• 05 Temmuz 2014, Cumartesi 10:32
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

12 EYLÜL
 Toplumu, yaşam biçimimizi,kültür-sanat-eğitim etkinliklerimizi derinden etkileyen bir eylemdi 12 Eylül darbesi.
1960'ı okuduklarımdan,1970'i,1980'i yaşadıklarımdan-okuduklarımdan biliyorum.
1970'de lise öğrencisiydim,1980'de öğretmendim...
Aradan bunca zaman geçtikten sonra kuracağım tümce şu: Bizde seçilmişlerin yanlışları birike birike karşılarına "darbe" olarak çıkıyor...
12 Eylül öncesindeki her kesimdeki bölünmüşlükler, çatışmalar, olaylar, can güvenliği sorunu... doğurdu darbeyi. Halkın seçtikleri, halkın onayladığı yasalarla halkı yönetemez duruma düşünce doğan boşluğu doldurdu darbe. En güçlü ad, Kenan Evren'le simgeleşti.
Dönemle ilgili binlerce yazı yazıldı, yüzlerce kitap çıkarıldı. Yargılamalar, tutuklamalar,görevden almalar, sürgünler, ölüm cezaları, işkenceler...Sorgulanamayan bir dönem ya­şandı.
1982'de anayasa oylaması yapıldı. Oylama sonucunda Kenan Evren Cumhurbaşkanı olacaktı. Oldu. Kenan Evren, yüzde 92 gibi çok yüksek bir oyla seçildi. Seçimle gelen ilk Cumhurbaş­kanı oldu.
Bakmayın siz son yıllarda "demokrat kesilip" Evren'e, oylamaya, Anayasaya kızanlara. Onların çoğu oy verdi Anayasaya, Evren'e...
Özellikle o günleri bilmeyenleri aldatmaya yöneliktir bu tür atıp tutmalar. Yüzde 92'yi baskıyla, "tehditle" aldıklarına da inanmayın. Ben o oylamada Görele'de bir mahalledeki sandığın başkanıydım. Ne baskı oldu ne maskı...Yanılmıyorsam sandığımdan on beş hayır çıkmıştı, sandık başkanı olarak son hayırı da ben atmıştım. Bir amcamız da açık açık "ben hayır veriyorum”, demişti...
O oylamada evet diyenlerin çoğu şimdi hayırcı...Ama geç, 32 yıl olmuş, geçmiş olsun... Eksik olan ne: ilkesizlik, kararsızlık, bilinçsizlik...32 yılda değişen ne?
97 yaşındaki Evren'le,89 yaşındaki Şahinkaya "müebbet" aldı...Tamam da onların anaya­sasıyla yönetiliyor yıllardır ülkemiz...Onların kurumlarıyla yönetiliyor üniversitelerimiz.Onların anayasasıyla yürüyor barajımız, seçim sistemimiz...Onların yasalarıyla eri­yor adım adım otuz iki yıldır işçi, çalışan, eğitimci... "haklarımız..."
Mustafa Kemal Atatürk'ün armağanı iki önemli kurumu, Türk Dil Kurumunu, Türk Tarih Kurumunu, ATATÜRK'ün "vasiyetine" karşın dönüştüren de şimdi hayırcı gibi davranan 1982'de oynaya zıplaya evetçilerdi kuşkusuz.
1982 sonrası seçimle işbaşına gelenler de tüm yaptıklarıyla Evrenlerin "devamı" değil miydi?..Onlar da kendileri gibi düşünmeyenlere çile çektirmedi mi?
Böyle işte...Toplumu tümden etkileyen,yaşambiçimini yavaş yavaş değiştiren;küresel­leşmeye, özelleşmeye ortam yaratan;tüketici, vur patlasın çal oynasıncı, marka hastası, okuma yazma kekemesi,us-bilim-yazın-sanat yoksulu, rant-ihale avcısı,alışverişmerkezi sayrısı,doğa-çevre aymazı,dedikodudan bilimsel(?) tarih yazıcısı, bol sakızlı... bir dö­nem böyle oluştu...
Toplumsal dönüşümler sanata yansır. Bu dönüşümden yazınımız da aldı payını. Özellikle romanımız dönüştü, öykümüz, şiirimiz dönüştü.
Şiirimiz genelde "ikinci yeni”nin gölgesinin gölgesinin gölgesinin gölgesi oldu bir iki adı yanımıza alırsak. Öykümüz, romanımız da öylee..
"Yeni romanlar", “anlatılar”, “Yapısalcılar", "modernistler"...daha bilmem neler oluştu neler... Sürekli "birey", büyük kent bireyi ama varlıklısı, cinsel bulanımlısı, bunalımlının  bunalımlısı,tarih dedikoduları çerçevesiyle yutturuldu okuyucuya. Roman küreseldi "çok şükür..."
Yitiren tümden alınteri, emek, emekçi, üretici, işsiz, işgüvencesiz...oldu. Onların nere­deyse ayağı kesildi yazınımızdan, romanımızdan. Oysa 1961'in getirdiği özgürlük ortamında onlarla el eleydi romanımız, öykümüz...Onların artık bu dönemde Orhan Kemal'i,Fakir Baykurt'u…yok gibi.
12 Eylül'e gidiş,12 Eylül...de yansımadı değil romanımıza. Özellikle belki de bilerek yok edilen gençler, gençlik...Oya Baydar, Ayla Kutlu, Aysel Özakın, Ahmet Altan, Mehmet Eroğlu,Kaan Aslanoğlu,Cemil Kavukçu eliyle romanımızda yer buldu.
12 Eylül'ün "ömürboyu" yemesi bunları düşündürdü ilk ağızda...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık