• 24 Ağustos 2014, Pazar 10:18
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

BELGESEL N0TLARl(9)
 6 Nisan Pazar günü başlayan Sazların İzinde/Kemençe belgeselinin bölgemizdeki son çe­kimleri ağustosun birinde başladı, dokuzunda bitti.
Bu çekim sürecinde kimi konuşmalar, fındık toplayanlar, aya-coğrafyaya uygun doğa görüntüleri, Tonya'dan yaylaya çıkış, yerel "sanat" yansımaları, Görele kemençesinin yaşa­yan çok önemli adı Katip Şadi…çekimleri yapıldı.
9 Ağustos Cumartesi Sis Dağı Şenliği çekilecekti. Aylar önce almıştı yapımcı Harun Yöndem bu şenliğin çekimini belgesel izlencesine. Şalpazarı Belediyesi düzenliyordu bu yıl şen­liği. Belediye yetkilileriyle telefon görüşmelerimiz sonucu öğrendik şenliğin içeriğini, akışını...
Sabah sekiz buçukta Görele Konakdüzü'nde buluştuk. Yapımcı Harun Yöndem, Harun Bey'in eşi, kameramanlar...Üç de konuğumuz var:Baldızım Hanife, bacanağım Özcan Temel,üçümüzün de çok eski arkadaşı Ayşe Devge. Özcan'la Ayşe 195. Sis Dağı Şenliği'ne tanık olmayı Hanife'ye borçlular. Hanife'nin Harun Beye "ricası" sonucu bulunuyorlar böyle önemli bir çekimde, yayla şenliğinde...
Şalpazarı'na dek çevre görünümleri üstüne söyleşe söyleşe yol aldık. Bir ara nereden çıktıysa söyleşi "Amazonlara" geldi çattı. Harun Bey'le ta Ege mitolojisinden girip tarihsel kaynaklardan çıktık... Şalpazarı'nda durmasaydık belki de daha kurulacak tümcelerimiz vardı.Şalpazarı'nda daha önce çekim yapmıştık ama ilçenin yukarıdan, egemen bir tepeden görünümü çekilmemişti.O gerçekleştirildi...
Hanife'yle Ayşe'nin getirdiği suböreğiyle Şükrü Usta Ağabey'in ünlü, özgün, tek kesme­lerini çay eşliğinde yedik...
Sis'e yaklaştıkça araç sıklığına çevrenin insanı etkileyen vadi, koru, orman, oba görü­nümleri karışıyor. Sıkça uzandığım buralar her bakışımda erinç dolduruyor içime. İlk kez görenlerse daha da coşkulu...
Trabzon'un, Giresun'un ortak yaylası Sis'teyiz...Fındık toplama, iş "zamanı" olmasına karşın şenliğe ilgi yoğun...Şenlik alanına giden yol boyu kurulmuş Sis pazarı: Giysiciler, dönerciler, köfteciler, ızgaracılar, kavurmacılar, dudiyeciler, takıcılar, meyveciler, oyuncakçılar, baloncular, yerel ürün satıcıları...
Bence en güzel, en ilginç, en çekici görüntü Şalpazarlı kızçocuklarının, kızların, gelinlerin, kadınların, anaların, ninelerin yerel giysileri...O renk "cümbüşü" bu yıl 195. yapılan şenliğin tarihsel dışavurumu, beğeni anlayışı, nineden toruna aktarılan dilin, türkünün, atma türkünün, deyimin, söylencenin, sevginin, kardeşliğin, sanat üretiminin, çalışkanlığın, teri eğlenceyle kurutabilmenin, yaşama bağlılığın...mutluluğun, "hüzün paylaşımının" simgesi...
Şenlik alanına doğru ilerliyoruz. Güneş bastırdı şimdilik...Yazın kullandığım şapka mı da unutmuşum. Harun Bey'in değerli eşi çözdü bu sorunu...Belediye yetkililerinden aldığı "Şalpazarı Belediyesi I95.Sis Dağı Şenliği" şapkasını dağıttı şapkasızlara...
Yukarıdan, tepeden davul zurna sesleri duyulmaya başladı...Çok büyük bir horan halkası tepeden iki kol olarak oynaya oynaya inecek alana, birleşecekler, büyük horan halkası ola­rak oynayacaklar kemençeler davul zurnalar eşliğinde...
Horanın ucu gözüktü. İniyorlar yamaçtan aşağı...Kameramanlar çekimde. Harun Bey'le eşi de sürekli çekiyorlar gördükleri güzellikleri...
Horanın iki ucu yolu yarıladı...Benim bulunduğum ortalara ulaştı.Davul zurna yıkıyor ortalığı, bir horan, bir horan, her yaştan erkekli kadınlı...İçim gitti...duramadım yerimde sol uca girdim, yama aşağı oynamak zorsa da o andaki duygu ortaklığı, kardeşlik, dostluk, arkadaşlık, Oğuz-Çepni gelenek birlikteliğiyle ayaklarım kendiliğinden uymaya başladı da­vulun, zurnanın, kemençelerin ritmine...Omuzlarımda bir devinim, bir titremeler...Sol yanım­daki benden bi on yaş büyüktür, iyi oynuyor, hemen köyden, fındıktan çıkıp geldiği belli köy şapkası, hafif sakalı...Ona uyum sağladım, fena oynamıyoruz...Ara sıra nara da atsam yeridir...Sağ yanımdaki "evladım" lise yaşlarında bi genç kız...Bizim gibi değil, bizden çok güzel oynuyor...Ara sıra da fırçalıyor beni, "Amca bana uysana..."diye...
Horan sonrası ara verildi. Samsun müftüsüymüş, bir konuşma yaptı. Kemençeye, horana "olur" dedi. "Bayanlarla erkeklerin oynaması, birbirlerini izlemesi olmaz..." dedi...Besbelli burada, Görele'de, Giresun'da,Oğuz-Çepni yurdunda birlikte oynayanların "bacı-gardaş" oldu­ğu, bunların ekinde, düğünde, imecide, tarlada, bahçada, fındıkda, mısırda, çidde çubukda...bir­likte çalışdıkları, geleneğimizde erkekle kadının gardaşça yanyana bulunduğunu...akıl ede­medi...Hem de binlerce yıllık bacı gardeşliği, kadının da erkek gibi söz hakkını unutuverdi...Olsun kusura bakmamalı...Yaşamla, coğrafyanın gerçeğiyle "kürsü konuşmaları" uyuşmaz çoğunca...
Güneşi de sisi de, çiseyi de yağmuru da yaşadık Sis'teki çekimlerde...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık