• 01 Şubat 2019, Cuma 17:10
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AVCILIK EKİNİ ( 3 )

Anadolu'nun tüm köşelerinde üretilen öykücüklerde, söylencelerde, "halk öykülerinde", masallarda... av, avcı, avcılık anlatıları vardır. Bunların kimileri romanlara, oyunlara yansımıştır. "Alageyik" üstüne üretilenler en işlileridir.
Yazınımızda da av konusu işlenmiştir değişik açılardan. Ahmet Mithat Efendi, "Seyyadane Bir Cevelan" gezi yazısında Beykoz'dan başlayarak İzmit Körfezi'nde biten yolcu­luğunda Tavşancıl'ın ayak basılmamış tepelerinde düzenlenen avı anlatır.
Sait Faik Abasıyanık okurları daha iyi bilir. Son Kuşlar, doğa çevre duyarlılığıyla yazılan olağanüstü bir öykü güzelliğidir.
Ayhan Sarıismailoğlu, Baba Lüferle Balıkçı'da konumuza önemli bir örnek verir. Halikarnas Balıkçısı da kendine yazı adı olarak "balıkçılığı" seçecek denli av, de­niz adamıdır. Deniz Gurbetçilerinde sünger avcılığı, Merhaba Akdeniz'de kuş, keklik avcı­lığını, avcı içdünyasının "öldürme*, *ateş etme* dışavurumuyla yazınsallaştırır. Gündüzünü Kaybeden Kuş'u, oradaki bir saçmayla iki gözü de akan martıyı ortaokul yıllarımdan beri unutamıyorum. Öyküyü okuyuşlarımda "şiirsel duyarlılığını" yeniden yeniden yaşıyorum. Balıkçı'nın Aganta Burina Burinata romanı da avcılara "rasgele" değil midir ?
Tarık Dursun K.nin Denizin Kanı yapıtı da konunuzdan yola çıkarak romanlara ulaşa­caklar için iyi bir örnektir.
Necati Cumalı'yı, onun öykülerini, romanlarını, oyunlarını sevenler için Derya Gülü de ipuçları verecektir.
En yaman balık avı anlatılarını ağız tadıyla okumak istiyorsanız şaşmayın Yaman Koray'dan. Yaman avcıdır kendisi. Romanlarındaki av betimlemelerinin belki de çoğunun av­cısı romancı Yaman Koray'dır.
Yaşadığı yerleri, kıyıları avlayacağı balıkları düşlediği, amaçladığı için seçmiştir. Onun yaşadığı yerler, yerleştiği yerler; yurdu aradığı balığa göre değişir. Bu değerli romancımız için "deniz, balık göçmeni" desek yanlış bir söz söylemiş olmayız...
Yaman Koray okurları bilir bilmesine ama ben gene de yineleyeyim; Gelin Taşı baş­tan başa insanı baştan çıkaracak avları sergiler sayfalarında ... Deniz Ağacı'nı, Büyük Orfoz'u anımsamıyor olamazsınız...
Aransa Rıfat Ilgaz'ın Batı Karadeniz kıyıları anlattıklarında da dişe dokunur bir iki av tümceleri bulunur.
Koca Tolstoy'da, yeryüzünün en önemli romancılarından Rus Tolstoy'da, hiç unutulma­yacak av çözümlemeleri insanı coşturur. Yanılmıyorsam Savaş ve Barış'ta olacaktı. Av, avcı, av iti ...Çok iyi eğitilmiş bir av iti. Ava yoğun ilgisi olan avcı... Av ... İt büyük beceriyle, mutlu olarak yapıyor görevini... Arıyor, arıyor, kokusunu alıyor .... Yerini belirliyor ... Duruyor... Duruşuyla gösteriyor avı avcıya ... Kaldırıyor avı... Ateşliyor  tüfeğini avcı..."Karavana... Karavana..." Kızıyor deneyimli it....İllet oluyor.. Romancının başarısı "bir av itinin içsel çözümünü" yapması... Amerikan yazınında da çok ilginç, başarılı örnekleri vardır avın. İhtiyar Balıkçı Moby Dick, Sünger Avcısı başlı başına bir başyapıttır bu konuda. Hemingvay, London, Steinbeck salt anlattıklarıyla değil yolu en av beş on kez avlaklara düşenlerdendir.
Türk'ün şiiriyle müziğini bütünleştiren, ölümsüzleştiren yüksek sanat ürünleridir türkülerimiz. Salt "keklik" konulu birçok türkü birikmiştir belleğimizde:

Keklik idim vurdular
Kanadımı kırdılar
Daha ben ne idim ki
Anamdan ayırdılar

Keklik olsam çalı dibi eşerim
Zengin ölsem kız ardına düşerim

Keklik olsam yuva yapsam
Ben de bağlara bağlara
Ben yarimi alsam çıksam
Yüce dağlara dağlara

Keklik öter de kendi dinler sesini
Öksüz kızlar da kendi eder yasını


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık