• 12 Ekim 2014, Pazar 10:54
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

APAYDIN'IN ARDINDAN
 21 Ağustos'ta kesmişim Cumhuriyet gazetesinden: "Yazar Apaydın Hastaneye Kaldırıldı. Köy Enstitülü yazar Talip Apaydın(88),hastaneye kaldırıldı.Baş dönmeleri şikayetiyle hastaneye giden Apaydın'ın Hacettepe Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nün yoğun bakımı servi­sinde tedavi altına alındığı ve durumunun kritik olduğu belirtildi."
Yaşam savaşını yitirdi Talip Apaydın(27 Eylül 2014).Ankara'da verildi toprağa. Kızı Su, eşi Halise, sevenleri uğurladı onu Kocatape Camisi'nden...
Kalkınmak, çağdaş bir Türkiye yaratmak için gerçekleştirilen devrimlerin eğitim okullarından geçen köyden-köyü yazan kuşağın önemli yazarlarındandı Talip Apaydın. Onlar düşü­yor bir bir...Göçüyor bir dönem. Mehmet Başaran, Adnan Binyazar,Osman Bolulu mu kaldı geri­ye, o güneşli günlerin tanığı?.. Atatürklü, Haşan Ali Yücelli eğitim imecilerinin ürünleri…
İlkin Köy Enstitüsü dergilerinde şiirle yola çıkmış Talip Apaydın.1956'da bu biri­kimlerini Susuzluk'la yapıta dönüştürmüş. Mahmut Makal'ın yolundan yürüyerek 1952'de köy notları düşmüş Bozkırda Günler'le.
Sonra roman, öykü, çocuk yapıtları, anı, oyun onun yazarlık birikimlerinin ürünleri olmuş.
Belleğimde, yazına yakın ilgi duyan biri olarak, romancılığı ağır basar Talip Apaydın ın.
İlk romanı Sarı Traktör(1958)'ü okuduktan sonra benim yazarlarımdan oldu ilk gençlik yıllarımda Talip Apaydın. Köylünün, köyün, köy insanının bireysel yönü yanında toplumsal ya­şamını da güncel yanlarıyla, değişimin kaçınılmazlığının sorunlarıyla anlatıyordu. Köy do­ğası, köylünün özlemleri açığa çıkıyordu konuşmalarda, betimlemelerde bir bir ortaya.
Yarbükü'nün ilk ya da ikinci baskısını edinmiştim Varlık Yayınları'ndan. Haydar, Remzi.. sanki çok yakından tanıdık gibiydi. Su sorununu işleyen ilk örnekti sanırım romanımızda Yarbükü.
Lise birde edindim Ortakçılar'ı( sonradan Ortakçının Oğlu)Köy Enstitülü bir gençti birinci kişisi Sefer, belki da Talip Apaydın'dı. Apaydın'ın babası,Köy Enstitüleri, sonradan yaygınlaştırılan enstitü düşmanlığı düşünüldüğünde romanın özyaşamöyküsel izler taşıdığı ortada.
Define 1970'de çıkmıştı.Bir umut, gömü umudu kısa yoldan, emeksiz kurtuluşun düşlerini yansıtıyordu. O yıl(yanılmıyorsam) Yılmaz Güney unutulmaz yapıtı Umut'u çekmişti. Umut, bir yönüyle Define'nin esini miydi? Araştırmaya değer...
Liseyi bitirdiğim yıl gelmişti Yoz Davar. Onu da okumuştum su içercesine.O yıllarda köyü yansıtan romanların hızı kesilse de önemli bir yapıttı çıkanlar.
Tütün Yorgunu çıktığında Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinin eşiğindeydim. Yapıtı öğretmenliğimin ilkgözağrısı Posof lisesinde okumuştum ders aralarında...Necati Cumalı'nın da anlattığı kimi üretim ilişkilerinin romanıydı. Madaralı Roman Ödülü almıştı Apay­dın bu çalışmasıyla.
Toz Duman İçinde'yi atlıyordum az daha. O Tütün Yorgunu'ndan önce çıkmıştı. Romanımız­daki Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek, Yaban...geleneğinin savaşımlarından almıştı gücünü, konusunu. Köylünün Kurtuluş Savaşımızdaki bir yüzüydü...
Apaydın özellikle romanlarıyla yazınımızın yüzaklarından. Onun yazdıklarını okumadan köy gerçeğini, köy üretim ilişkilerini, köy insan ilişkilerini Cumhuriyet, Atatürk, Köy Ens­titüleri, eğitim konularını eksiksiz kavramak olası değil...
Onun şiirlerinden de bir iki örnek vereyim: "Dünyamı susuzluk deyip özetliyorum/Her güzel şeye karşı susuzluk/Ne yapsam nereye gitsem/Benimle gelecek bu özlem/Bitmeyecek içimdeki huzursuzluk"
"Susadım/bozkırlar ortasında/Kurudu dudaklarım/Çağırmayın gelemem/Bir tas su uzatın/ Çabuk olun biraz/Beni kurtarın"
"O devirler nasıl geçmiş/Bu köylerin üstünden/Yüzlerce yüzlerce yıl/Eşkıyalar elin­de ağalar elinde/Sultanlar paşalar şeyhler elinde/Halkım neler neler çekmiş/
Talip Apaydın'ı yapıtları dışında da tanıma sevincini yaşadım.1997 Hasan Ali Yücel Yıl'ydı. Hüseyin Çakıcı, Hayrettin Günay, Belediye Başkanı Dr.Erdem Dülger, Selahattin Karaahmetoğlu baş başa vererek Görele'de iki ayı kapsayacak Hasan Ali Yücel etkinliği düzen­lediler. Bu etkinlik içinde geldi Görele'ye Talip Apaydın. Görele Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi'ndeki panelde konuşmacılardan biriydi. Orada tanıştık, konuştuk...Yarbükü'nü getirmiştim, Varlık'ın Yarbükü'nü(1959)...Kitabı imzalamadan karıktırdı sayfalarını...Özlemle. İlk baskı, dedi. Neredeyse unutmuşum bunu, dedi…Sevindi.
Apaydın, önemli romancımız Talip Apaydın yaşamını ilgi duyduğu alanda kalıcı ürünlerle varsıllaştıran, ölümsüzleştiren adlardan...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık