• 29 Nisan 2012, Pazar 16:30
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AYRILIK YAZILARI
Ataç'ın son yazısı GÜNCE'nin (TDK Yayını, İki    cilt) son sayfasındadır:
"SON.-  Sayrılarevine  düştüm. Bu  kez önemliye    benziyor. Öldürür mü? Öldürmez mi? Orasını bilemem ya, İstanbul'a gidecektim, sağınlar (hekimler) bırakmıyor.
Bir süre yazı yazamayacağım.Ben de yazamayacağım, Kavafoğlu da yazamayacak. Ayrılmaz benim yanımdan.
Kim bilir? Ola ki son yazdığım çizeklerdir bunlar. Öyleyse ne yapalım? Bunca yıl yaşadım, yeter bana."
Altı gün sonra 17 Mayıs 1957'de saçlarına ak düşmeyen, yüreği hiç mi hiç  teklemeyen Ataç  yirmi   altı saattir süren üre komasından  çıkamayacaktı.
Üç dört hafta önce elli yıldır Cumhuriyet'in    genelde ikinci sayfasındaki "EVET/HAYIR"  köşesinde yazan Oktay Akbal'ın bir yazısı çıktı. İYİ GÜNLER UMUDUYLA başlığını taşıyordu yazı. O yazıdan    tümceler:
"Bir süre hastane, bir süre ev, derken yine hastane... Son haftalarda böyle yaşıyorum işte...Buna yaşamak denirse... Ben Cumhuriyet'te tam elli yıl yazdım. Bundan sonra ne olacak bilemiyorum. İyileşip yazılara dönecek   miyim, bilemiyorum.
Şimdilik gazetemde tüm çalışanlara, emekçilerden yazarlara içtenlikle teşekkür, unutulmaz  anıları capcanlı duruyor. Bir gün yazmak umuduyla. Şimdilik   Allahaısmarladık. Bilmem  eski günlere kavuşabilir miyim, yoksa...
İlginize, sevginize, dostluğunuza bin teşekkür. Yeniden buluşabilmek, görüşebilmek umuduyla...
Yeniden eski günlerime dönmek özlemiyle...
Hepinize sevgi,dostluk, iyi    günlere    kavuşmak    umuduyla..."
Bu yazıyı Oktay Akbal'ın son yazısı olarak algıladığım    için Ataç'ın son yazısı nı paylaştım sizlerle.
İki  yazıda ortaklık, benzerlik buldum.
Sonraki günlerde bir  iki yazısı  çıktı   EVET/HAYIR'da    Oktay Akbal'ın.Yazılar daha önceden yazılmış, gazetede yayımlanmayı  bekleyen  yazılardan olabilirdi.
Akbal'ın Cumhuriyet'teki köşesi boş değil, yazmayı   sürdürüyor değerli yazar. Bu sevindirici benim    için. Okuruyum Akbal'ın.
1923 doğumlu Oktay Akbal. Cumhuriyetimizle yaşıt. Cumhuriyetimizin, Atatürk'ümüzün, devrimlerimizin    yılmaz  savunucularından.
Cumhuriyetin, Atatürk   Döneminin    ışığıyla yetişen yazarlarımızdan. Cumhuriyet aydınlanmasının tanığı...
Oktay Akbal; Arapça, Farsça, Fransızca bilen Kuvayı Milliyeye yardım ettiği için tutuklanan, divanıharbe  verilen, burada idam alan, idamı küreğe çevrilen, Askeri    Temyiz Mahkemesince ceza hükmü bozulan, tutukevi sonrası kılık değiştirerek Ankara'ya kaçan Kurtuluş   Savaşı   sonrası Sivas, Trabzon Valisi olan üç kez de Niğde milletvekili seçilen, 1910'da yayımladığı KÜÇÜK PAŞA romanıyla Anadolu'yu yazınımızda  ilk  kez anlatan Ebubekir Hazım  Tepeyran'ın torunu.
Tepeyran, Abdülhamit   Döneminde valilik, mütarekede de iki kez bakanlık   yapmış. Akbal'ın babası da  Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yakınında bulunmuştur. Bunları, yazarın doğum yılını, Cumhuriyet gazetesinin  kuruluşunu göz önüne    aldığımızda onun düşünce yazılarındaki ATATÜRK-CUMHURİYET-DEVRİMLERİMİZ-CUMHURİYET gazetesi  daha  iyi anlaşılır.
Onun çoğu yapıtlarını   okudum.
Öyküleri, romanları, çocukluk, gençlik  anılarından çıkarılan geçmiş-gelecek bütünleşmesinde yalnızlığı, kırgınlığı, arayışı, özlemi, mutluluğu, mutsuzluğu, pişmanlığı, bireyin var oluş savaşımını...yansıtır.
Denemeleri, söyleşileri yazınımıza  güç katar.
Günceleri,Nurullah Ataç'la yaygınlaşan bir türün nicelik-nitelik  doruklarındandır.
Anıları, gezi yazıları gazeteci, yazar  duyarlılığının yansımasıdır.
Oktay  Akbal'ın tüm  ürünleri Türkçe, dil başarısıdır...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık