• 21 Mayıs 2019, Salı 16:57
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

YÜREK BAĞI

Yakın zamana değin var idi, şimdi kaybolmuş. Uzun uzun aradım aynalarda, bulamadım. Kızlarıma baktırdım, yok. Anama uzattım yanağımı, yine yok.
Sağ gözümün hemen yanındaki kedi tırmığı izinden söz ediyorum.
Silinmiş.
**** 
Bebekliğimden kalma bi izin silinmesini hiç istemezdim gerçi. Benle beraber toprağa gideydi keşke, ne diyim??
Demek, insan bedeni, bi kedi tırmığını anca 50 yılda falan yok edebiliyormuş.
Ne garip??
****
Aslında hiçbişi anımsamıyorum.
Nasıl bi yaramazlık yaptım kim bilir? Mahalleden, tecrübeli bi kedi tırmalamış beni. 40 gün kuduz aşısı yemişim zamanın Devlet Hastanesi'de.
Kırk birinci günün sabahı, babam nasıl da sevinmiştir, kudurmadım diye. Kucağında nasıl gezdirmiştir beni?
Bi çuvala koyup şehir dışına göndermişler kediceezi.
Ona da ayrı yanarım yıllardır.
****
Gordon Milne'nin son maçıydı İnönü'de. Bize, büssürü kupalar kazandırmış Hoca'mızı bağrımıza basıp, uğurladıkdı o gün. 1990 kusür olmalı zaman.
Dünyada, çarşı kadar kadir-kıymet bilir bi topluluk mu varmış??
Maç çıkışı, o dönemki kız arkadaşımla bi kedi yavrusu buldukdu yolda. Minicikti, siyah-beyaz tüylüydü, biblo gibiydi.
Adını ''Gordon'' koyduk mecbur. Artık bizim kedimizdi.
**** 
Kedimiz Gordon'un, daha yavruyken ölümü çok dokundu bana.

Yıllarca uzak durdum hayvanlardan.
Saklambaç oynardık üçümüz. Dünyada, saklanması gerektiğini bilerek, biyerlere gizlenen ikinci bi kedi yavrusu görmedim hiç.
Nur içinde uyusun bitanem.
****
10 sene falan sonra.
Eşim de ''hayvan delisi'' çıktı çok şükür.
Bi Kooker aldık evimize bi gün. Adını ''Çimen '' koyduk. Uzun kulaklarını sevdüüm. İnsan gibiydi. Sofrada, uykuda, cafede, plajda. Her yerdeydi bizimle.
Zamanla çok büyüdü Çimen. Evde bakılması mümkün olamadı artık, bi dosta emanet ettik kızımızı.
Anam haklıymış;
-''Gendinize baktınız da bi köpek eksikti'' demekle.
Sonra nooldu bilmiyorum.
****
Unuttum cinsini şimdi, ''hiç büyümeyen türden'' bi köpek aldık eve zamanla;
''Çilek''.
El kadar bişiydi. Büyümediği bi yana, bana gittikçe küçülüyormuş gibi de gelirdi.
Ev ahalisine;
-''Yahu, bu Çilek, küçüle küçüle ölmesin sakın.. Belki bu köpek cinsinin vefat şekli budur, korkmayın sakın'' dedimdi. O kadar ki küçüktü Çilek. Ama, cüssesinden hiç beklenmedik ölçüde gür bi sese sahipti kerata. Evde aslan beslediğimizi sanan komşuların şikayeti üzerine veda ettik bu sevimli yaratığa da.
Zor oldu ayrılması.
**** 
Alışmış kudurmuştan beterdir  tabi.

Kuş beslemeye karar verdik, Çilek'ten sonra. Bi muhabbet kuşu aldık eve. Muhabbetti çok iyiydi çocuğun.
Evde sürekli dırdır edip kocalarının başının etini yiyen Giresun kadınlarını en iyi ifade eden deyim; ''Cedir cedir etmek''tir.
Hiç susmuyordu bizim muhabbet kuşu da. Eşimin imalı bakışlarına aldırmadan, ''Cedir'' koydumdu adını.
Öldü Cedir de bigün. Bilmiyordum kuşların çabucak öldüğünü, sırf 80 yıl yaşıyo diye evde kartal besleyecek halim yoktu.
Götürdüm denize attım cesedini. Balık bilmezse halik bilir.
**** 
Yufka yürekli eşim akvaryuma taktı kafayı bu kez. Onlarca balığımız oldu birden.
Arkadaşlarla içki muhabbetimizi bırakıp, eve erken gittiğim ne de çoktu o vakitler;
-''Oolum, ben kaç nüfusa bakıyom biliyonuz mu'' diyordum.
**** 
Meğer, ''Saklanan balık'' diye bi cinsi varmış bunların. Hadi, bizim balıklar o cinsten çıkmasın mı?? Biz, odaya girer girmez bi yerlere saklanmıyor muydu hergeleler??
Akvaryum huzuru denen şey, tamamen huzursuzluk kaynağı olunca evimizde, vazgeçtik bu sevdadan da.
****
Bi gece yarısı fark ettimdi. 2 tane minik su kaplumbağası almış eşim eve.
Hiç de oralı olmayıp uzun süre; ''Gel desen gelmez, sevsen sevdirmez, öyle hayvan mı olur la'' dedimdi hep içimden.
Eşim, işyerimi aradı bi sabah. Nasıl da telaşlıydı sesi;
-''Alo Gürsel, çabuk eve gel, kaplumbağalarımız kaybolmuş''.
Yahu nasıl olur?? Salonda, orta boy bi fanusun içindelerdi?? Bi sehpanın üzerindelerdi?? Nereye giderler?? Nasıl kaybolurlar??
Kapıcı, temizlikçi dahil herkesten şüphelendimdi apartmanda.
Çaldılar ula kaplumbağalarımızı!!!!
**** 
Bikaç gün sonra eşim yine aradı. Firar etmiş meğer bizimkiler.

Başka bi odanın kapısı altında bulunmuşlar. Sevindim yahu, seviyormuşum meğer hıyarları.
(Bi taşınma esnasında iade ettik pet-shopa)
**** 
Şimdi Bıcır'ımız var evde. Siyam kedisi. Genelde büyük kızım Çiğse'yle arkadaş Bıcır. (Minik Yağmur'u görünce koşarak kaçıyo)
Bi belgesel izler gibi izliyom Bıcır'ın hallarını. Çok şey öğretti bana eşşek sıpası, kurban olurum maviş maviş bakan gözlerine.
Sonra bi de Üzüm'ümüz var. Scottich Bilmemkim cinsi bi yaramaz. Gebe şuan. Torun bekliyoruz kısmetse. O, Yağmur'la daha samimi.
Haa, bir de kendini camış zanneden minik köpeğimiz Pıtırcık var. Onun da cinsini unuttum valla. Terrier gibi bişiydi. Gerçi her hali bana benziyo, ''Gürsel cinsi'' sayılır!!! Haliyle beni kendine emsal görüp, yanımdan hiç ayrılmıyo!
**** 
Peki, tüm bunları neden anlattım şimdi??
Bi halk ozanı öldüğü vakit, duvarda asılı olan sazının teli koparmış. Dün gece rüyama girdi Çilek. Üzerime çıkıp çıkıp oynadı, öptü beni defalarca, gitti. Uyandım. İçimden bi tel koptu. Hissettim, Çilek, uzaklarda öldü.
**** 
Biz, eli kalem tutmuşlar bi tuhaf insanlarızdır.
-''Yüce dağ başında yanar bi ışık / Düşmüşem derdine olmuşam aşık / Ağ buğday benizlim zülfü dolaşık'' türküsü misali tuhafız hem de.
Hadi, diyelim, buğday benizli olunur da, peki, zülfü dolaşık nasıl olunur, bu eşsiz sözler nasıl yazılır arkadaşlar?? Bunun derdindeyiz.
İnsan gısmısıyla bu derdi çözmek mümkün diğildir, kediye-köpeğe bu yüzdendir yürek bağımız.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık