• 30 Kasım 2018, Cuma 17:14
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

AMASYA'NIN ELMASI

Amasya adını ilk kez fındık bahçemizdeki "Amasya Elması"ndan duydum. Tatlı, çok iri olmayan, olduğu yıl dalları kırarcasına sık olan Amasya elmasından. Çocukluğumda bizim köyde çoğunun bahçesinde bulunurdu bu elma. Çocukluk belleğimde "elma" çağrışımın-dan kent çağrışımına geçtiğini sanmıyorum bu adın. Kurtuluş Savaşı'nın başlatılma sürecinde bir kent olarak kazıldı belleğime Amasya. Sonraki yıllarda da güzel, önemli... yurt toprağı olarak gelişti, pekişti. 1990'lı yıllarda gördüm, gezdim kenti Görele Lisesindeki kimi arkadaşlarımla. Irmak kıyısındaki öğretmenevinde kalmıştık. Kayalıklardaki mezarları gezmiştik. Korunan tarih­sel yapılarına övgüler düzmüştük. Bir iki fotoğraf kaldı o günlerden...
Geçen pazar günümüzü Amasya'da geçirelim, dedik. Sözleştik. Araç tamam. Bekir Öztürk'e yakışır. Nihat Öztürk gidiş, geliş, uğrak yerleri, yemek yerleri tasarısından sorumlu. Eynesil'den öğretmen arkadaşlarımız Şükrü Çoban, Hayri Palak günübirlik gezimizde yoldaşı­mız. 4.30'da Nihat Öztürk arkadaşları aldı Eynesil'den. 5'te yola koyuluyoruz Görele'den Nihat Öztürk'ün tasarısına göre 10.'da Amasya'da olacağız, orada yapacağız kahvaltıyı. İki saat geçti geçmedi acıkmaya başladık. Sıcak bir pide almıştım. "İdare" ediyo­ruz onunla. Geçtiğimiz coğrafyalarla ilgili toplumsal, tarihsel, ekinsel söyleşiler bile unutturamıyor açlığımızı...
Çakallı'ya ulaşınca daha ileri gitmek olası değil arkadaş... Eskinin kamyonlarının uğradığı "menemenciler" büyük yapılı "menemenci, köfteci, kuzu pirzolacı" olmuş... Gözü­müz onlara kayıyor... Midemiz durun, durun, diyor...
İkisine kahvaltı soruyoruz. Yok. Tutturuyoruz üçüncüde... Usa gelebilecek çeşitlilik­te bir kahvaltı... Kendimize geldik be... Sesimiz daha yüksek çıkıyor konuşmalarımızda.
Amasya yoluna girince bir iki tümce kurma sırasını kapıyorum... Yıllar önce aralık ortalarında ılık bir günde akşama doğru yola çıkışımızı anlatıyorum. Havza'da yoğun kar yağışı. Tokat'a gidiyoruz... Halkoyunları seçici kurul toplantısı için, Necdet Beyazer'in aracıyla... Zincir alıyoruz Havza'dan. Necdet ilk kez zincir takacak... Takıyoruz zinciri deneye deneye... Vuruyoruz yola... Yoğun kar tipiye dönüşüyor... Bir kamyonu iz­leyerek gidiyoruz... Ne olduğunu anlamadan karşıdan gelen bir binek aracıyla az hasar­lı çarpışıyoruz... Sonra Necdet, öteki aracın sürücüsü "anlaşarak, haklarını helal ederek yola yeniden koyuluyoruz...
Amasya'dayız. Benim kenti ikinci gezişim olacak. Arkadaşlar ilk kez gezecekler... Beş saat buradayız... Bekir Öztürk aracı kent içinde uygun bir yere çekiyor. Yürüyerek geziyoruz... Kale'den başlayalım diyoruz. Yürüyerek çıkamayız. Araçla yükseliyoruz. Kale yolu çok düzgün, taş döşeli. Bakımlı. Tepede kazı sürüyor. Bilgi veren yazıları okuyarak öğreniyoruz buraların tarihini. Tepeden kente bakıyoruz serin bir Amasya pazarında.
Kentin tümünü görmek olası değil. Yeşilırmak oyrağında kurulu kent. Derin bir boğazda.
Kentteyiz şimdi. Pazaryerine uğruyoruz. Kalabalık, devingen...
Amasya genelgesi için toplanılan tarihsel yapı müze olmuş... Duygulanarak geziyoruz odalarını. Mustafa Kemal Haşa, öteki yurtseverler... Amasya müftüsü... Onun yurtseverlik çağrısına "hayran" oluyoruz...
İki ana caddesi var Amasya'nın. Ortadan akıyor koca Yeşilırmak... Irmak üzerinde köp­rüler var. Irmak kıyılar boydan boya yürüyenlere ayrılmış... Burası "Şehzadeler" kenti. Yolboyu onların büstleri, yaşamöyküleri... Bir de Ferhat'la Şirin...
Tarihsel yapılar korunmuş, gezginlere, halka yönelik işyerleri olmuş... Aşevleri, satış yerleri... Yazın yoğun gezgin yeriymiş buralar...
Tarihsel bir köprüden beri yana Tokat yolunun olduğu yana, geçiyoruz. Köprünün tam or­tasında balık tutan avcı heykeli...
Aşağı doğru yürüyoruz... Bir genç olta atıyor... Takımıyla:
-Rast gele...
-"Sağ ol...
-Neye atıyorsun?
-Ciğerle. Tavuk ciğeriyle.
-Yok, neye, hangi balığa atıyorsun?
-Pulluya...
-Sazana mı?
-Sazana.
-Yakaladın mı?
- Üç tane.
- Göremiyorum.
- Küçüktü, ırmağa attım...
On iki yaşımdan beri kara, deniz, dere avcılığım var. İlgim bundan... Dönüş yolundayız. On Petrol Otağ Restoran ilgimizi çekiyor. Çadır biçiminde ilginç bir yapı. Çorba, salata, saç kavurma ... İyi geldi, doyduk... Yoldayız. Yol kıyısındaki soğancıdan onar kiloluk çuvallardan alıyoruz. Bu kış soğan da ateş pahası...
Amasya toprakları Aşıkpaşazade'nin, Sermet Çağan'ın, İsmail Hami Danişment'in, Sadık Gürbüz'ün, Alparslan Işıklı'nın, Haşim Nezihi  Okay'ın, Muammer Badem'in... yurdu ...
Muammer Badem kim demeyin. O Aşık özlemi ...
Onun sesinden bir de Sabahat Akkiraz'ın sesinden "BUGÜN BENİM EFKARIM VAR ZARIM VAR / DEĞME FELEK DEĞME TELİME BENİM/ GÜL YÜZLÜ CANANI ELDEN ALDIRDIM / ECEL OKU DEĞDİ GÜLÜME BENİM türküsünü dinleyin...
Türkünün yakılış öyküsünü de araştırın, Öğrenin... Amasya için. "o ağacın altını" düşleyin. Ad yazılı oyalı mendili düşleyin...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık