatıyor. Yüzlerce anısı var köyümüzle, düğünlerle, yediği içtiği, gecelediği, yattığı evlerle ilgili. Beni çok severlerdi, diyor. Şimdi yaşamda olmayan köyün horancılarını, türkücülerini, "içkicilerini" anlatıyor. Gülüşüyoruz    arada bir...Ey gidi günler ey...diyor.
Çekimi dışarıda yapıyor arkadaşlar, evin "kapısında." Sırrı Ağabey anılarını anlatıyor kameraya. Ne yazık ki kemençe çalamıyor şimdi.Geçirdiği hastalık sonrası hızla iyileşme yolunda...Ona kemençe çalacağı günler diliyoruz. İnsanların ilgisizliğinden yakınıyor. Fikret Ak'la Hayrettin Günay'dan başka arayanımız soranımız yok, diyor...Ahmet Amcamı soruyor...Plağa okuduğu çok eski bir türküden söz ediyorum.O günler  de varmış, diyor...
Saat 16'da önceden sözleştiğimiz gibi Sami Günay'ın evinde, bahçesindeyiz. O da Sırrı Ağabey'le aynı kuşaktan. Kemençede önemli bir ad, kaynak. Çekim evin arka bahçesinde çiçeklenmiş kirazların, meyvelerin arasında yapılacak. Çekim için gerekli  hazırlıklar yapılıyor. Sami Günay'dan önce Tuzcuoğlu-Hasbal-Hamzabaş dinleyeceğiz.Görele'nin en eski,olmazsa olmaz havalarından.
Sami Ağabey;yaşayarak, kendinden geçerek, başka dünyalardaymışçasına, yüce bir duyuşla çalıyor. Bize de duyumsatıyor çaldığını, yaşatıyor.
Bir de türkü çekilecek Sami Günay'dan: Görele İnce Oyun:
Çaldığım kemençe 
Sesi gayet ince 
İnsan bi hoş oluyu 
Sevdiğini görünce
Aygınım baygınım ince bellim 
Ooooof oooooof çifte tellim
....
Sami Günay'dan derleyerek yıllar önce notalattığım önemli bir türkü,önemli bir oyun ezgisi bu.Genel dilde "çiftetelli" olarak geçen terimin Görele'ye yansıyış biçimi.Gerek ezgisiyle gerekse kadın oyunu olarak oyun "estetiğiyle" olağanüstü bir sanat ürünü bu. Belgeliğimde Sami Günay'dan başka Sırrı Oztürk'ün, Katip Sadi'nin, Şenel Dandin'in, Durkaya'nın, Burhan Caba'nın, Nazmi Özdemir'in çaldığı(yorumladığı) Görele İnceoyun örnekleri var. Zaman zaman saydığım adların usta parmaklarıyla, kimilerinin sesleriyle ölümsüzleştirdikleri bu havayı dinlerim tek başıma, gözlerimi kapayarak...Yoğun duygulara kapılırım... 1960'ların, 1970'lerin inceoyuncuları ablaları, yengeler geçer gözümün önünden...Onların   hafif dönüşleri, kıvrılışları, el çırpışları,eller başın üzerinde fıtık atışları... çalgı, ezgi güzelliğine bedenlerini, bellerini, ellerini, parmaklarını, omuzlarını, ayaklarını, yüzlerini, gözlerini, jestlerini, mimiklerini  katışlarını...bir daha hiç ele geçmeyecek güzelliğin, "estetiğin" anılarıyla yeniden yaşarım.İyi ki o günlerin zenginliğini görmüşüm, yaşamışım, derim...İnsan ruhunun incelişindeki müziği, şiiri, oyunu insan yaratıcılığının bu büyük, doğal  sanat varsıllığını alkışlarım, anlamaya çalışırım...İnsan güzelliği doğa güzelliğiyle bütünleşerek simgeler, renkler, devinimler yoluyla dönüşüyor sanata; halkoyununa, dansa, türküye, ezgiye...Yöremizde bunları, içteki bu güzellikleri ortaya çıkaran  da kemençe,bizim kemençemiz...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık