• 26 Nisan 2019, Cuma 16:44
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AVCILIK EKİNİ (14)

Altmış adım aşağıda sayılı göllerden Büyük Kısırık durur binlerce yıldır. Elli altmış adım uzunluğundadır. Batısı, Yusuf'un değirmeninin altı, doğusu Şabanu Hasan'ın yerinin altı, boydan boya yüksek kayalıktır. Saydır. Gölün alt kıyısı kumluk, çakıllıktır. Baş yanı.Gölün baş yanı tüm balıkların yazın gölde yüzülürken gizlendiği, kışları kışladığı koskocaman taranla biter. Binlerce yıl önce derenin evriminde yerleşmiş değirmen taşı biçimli ama çok iri bir taş, taşın sağ, sol altında iki iri taş destek... Destekler suyun altında. Gölden oda gibi. Yukardan gelen suyun akarı üstteki büyük taşın kuzeyinden dö­külüyor göle. Gölün canlıları burada. Savmaya da geliyor. Taşın gölle bağlantısını çulla, dastarla kestin mi bas kireci, döv domuz ağırşağını, ez acımuğu... Ardından saplık gibi kasnaklar...
Benden önce yapanlar varmıydı, bilemem, vardır, vardır... Yıllardır bu büyük taşın altına girdim soluk tutmamacasına. Ayak parmaklarım kaldı sudan dışarda. İki elimi ileri, ileri uzatarak. Balık yuvasını bularak. Gösterme parmağımı solungaca geçirerek. Soluksuzluğumu son ana dek sürdürerek. Dipte, en dipte yumuşak balçıkları duyumsayarak... Açıklan­ması çok güç duygularla dolarak, taşarak. Yer sarsıntısı olsa, taş çökse... Gittim... Gitmedim ama, gölde oltayla balık tutanlara göstere göstere nice iri mi iri balıklar tut­tum... Bir iki kez de anı olsun, unutmasınlar diye... Çocuklarıma gösterdim...
Üç yük adım aşağısı Kısırık. Büyük Kısırık'a benziyor. Hamsalifgil'in yerinin altı.
Bu yan tümden say. Pentten değirmenin su kesimi. Dönmüyorsa değirmen üstten, saylardan aşağı değirmenin suyu akıyor. Burada oturulacak, güneşlenilenecek düzleşmiş kayalar. Oyuk, yaslanılacak kayalar. Yüzenler, yüzenler. Çoluk çocuk, genç, yaşlı... Değirmene gelenler, fındıklıklarda çalışanlar, inek yayanlar serinlemek için burada yüzüyorlar. Söyleşiyorlar. Kimbilir kaç bin yıldır. Söyleyen söyleyene... Türkü, ışildik, zıpçık, boru, borazan... Sesler, sesler... Bu kayaların altında üç "cep*, üç oyuk var. Onu buldum el avı arayışlarımda. Göl derin. Burada cebe ulaşmak için sayın altına giriyorum. Yüzerek. Soluğumu sonu­na dek tutarak. Dışardakiler, izleyenler ayağımı da göremiyor... Ceplere giren dört beş iri... İri kasnaktan ellerimle  sıkıştırdığım, yaşamı bitecek olanın solungacına geçirmeye çalışıyorum parmağımı. Parmağımı. Tamam. Kıpkırmızı yüzle geri geri çıkarak. Boştaki sol elimle kayaları iterek... Geri alıyorum tenimi... İçimdeki tüm soluğu dışarı veriyorum irileşerek gözlerim. Kıyıya geliyorum yüzerek, saplık gibi kasnağı bırakıyorum. Dinlen. Dinleniyorum. Yeniden...
Göldeki suyun akarı çok iri taşlı küçük gölle buluşur. Taşın altı el avına çok da uygun değil. Savak yeri yılda üç beş kez savılır savakçılarca. Aşağısı, otuz adım aşağısı bizim Oyrak'ın ...tü. Silme purluk. Batı kıyıda değirmen. Yapca'nın Yusuf'un değirmeni. Oluktan gelen, çarkı çeviren su, domuzluktan geçerek bu göle karışıyor. Değirmen kapısın­da dutlar. Oturak yerleri. Taşlardan. Ateş yakma yeri. Düzlük. Mıras oynama... Çubuk yonma, çıkıntı çıkarma yeri. Konuşma, kaynatma, dedikodu yeri. Nara atma, türkü çağırma yeri... Saydin Haşim'in Oyrak'ın altı, Yusuf'un değirmeni'nin altı iyi balık yapar. Oyrak'ın... tündeki taran nedeniyle. Tüm balıklar buraya girer. Kurbağalar da. Kimi kimi su yılan­ları da...
Dört beş adım uzunluğu, yer yer bir iki adım derinliği vardır bizim taranın. Baş yanı bitişi bizim fındıklıktan gelen değirmen yolunun altıdır. Derin yeri de burasıdır taranın. Büyük kasnakları buraya, balçıkla kaygan çamurla, kurbağalarla sonlanan buraya sı­kıştırırım. El avının doğasında iri balıklar vardır. Küçükleri kaçar. Büyükler sıkışır dibe. Kurtulamaz gösterme parmağından... O an solungaçları, belki de en güçlü organları ölüme götürür onları. El avcıyı da utkuya, sevince, anı biriktirmeye, mutluluğa.
İlyas Ağabey, bu değirmende uzun yıllar "hakçılık" etti. Bi yıl gölü beslemiş iyice darı unlarıyla, yarmalarıyla... Beş altı gasnak geziyor ama... Geziyu mu gösteriş mi yapıyu...İlyas Usta Ağabey de savacak bizim taranı. Öyle kurmuş. Savsın. Göl kasnak, uzun Hasan, gomit kaynıyu...
İnek yayıyorum oyrakta. Balıkları biliyorum. İlyas Ağabey huyumu bilmiyor... Şakalaşıyoruz. "Keyfim" yerinde. On dakika önceye dek türkü defterimdeki nice Neşet Ertaşları, Ali Ekber Çiçekleri, Hacı Taşanları, Mahzunileri, Nida Tüfekçileri, Aynur Gürkanları,Yıldız Ayhanları, Yıldıray Çınarları, Mahmut Erdalları, Halit Arapoğullarını, Mesnet Bozdoğanları, Bedia Akartürkleri, Selahattin Erornanları, Nurettin Çamlıdağları, Çetük Alileri, Yıldız Tezcanları, Şükran Ayları, Nezahat Bayramları, Daimileri,Turan Enginleri, Yüksel Özkasapları, Şemsi Yastımanları, Şenay Şensesleri, Fatma Türkanları, Ramazan Şensesleri, Hacer Buluşları, Aliye Akkılıçları, Zekeriya Bozdağları, Muazzez Türimaleri.... çağırmışım. Duygulanmışım. Yenilenmişim. Yaşadığımın ayırdına varmışım. Bir kez daha adam olmuşum. Mutlanmışım. Umutlanmışım. Yeşile, doğaya, yaşama, kendini aşmaya odaklanmışım...
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık