• 05 Nisan 2019, Cuma 17:06
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AVCILIK EKİNİ (11)

Soluk soluğa ilerliyorum. Terden ciscimit oldum. Gözlüğüm buğulandı. Ara sıra soluk alarak gözlüğü siliyorum boyun bağımla.. Yaklaştım, kalktı... Sola döndü, obuza doğru. Taaw... Sarsılmadı. İki yüz adım ötedeki obuza indi... İndiği yeri kestirdim. Karda bata çıka yaklaşıyorum. Mehmet amcamların büyük taşın önüne geldim. Alt yandaki gaşın altın­da... Orda olmalı... Obuz kıyısı, taş altı, otlar, çamur... Oraya indi. Üstten atacağım, kal­kınca... Bilerek gösteriyorum kendimi, kalkması için. Fındık dallarının tümü eğilmiş, kar altında... Kalkınca apak kar... Bir de yalpalaya yalpalaya, savruk savruk uçan o olacak. Kalktı...Tavvvv...Düştü, Ustu Mamut'un yerine...
Emekliyim. Artık kar yağınca boş bir günde çıkıyorum ava... Bir kez... Oluşum'um öğret- meniyim. Cuma kar dinlencesi. Cumartesi erkenden yoldayım. Çavuşların çeşmenin ilerisinde kalktı. Taavvv... Değmedi... Çalış'a geçti.. Bulamam, oraya geçemem bu karda. Dere boyu arıyorum. Karşıya geçtim, Ustu'ların obuzdan yukarı vurdum. Gaşdaki gerceden bir karatavuk aldım... Bitirdiğim ilkokulun, Sağlık köyü İlkokulunun yanındayım. Yokuşu çıktım. Arka yol­dan çeşme önlerini, sulak yerleri taraya taraya, obuzlara göz ata ata Haydarlı kemer köp­rüden karşıya geçerek Bozcaali yakasından Çalış'a inip, oralardan Mahmut'un değirmen ya­nma ineceğim... Kuyuderesi'nden Görele'ye, eve geleceğim. Bir günüm böyle geçecek...
Haydarlı yolundayım. Kar dizde. Kimse geçmemiş... Çulluk olasılığı yüksek... İleride ni­ce yılların çeşmesi, onun önüne aşağı da obuz var... Çulluk yerleri. Tetikte gidiyorum. Çeşmenin önünden kalktı. İkisi birden. Davrandım...Taavwv...Öndeki kurtuldu. Düştü arkadaki.Yolun altına üğümün dibine, karların içine... Girmiş bir karış denli karın içine... Aldım, yaralı. Tepeye yakın gözleri ne de güzel... Bakıyor yalvarırcasına. Tek saçma değmiş sol kanadına. Tek saçma kırmış en güçlü yanlarından birini... Bakıyor öylece...
Köyümüzde yaygındır çulluk avı. Bize babadan, babalara, babalardan, dedelerden geçme... Kimi yıl göçerken çok düşer, curnata olur... Avcı başı beş on çulluk alınır. Kimi yıl bir de ikide kalır. Çulluksuz geçen kışlar da olmaz değil... Karatavuk yerli, bizim kuşumuz... Onun avı da dededen oğula, toruna...
Gercelerde, çortluklarda, gaş diplerinde... avlanır karatavuk. Çortlarda, gazellerde, kem­relerde tavuk gibi eşindiği, böcekleri, solucanları bulduğu, yemlendiği için karatavuk de­mişiz ona. Erkeği kızılgagak...
Neredeyse herkesin bahçesinde; evin yakın bir yerinde bir kızılağaçta, bir çıtırukta, bir firmada gerce ayanır, büyütülür... Kışın gercenin meyvelerini yemeye gelir karatavuk­lar... Bekleyen avcılara av olurlar...    ^
Derekıyısında Ustu bükündeki gerceler, Andal'ın yanındaki gerceler, Kamil'in gaşlardaki, gerceler, Şeref Obuzu'ndaki gerceler, Korkmaz çeşmesinin solundaki obuz un sağındaki, solundaki gereeler, Hebüllü'de Kahvecugilin yerlerindeki gerceler, Avni'nin yerindeki gerceler, Bayram bahçasındaki gerceler, Hamsalifgilin gaşlardaki gerceler, bizim oyrakdaki gerce, Melibahçesi'ndeki gerce,Topbaş'ın daşdaki gerceler, İlun gaşlardaki gerceler, Babam Haşim Günay'la amcamın oğlu Enver Günay'ın anlatmasına göre bizim evin önündeki 1940'lı yıl­lardaki gerce (Yapca malesinden Yapca'nın Yusuf , Yapca'nın Mısdafa bile bu gerceye gelir­miş avlanmak için), Gacaru tepesindeki, Köy içi'ndeki gerceler, Temelgilin, Hacı'nın Ali' nin taşdaki gerceler, Toklutamındaki gerceler, Micevez'in Daşdan'ın yerindeki gerceler, Cin Daşı'ndaki gerce, Ustu İsinnerin gerceler, Düğerdeki gerce, Daşbazı'ndaki, Kabadaş'daki gerceler, Tıkıcm Yusufların çit yanındaki gerce, Gacaru İsinlerin gerceler, Çelikgaşı'ndaki az ileride Çavuşların yerindeki, daha ilerdeki Amadu Memedlerin, Emiş'in Emine'nin Nurilerin, Saydin Ametlerini, Ömerlerin, Daşdanlarm gerceler... Sekü'deki, Hacıbaba'daki, Gerden'deki, Herttekköyü'ndeki, Gozmuğun ev yandaki gere eler... Kimbilir ne karatavuklara; elleri üşüye üşüye, yüzü pancar gibi olmuş ne avcılara tanık oldular...
Rıfat Ilgaz Cide yöresini, Batı Karadeniz insanlarını anlatır yarı köylü yarı denizci kişileriyle Yıldız Karayel romanında...
Yıldız Karayel'de de av vardır. Barbun vardır, kefal vardır, kalkan vardır... Tavşan var­dır, incir kuşları, vardır, keklik vardır, karatavuk vardır. Bunların olduğu yerde av da vardır... Çulluk da...
Avcı da vardır. Yıldız Karayel'in avcısı Şaduman Dağlı'dır. Çiftesi yanındadır nereye gidecekse... Yılda sekiz on çulluk da vurur, düşürebilirse uygun yerlerde bir iki de kek­lik... Bol incir kuşları... Bi de bizim karatavuk... Karatavuk demez onlar, "bakal" der, Rıfat Ilgaz'ın diliyle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık