• 12 Nisan 2019, Cuma 17:08
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AVCILIK EKİNİ (12)

Sus Barbatus, incir Tarihi ile Yunus Nadi Roman Armağanı kazanan Faruk Duman (1974)'ın yeni romanı. Kasım 2018'de yayımlandı. Roman gerçekçilikle düşsel anlatımın başarı­lı örneği. Kars, Ardahan, Çıldır yöresi... Kar ...Kar... Buz. Buz. Buz. Soğuk, soğuk, soğuk... Masal, halk ozanlığı, halk öykücülüğü geleneğinin yaratıldığı Çıldır yöresi... Köyler, dağlar, ormanlar. Barbatus... Domuz. Domuz avı... Baştan sona sürüklüyor 563 sayfayı. 1980 öncesi... Roman "tam bir av romanı". Av sözcüğünü gerçek, çağrışım, imge, gönderme... olarak anlayabilirsiniz...
Keklik tavşan avını iki yıl Aktape Ortaokulu'nda çalıştığım Alucra'da öğrendim. Kek­liğin tek başınıza avlanıyorsanız ne yaman, ne kurnaz bir kuş olduğunu, avcıyla nere­deyse "dalga geçen tek kuş" olduğunu özne olarak görebilirsiniz...
Görele Çürükeynesil uçar kaçar avı yanında dere, deniz, göl avcılığının da yaşam biçim­sel olarak ilgiyle uygulana geldiği köylerdendir. Bir ayağı Karadeniz'dedir, bir ayağı derelerdedir köyün. Balık avcılığı da uçar kaçar avcılığı gibi büyükten küçüğe, kuşaktan kuşağa geçer.
Derelerimizde bıyıklı, karabalık, kayabalığı, kasnak bulunur. Kimi yıllarda da Andal'ı deniz basarsa andaldaki sazanların bir bölümü soldaki kuyuderesıne girer, Yapca'nın Yusuf'un değirmen yanına dek ulaşır...
Kuyu Deresi'nde, Çalış Deresi'nde kim gecelerde de cemek avına gidilir Çömlekçi'ye doğru...
Derelerde oltayla, balık otuyla, savak savarak, acılayarak, kireçleyerek çok az da di­namitle, saçmayla avlanılırdı. El avı da ilginçtir.
Oltayla karabalık, bıyıklı, kayabalığı avlardık. İri sinekleri yem olarak kullandığımızda iri kasnakları yakalardık. Balık otu çarşıdan satın alınır. Ekmek içiyle iyice yoğrulur, balıkların yutacağı küçüklükte  yuvarlanır. Balığın yoğun olduğu göle atılırdı. Bunları yiyen balıklar bir süre sonra bayılır suyun yüzüne vururdu. Toplardık onları karamuk dalına, ham teveğe... dizerdik. Bir dizin, bir tava balığımız olurdu...
Savak çok yaygındı. Balığın olduğu alan uygun araçlar kullanılarak; örneğin çul, dastar, hasır, tente, çevirgeye alınır, sonra da balığın olduğu alan ya kireçle, ya domuz ağır şağıyla - iyice ezilerek ya da acımıkla - iyice dövülerek- avulanırdı. Yarım saat içinde ölen balıklar suyun yüzüne vururdu. Babamdan, Enver ağabeyden, Hamdi ağabeyden öğrendim savak savmayı. Babam Oyrak'ta inek yayarken bir iki saat içinde küçük bir yeri savar çoğun­ca da taşlarla, çamurla yaptığı küçük duvarla suyu başka yöne akıtır balıklı taşın ol­duğu yeri serper, kuruda kalan bıyıklıları, karabalıklıları, kayabalıklarını, gasnakları alır sonra da dizin yapardı. Belindeki bıçağıyla balıkları çektiği, yıkadığı da olurdu.
O zaman dizin yapamaz, yapraklardan büyük bir kavuk, torba örerek balığı ona doldururdu.
Enver ağabey'le, Hamdı Ağabey'le ilk savağımız Kazan Gölü'ndeydi. Göle yukarıdan ge­len suyu soba borularıyla göl dışına akıtmışlar; ceviz, domuzağırşağı döverek gölü avulamışlardı...
Ben de yıllarca Hacıhasan'la, Selahattin'le, Halil'le, Mustafa'yla, Fahri'yle... savak savdım. Koskoca Deliklitaş'ı bile. Baş tarafına koca bir duvar çekmiştik suyu tutmak için. Hacıhasan Çarşıdan on on beş kilo kireç almaya gitmişti. Bıyıklı, karabalık, kayabalığı olmak üzere bir sepete yakın balık tutmuştuk.
Bi kez de Hacıhasan tek başına küçük Kısırık'ı acumukla savmıştı. Sabahtan başlamıştı. Derelerden kucak kucak acımuk toplamış, onları taşların üstünde eze eze göle akıt­mıştı. Koca göl. İkindiye doğru avulanabilmişti balıklar. Olsun Başarmıştı Hacıhasan...
Saçmayla avlanmadım. Cemekle bir iki kez avlandım. Daha yakına dek dururdu cemeğim eski evin tavanında, Halil'in üç dört yıl oynadığı çemberinin yanında...
Çomak avı gece yapılır. Işıkla. Üzerine ışık gelen balık kaçamaz, durgunlaşır. Bu sıra­da cemek balığın kafasına saplanır...
Kimilerde bizim Deliklitaş'a,Yılanlık'a, Büyük Kısırık'a dinamit atanlar oldu. Daha çok denizde kefal vurulurdu dinamitle...
El avı bizimle - Hayrettin Günay, Hacıhasan Kahveci- bitti sayılır. Bizden sonra yapan yok...
Yüzerek, soluk tutularak derelerdeki göllerde yapılırdı el avı. Balığın girdiği taran kovuk bulunur, özenle elle tutulurdu iri balıklar...
Balıkları yakaladığımız taranları, kovukları, cepleri Hacıhasan'la ben bilirdim...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık