• 18 Ocak 2019, Cuma 17:05
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AVCILIK EKİNİ (2)

Atalarımız avcılık aşamasından şok sonraları, on bin yıl önce, "avcılık" özellikle­rinden öte önemli bir adım attılar. Toprağı ekmeye, tahıl yetiştirmeye başladılar. Bu, avcılıktan üreticiliğe, çiftçiliğe geçişti. Yani bir aşamaydı kişioğlu işin. Avcı atala­rımız yeni kişioğlunun, üreten kişioğlunun, gölgesinde kalacaktı...
Kişioğlunun bu şok önemli aşaması yeni bir ekinsel birikimin oluşmasını sağlayacaktı. "Tarım toplumu" başlangı-cıyla kişioğlu yeni toplumsallaşmalarla yaşadığı çevreyi, doğayı alt üst edecek, doğanın dengesi giderek bozulacaktı. Kişioğlu doğa, hayvan üstün­de denetlenemez bir üstünlük yarattı. Tek gerçek vardı: "Gezegenimizi hayvan dostları­mızla ortak paylaşma zorunluluğu"
Sağtörel duygular, düşünceler; gelişen toplumun yasaları "yaşam hakkı" gerdeğiyle "insan hakkı" yanında "hayvan hakları" oluştu, gelişti. Avcılık bu çerçevede değerlendi­rilir, yapılır oldu.
Tüm dünyada "gerçek avcı" bu İlkeleri Özümseyerek avlanıyor. Bilgi, bilinç, koruma, kurallara, yasalara uyma "gerçek avcı"nın özelliklerinden.
Avcılık kişiye coşku katan evrensel bir etkinlik. Bizi ava iten öz yapımız. Hepçiliz. Süreç işinde etçil yanımız öne çıkmış. Öğütücü dişlerimiz var; kesici, delici dişle­rimiz var. Tüm etoburlar gibi gözlerimiz uzaklık belirlemek İşin yüzümüzün ön yanındadır. Düşünsel açıdan da doğal açıdan da avcıyız. "Saldırıya hazırız." Otoburların göz­leri savunma amaçlı olduğundan yüzün iki yanındadır. "Doğuştan savunmaya dönük."
Av, avcı, avlanmak sözcüklerinden yola çıkarak çok sayıda kavram, nesne, araç adlarıy­la evrimleşen avcılık ekini; ekin aktarıcısı sözcüklerle, tümcelerle belgeye dönüşüyor.
Sözcük, tümce ekin oluşumunun dışavurumu, somutlanışı. Yazıysa bunların belgelenişi, ölümsüzlüğü yakalayışı.
Oğuz Kağan Destanı'nda, "yılkılar küteye turur irdi, atlarga mine turur irdi. kik av avlaya turur irdi...Oğuz kağan bir ıriz kakız kişi irdi. bu kıyandkatnı avlamak tiledi... üçünçüsüge yaltuz at koydılar. kene bir kün oğuz kağan avga kitti. bir köl arasında alındın bir ıgaş kördi... temür çıdalar bol orman, av yirde yürüsün kulan..." avla ilgi­li sözler...
Günümüz Türkçesine yakın söyleyişle, "At sürüleri güdür, ata biner, av avlardı... Bu­raya gelen avlar, burada uçan kuşlar çoktu... Gene bir gün Oğuz Kağan ava gitti..."
Dede Korkut'un Dirse Han Oğlu Boğaç Han anlatımından: "-Kalk Dirse Han. Senin oğlun yerinden doğruldu, göğsü güzel kaba dağa ava çıktı, sen varken av avladı, kuş kuşladı. Anasını yanına alıp geldi, al şarabın keskininden alıp içti, anası ile görüştü, babasını öldürmeyi kurdu, senin oğlun iyilikbilmez, güvenilmez çıktı, uğursuz çıktı..."
"-Biz senin oğlunu nasıl getirelim? Senin oğlun bizim sözümüzü dinlemez, bizim sözü­müzle gelmez. Kalkıp yerinden doğrul, yiğitlerini okşa yanına al, oğluna uğra, yanına alıp ava çık, av kuşunu uçur, av avla, o sırada oğlunu oklayıp öldürmeye bak..."
"Sabahın alaca karanlığında, Dirse Han yerinden doğruldu; oğlancığını yanına aldı, kırk yiğidini topladı, ava çıktı. Av avladılar, kuş kuşladılar..."
"Oğlan geyiği kovalarken babasının önünden gelip giderdi..."
"Dirse Han'ın Hanımı 'oğlancığın İlk avıdır' diye, attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi..."
Temmuz 2011'de Bayburt Belediyesi Yayını Günümüz Türkçesiyle Dede Korkut Kitabı'ndan alıntıladım. Ozan, yazar Mustafa Miyasoğlu "öyküleştirmiş".
Alıntılardan çıkarımlar: Av çok önemli Oğuz atalarımızda. Okyayla avlanıyorlar. Gerektiğinde bıçak kullanıyorlar. Ellerini, dişlerini bile... Av kuşları var... Geyik avlı­yorlar... Kuş avlıyorlar. "Uçar kaçar" avı yapıyorlar...
"Oğlanların", yiğitlerin ilk avı önemli... Törensel önemi var... Çok önemli bir avsa diyelim bir boğayı avladıysa, yendiyse "Ad almayı, ad konmayı" "hak ediyor." "Boğaç" olu­yor adı..
BABURMAME'yi bilirsiniz. 16. yüzyılda yaşayan Babur Şah'ın önemli yapıtı. Hint - Türk Devleti'ni kuran Babur Şah bu oylumlu yapıtında çocukluğundan başlayarak yaşamının son yıllarına dek geçen olayları, yaşadıklarını, anılarını bir ozan, yazar, devlet kuru­cusu olarak anlatır. İlk kez gençliğimde, ikinci kez de bir iki yıl önce okuduğum bu okunası yapıtta birçok av betimlemeleri, uygulayımları vardır. Kara avı yanında tatlı su avları, yöntemleri ilginçtir. Ortaokul, lise yıllarında göllere saldığımız çötenlerin, kurduğunuz çötenlerin benzerleri vardır Baburname'de...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık