• 27 Temmuz 2015, Pazartesi 9:39
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ARTVİN-ERZURUM GEZİSİ(2)
 Kendine özgü doğası, Çoruh'u,gölü, ormanları, yaylaları, Kafkasör boğa güreşleri, türküleri, halkoyunları, ozanları...olan Artvin'de geceleyeceğiz. Öztürkler, geldiğimizi bildiriyor bizi bekleyen Uzman İbrahim Öztürk'e. Yağmur yavaşlamaya başladı, ha kesildi ha kesilecek.
Az sonra geliyor İbrahim. Asker Gazinosuna giriyoruz 16.00'da.Çaylar içiliyor, azıcık dinleniliyor. Sonra yukarıya, Artvin kent merkezine yollanıyoruz. Yukarıya sözcüğünden sonrası size kalmış: Artvin, Çoruh'un kıyılarından kıvrıla kıvrıla yukarıya, hep yukarıya çı­kılan bir kent. Aşağıdan bakınca yukarılarda hiç düzlük yokmuş duygusu uyandırıyor ama kente doğru çıkıldıkça caddeler, sokaklar, büyükçe kurum yapıları, çokkatlı yapılar, uygun alanlar, küçük de olsa park, oturma, dinlenme yerleri.. .var.
Sıtkı Kahvecioğlu Vakfının yaptırdığı "en büyük Atatürk heykelline gidiyoruz. Artvin'e çevreye tepeden bakan bir yerde anıt. Çeşitli heykelllerle, oturulacak, konaklanacak yer­lerle çevre düzenlemesi yapılmış. Buradan Atatürk"ü anarak, ona saygı duyarak en yakın­dan en uzağa çevre görünümünü doya doya izlemek mutlandırıyor bizi. Burayı binbir emekle böyle değerli bir uğrak yerine dönüştürenlere de alkış, alkış...Heykelin görkemine yakışır bayrak direğinde dalgalanan görkemli bayrağımız da dalgalanıyor burada. Burası ta aşa­ğıdan, Artvin'e girişten de ilk görünen yer başınızı yakarıya dikmek koşuluyla. Aşağıdan kolaylıkla görülüyor Mustafa Kemal'in Kocatepe'deki o görkemli, özenli yürüyüşü.
İbrahim Öztürk'ün yol göstericiliğiyle geziyoruz Artvin'i. Kenti dolaşıyoruz. Buraya gel­mişken Kafkasör'e çıkmasak olur mu?
Aşağıdaki Çoruh'tan yukarılara dek kurulan kentin son evlerini geçince giriliyor Kaf­kasör'e. Kısa sürede orman içine giren yol bizi şenlik alanına, boğa güreşinin yapıldığı "arena”ya ulaştırıyor.  Çok da "masrafa girilmeden oluşturulmuş, oldukça yıpranmış bir yer arena." Doğa, orman, yayla güzelliği burası. Girişte ki sudan içiyoruz. Ta karşı tepelere dek her yeri, her güzel görünümü gösteriyoruz biribirimize. Anı fotoğrafları çektiriyoruz.
Burayı ikinci görüşüm. İlkinde yağışlı, sisli puslu bir hava vardı. Şenlik bitmek üze­reyken ulaşmıştık öğretmen arkadaşlarla yıllar önce. Şimdi burada yalnız biz varız. Nihat Öztürk, Bekir Öztürk, Mehmet Çolak, İbrahim Öztürk, Hayrettin Günay. Bir de güneşli, pırıl pı­rıl bir Artvin-Kafkasör günü...
Akşam yemeğini söyleşerek, anılar, yöre güzellikleri anlatarak Gazinoda yiyoruz. Karşı köşede on beş kişilik bir topluluk. Çevreyi hiç rahatsız etmeden eğleniyorlar, gitar eş­liğinde şarkı, türkü söylüyorlar, arada bir şiirler okuyorlar…
Yemek sonrası salondayız. Çay, kahve içiyoruz. İbrahim'in komutanları geliyor, tanışıyo­ruz. Hoşbeş ediyoruz. Çok sıcak bir ortam var burada. Çok iyi aile ortamı…
Nihat Öztürk'le Bekir Öztürk aynı odada, Mehmet Çolak'la ben aynı odada geceliyoruz.
Hangi ortamda, hangi saatte yatarsam yatayım güneşten önce uyanırım. Gene öyle oldu. Mehmet Çolak'ın uykusunu bozmadan kalktım. Traş oldum. Monopril'i yuttum. Bir iki not tut­tum geziyle ilgili. Mehmet Çolak'a son yıllarda yazdığı manilerle ilgili not, yol yöntem önerileri karaladım...
Saat 10'a doğru Erzurum yoluna vuruyoruz. Sol yanda Şavşat'a, Ardahan'a, Posof'a gi­den yol ayrımı var…
Son geçtiğim Artvin-Erzurum yolu çok değişmiş. Çoruh barajlarla gölleştiriliyor. Yol eskiden Çoruh vadi boyu giderdi, şimdi öyle değil. Eski yolların kimileri diplerde, aşağı­larda kalmış. Yollar tünellerle, viyadüklerle dopdolu, say sayabilirsen…
İlk kez göreceğim Yusufeli'ni. Yıllardır görmek istediğimiz ilçelerden biri. Zaman zaman basına konu oluyor, bu ilçemizin baraj gölü altında kalacağı...
12'de Yusufeli'ndeyiz.Yol boyu çoğunca Bekir Öztürk'ün seçimiyle cd'den nitelikli türküler, şarkılar dinliyoruz. Zaman zaman da biz katılıyoruz söyleyenlere. Kimilerde bir türküyü ikinci kez çaldırdığımız oluyor Bekir Öztürk'e.
Şirin, bereketli, verimli çekici bir ilçe Yusufeli. Her yan çeşit çeşit meyve ağaçlarıy­la bezeli. İlçeyi ikiye bölüyor Çoruh'un Kaçkar'dan gelen kolu. Bugün biraz azgınca akıyor, yukarılarda karlar eriyor besbelli. Buraların Çukurova iklimi olduğunu anlatırlardı, doğruluyor bunu bitki örtüsü, ekilenler, dikilenler. Zeytin, pirinç, mandalina, dut, üzüm, ceviz… bu dere kıyısı boyunca süren daracık topraklar bereket saçıyor dik tepelerin aşağıların­da ki vadiye kurulu Yusufeli'ne.
Gazetecinin Yeri'nde çay içiyoruz. Tanışıyoruz "gazeteci"yle. Sani Gümüş. Uğur Dündar'la, Reha Yurdakul'la çalışmış."Haberci" olarak gezmediği yer kalmamış. Görele'ye Çanakçı'ya, Kuşdili Şenliği'ne gelmiş, televi

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık