• 08 Mart 2019, Cuma 17:35
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AVCILIK EKİNİ (8)

Bir yapıltı. "Cuk, cuk, cuk"... Karatavuk. Alt dallardan birine kondu. "Cuk, Cuk, cuk"... Gerceye geçti. Gagasıyla takalayarak yemeye başladı gerce tohumlarını. Küt küt atıyor yüreğim. Doğrulttum dolma tüfeği. Çakmağı kaldırdım. Çok yakın karatavuk. Üç dört tüfek boyu. Dokundum tetiği soluk soluğa. "Güüüm... "Barut kokusu. Dumana kesti ortalık, kara barut dumanına. Saçmalar karatavuğun olduğu alana sardı. Önüme düştü ateş ettiğim. Yengi duygu­suyla aldım. Yarısı, kuyruk çevresi yok kuşun. Uçmuş. İç organları sarkıyor. Eve geldim... "Baba, baba, karatavuk vurdum... "Tüfekle ilk avım... Biriktirdiğim nice av anılarının İl­ki... Tüfek benim artık. Kanıtladım babama kendimi...
Karatavuk, cillik... avlana gelinmiş kuşlardan. Bağda bahçede, tarlada gerceli kızılağaç­larda avlanır gençlerce. Sarısandal, üveyik, çillik, bıldırcın gibi "eti lezzetli" kuşlardandır.
Sarısandal meyve göçmenidir yöremizde. Sonbaharda gelir. Dut, taflan, en çok da incir yer... Bunu bildiğimiz için büyük incir ağaçlarına gelen sarısandalları (sarıasma) bek­leyerek avlarız. Kuş bolsa öğleye dek sekiz on sarısandalla eve dönmek hiç de güç de­ğildir. Her yıl böyle değildir. Kimi yıllar uğramaz ya da tek tük uğrar göçmen sarısandallar. Bir tek bile avlamadığımız yıl olur. Hacıhasan Kahveci'yle, Enver Günay Ağabey'le Hüseyin Kaçar, Amca'yla, Hacı Kaçar Ağabey'le sarısandal bekleyerek avladığımız, anı biriktirdiğimiz oldu.
Ne güzel kuştur üveyik. Babamdan geçti üveyik avı. Yaz başları, son yaz olmak üzere iki kez uğrardı yöremize. O da göçmendi. Ot tohumları, küçük böceklerle beslenirdi. İlk ge­lişinde "duuuruuk, duurruk, duuurruk" ötüşüyle belli ederdi yerini. Ben de bire bir çıka­rırdım onun sesini. Saptardım yerini. Kiraz, kestane... gibi ağaçlara daha çok konardı. "Öte, öte" yaklaşırdım. Görmeye çalışırdım yaprakların arasından. Sesi aradığı için ba­şı devinirdi sola sağa... Saçmaya dayanıksızdı. Tek saçma bile neresine gelirse gelsin, düşerdi. Tarla çevresindeki ağaçlarda avlanırdı kolayca. 1980'li yıllarda Kumyalı'da ortaokul çevresinde, dereboyunda, karşıda andal çevresinde, Kuyu Deresi çevresinde son yaz­da avlanırdık. Kimi yıllar bol geçerdi. Havada attığımız da olurdu. Son yaz avı kuralla­ra, yasalara uygundu. İlk gençliğimizde köylerde ilk yazda yaptığımız üveyik avları ya­salara uygun değildi. Yumurta, üreme, çiftleşme dönemiydi üveyiklerin. Babamlardan gördüğü­müz gibi avlanırdık o yıllarda. Sonradan "gerçek avcılığa" adım attık...
Görele, dere kıyısındaki avlaklarda kimlerle avlanmadık, kimlerle anılar biriktirmedik: Nuri Kaçar, Avni Yavan, İsmet Melikoğlu, Hüseyin Melikoğlu, Hadi Yavan, Burhan Caba... Dayım Ahmet Tiryaki... Haşim Amca, Haşim Usta... Kimi günlerde tüfeği sırtında motosikletli ge­lirdi... Öğretmen arkadaşım Ömer Şen. O da buralarda üveyik, ördek, kaz avlayanlardandı.
Bıldırcını da dere kıyılarında, tarlalarda, deniz kıyısında avlardık. Saydığım avcılar yanında ortaokuldan öğretmenimiz Hasan Çoban da gelirdi bıldırcına, ava. Uzun yıllar Adana'da öğretmenlik yapmış, emekli olmuş daylılı "İbrahim Hoca"da katıldı son yılla­rında dere kıyısı avlarına. Hebüllü'den İlhan Çolak Ağabey de bu avların içindeydi...
Ağustos'un ortalarından sonra başlardı bıldırcınların göçü. Sabah ışırken yönümüz denize doğru beklerdik. Karşıdan Karadeniz'i boydan boya geçen bıldırcınlar suyun yüzeyine çok yakın uçarak üstümüze gelirdi bir an önce karaya çıkmak için. Ateş ederdik, çoğunca kumların üstüne düşürürdük. Vurulmayanlar arkamıza tarlalara inerdi. Onları eği­timli av itiyle avlardı Huri Kaçar Ağabey. Babamın yeğeni olurdu. Bana dayıoğlu, dayımoğlu derdi. Nerede karşılaşsak iki elini yukarı kaldırır kanat çırpınma devinimi yapar. Kuş, av çok demeye getirirdi.
Yaban ördeği, yaban kazı avlarını da dere kıyısında yapardık kışın. Andal çok elverişliydi. Çevresi tarlaydı. Ağaçlıktı. Kuyu Deresi'nin, Görele Deresi'nin ortasındaydı. Sabah akşam yaban ördeği eksik olmazdı. Fırtınalı havalarda denizde barınmayan ördekler andalın üzerinde döner, andala inmeye çalışırdı. Kanat kırdıklarında beklerden ateş ederdik. Saydığım kişiler olurdu beklerde 1970'li, 1980'li yıllarda. Kimi fırtınalı günlerde de yaban kazları inmeye çalışırdı, inerdi tarlalara, çimenlere... Görele Deresi içlerine...
Bek avı yapardık. Işımadan deredeki gölcükleri, andalı tarardım... Saydığım avcılardan en az biriyle karşılaşırdım. Hüseyin Kavcı da olurdu bu avlarda... Avcılık yaşamı dolu geçirmenin yollarından biri bence... Dolu geçen yaşamda anılar kalıyor belleğimizde...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık