• 05 Ocak 2018, Cuma 15:44
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ARDIÇ AĞACININ ALTINDA
 2001'de yayımlanan Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir romanıyla bu türe adım atan Sel­çuk Altun ortalama iki yılda bir yeni yapıtlar yayımlayarak kendine özgü anlatımıyla kurgusuyla yazınımızın "kurgu-anlatma" birikimini varsıllaştırıyor.
Roman dışında onu Cumhuriyet Kitap'taki -severek, özenle yazdığı-özgün Kitap İçinlerden tanıyoruz. Yazınımıza, belki de denememize, eleştirimize yeni bir tat getiren bu yazılar okuyucuda alışkanlık yaratıyor...
Selçuk Altun'un romanları Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarında. "Kitap için"lerse Sel Yayıncılık'ta, 3000'er başlıklı üç yapıt...
Kimi yazılarımda Selçuk Altun'un kişilerini Tirebolu'yla ilişkilendirdiğini, kimi" lerini bir iki tümceyle de olsa Tirebolu'da yaşattığını belirtmiştim.
Altun, son romanı (Ekim, 2017) Ardıç Ağacının Altında'ya yer olarak çoğunca Tireboluyu seçmiş.
Arka kapaktaki tanıtım yazısı Karadenizli okuru çekecek düzeyde: "Varsıl bir hayat sürdüren, orta yaşlarında, kadın delisi Erkan bir kaza haberiyle sarsılır. Aynı araç için­de ölen karısı ve en yakın arkadaşının haberidir gelen. Tanıştıkları günden beri geçinemeyen bu iki kişinin hayatı nasıl olur da aynı arabanın içinde son bulur? Bu sorunun ardındaki sırlar Erkan'ı giderek koyu bir bunalıma iter ve Karadeniz'in bir kasabasın­daki, dedesinden miras kalan fındık ağacı bahçesine kapanmasına neden olur. Bahçenin en kadim varlığı bir ardıç ağacıdır. Erkan günlerce ona içini döker.
Okur, ardıç ağacının gövdesine yaslanarak, Erkan'ın birbirinden farklı karakterlerle örülü gizemli geçmişini dinlerken, o çarpıcı gerçeğe yaklaşmaktadır: Hayat romanlardan daha tuhaftır..."
Romanın iç örgüsünü, anlatım özelliğini ele veren bu tümcelerden etkilenerek okuma­dım romanı. Önceki romanlardan biliyordum Selçuk Altun'un kurgusunu, biçemini. Beni çeken Tirebolu, öteki Karadeniz çevreleri... Bir de romanın adı...
Romanın adını Altun'un, Hikmet Birant'ın önemli denemebilim yapıtı Alıç Ağacı ile Sohbetler'den etkilenerek koyduğunu düşündüm. Bu düşüncemi romanı okurken de korudum. Yanılmamışım. Yazar bunu romanın sonlarına yakın açıklıyor: "Otelin ıssız barında oturmuş Hikmet Birand'dan, Dikmen'in ardındaki Çal Dağı'nın doruğunda yaşlı bir alıç ağacı vardır. Kuru dallarında allı yeşilli paçavralarla nice masum özlemlerin adakları bağlı kalan bir ağaç... Ben o ağacı çok severim. Ona Dikmen alıcı adını da ben taktım," diye başlayan, 1966 ürünü bir kitap okuyordum. Kitabı, Alıç Ağacı ile Sohbetler diye seçmiş­tim. "
Romancılar bildikleri çevrede yaşatırlar kişilerini. Selçuk Altun da bunu yapmış ya­pıtında; "Kambur Saliha'nın Dondurma Dükkanı, Yeniköy Mezarlığı, Yeniköy Camisi, Tirebo­lu lehçesi, Cintaşı, Körliman, Selimağa Çeşmesi, Ayana Tepesi, Ayana Tepesi'ndeki tek ardıç Karakaya Köyü, Zefre, Fiko'nun Yeri, Berber Kel Kerami, Kazım Karabekir İlkokulu, İrfan Kitabevi, İpek Sineması, Kızgın Damdaki Kedi filmi, Lokantacı Hayri Usta, Hayri Usta Köfte­si, Ayana Tepe'sinden Tirebolu'yu izlemek, Harşıt Çayı, Gümüşhane Vavuk Yaylası, İskele Caddesi, 42 Nolu Tirebolu çayı, Tirebolu küfrü..."
Alıntıladıklarının çoğunun Tirebolu'ya, yöreye özgü olduğunu biliyorum. Bilmedikle­rim kurgu mu, gerçek mi?
Şavşatlı Selçuk Altun'un yıllar önce yaşamının kimi yıllarının Tirebolu'yla kesiştiği yaşam öyküsel gerçek. Romana çalışırken yeniden Tirebolu'ya gelerek geçmişe gittiği­ni, gözlemler yaptığını biliyoruz...
Yöre diliyle anlatılanlara romancının kimi anlatımlarının uygun düşmediğini belirtmeliyim: "Tirebolu lehçesi (iki yerde)" yerine Tirebolu ağzı denmeliydi."Peştemal giyer­di." yerine paştemal bağlardı denmeliydi... "Fındık ağacı bahçesi" yerine de fındık bahçesi uygun düşendi.
Selçuk Altun, Samsun Maarif Kolejli. Kaynım Dr. Sefa Kaçar da Maarif Kolejli. Romanda Samsun'la ilgili kişiler, yerler var: "Samsun Maarif Koleji, İstiklal Caddesi,efsanevi öğretmen Cari Tobey, Vidinli Oteli, Meşhur Köfteci, Bafra Fidecisi Tokalak, Ahmet Başkan, Yılmaz Ulusoy, Cumhuriyet Caddesi, Birtat Hastanesi, Yelken Kulübü..." Sefa Kaçar'a sor­dum doğruladı bunları...
Romancı için etkilendiği çevre, yetiştiği çevre önemli. Bunları yapıtlarında yansıtarak yapıtın yaşamınca var ediyor...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık