• 03 Ağustos 2016, Çarşamba 8:58
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

YUMRUK
 Sonra sonra kullananı çok oldu.
-''Dünyanın, doğrudan denize açılan yegâne Ana Caddesi'dir'' diye ballandıra ballandıra Gazi Caddesi'nden ilk söz eden benim.
Yani malesef benim.
Keşke başkası diyeydi de, yere göğe sığdıramayanı ben olaydım.
(Bi Allah'ın kulu çıkıp, hiç diğilse adımı geçirerek, manevi ''telifimi'' ödemedi biliyonuz mu? Olur olmaz her yerde kullandılar da, halen ödemediler bunu! Napim sağlık olsun, Hacı Hüseyin Hamamına bahşişim sayılsın)
**** ****
Doğdum şu yaşıma geldim. En büyük hayalim olarak kaldı içimde;
Denize doğru bi yokuş olarak inen bu eşsiz Cadde'den gürül gürül bi nehir akması… Dağlardan bayırlardan gelip köpük köpük denize dökülmesi… Bi kaldırımdan karşı kaldırıma tahta köprülerle geçilmesi… Misal bi köprüde kafe, bi diğerinde bar olması… Yan yana, sıra sıra köprüler…
Elin herifi, tarihinde dere görmemiş Eskişehir'e plaj yaptı. Benimkisi hayal olup kalakaldı, neyleyim?
Ama çok şükür bugün, Cadde'nin en görkemli noktasında bi ''abide'' gibi duran Masal'ımız, aslanlar gibi bi köprüdür. Hem de ahşapların en ahşabından.
Yanından yöresinden kara sevdalı bi dere akar,
Görmesini bilene.
**** ****
Ben yaşama, nasıl da sevda yüklü bi bulutmuşuz gibi bakabilmeyi Timur Selçuk Hocam'dan öğrendim.
1984'ün bi salı akşamı, boşandığı eşiyle telefonda konuşurlarken denk geldim bi tesadüf. Daha da geri çıkamadım odasından ve piyanosunun yanından.
Bi insan bi ahizeye doğru bu kadar mı sevgi dolu bakar? Şaşırdım valla aziz ve muhterem dostlarım. Taşradan gelmişim, ne denli naif bi babanın çocuğu da olsam, yaşamı böyle bilmemişim. Bi adam boşandığı kadını sever miymiş hala?
Anladım, aşk herşeydir,
Bakmasını bilene.
**** ****
Canım ablam, Angara Koleji öğrencisiyken, pekbi tıfıldım ben.
Bi yaz tatili için Giresun'a geldiğinde, bana beyaz, plastikten bi arabalı vapur getirmişti, henüz uyumamışken meraktan;
-''Acaba ablam ne hediye getirdi'' diye?
Ki, en unutulmaz oyuncağımdır, halen yüreğimde durur aşkı.
Oturma odasındaki desenli halı denizdi evimizde, ben o vapura Kaptan-ı Derya iken.
Sehpalardan köprüler yaptım taa o günlerde, her biri birer Masal'dır.
**** ****
Kıbrıslı arkadaşım Cemal; ''Kıprıs'' derdi Kıbrıs'a.
Ömrümce tanıdığım en kibar konuşan kadın, doğma büyüme Ankara'lı Vedia Hanım, ''Angara'' derdi Ankara'ya.
Ve benim canım anam, yedi göbekten Giresun şehri gadını Ayten, halen ''Gireson'' demektedir Giresun'a.
Ben neyi nasıl yazmam gerektiğini onlardan öğrendim kardeşlerim!!!
Anam Gireson demişse aslı Gireson'dur, ben ula yazmışsam lafın hası ula'dır.
Okumasını bilene.
**** ****
Babamın terlikleri de balık idi, söylemesi ayıp diğil.
Oturma odasındaki halımızın deniz olduğuna inandınız da, balığına mı inanmıyonuz şimdi? Anamın sarı mezurasının ucuna mandal bağlar olta yapardım bi güzel.
Sehpaların birinin üstüne çıkıp sallardım oltayı denize doğru.
Siyahı ayrı, kahverengisi ayrı, az mı balık tuttum ben, Sandal-ı Derya iken o evde?
Fena mı olurdu bugün, Gazi Caddesi'ndeki köprülerden olta sallayıp balık tutulması,
Tutmasını bilene.
**** ****
Balıklar çeşit çeşittir, çiçekler çeşit çeşit.
Kimdi unuttum, dangalağın teki işte;
-''Balık adlarını ve çiçek adlarını ezbere bilmeyen adamdan yazar olmaz'' demiş bigün.
Bense bitek Nilüfer'i bilirim kardeşlerim.
Suda yüzer balık diğildir, karaya çıksa çiçek diğil.
Düşün düşün, sonunda adamı yazar eder.
Halt etmiş o dangalak. Edebiyatçıymış, ama usta diğilmiş!
**** ****
Her ne kadar Ruhi Su Usta'mız, bi dinletisi öncesinde elini kimseye vermeyip;
-''Çocuklar, ne siz el öpmeye alışın, ne benim elimi öpülmeye alıştırın'' demişse de,
Ben ustaların elinin öpülmesi gerektiğini Ferhan Şensoy'dan öğrendim.
Bi gün sahnede Münir Özkul'un ellerini öperken.
**** ****
Sadece oyuncak arabalarımı yazmayı istedim ömrüm boyu.
İskambil kağıtlarından otoyol yapardım arabalarıma her Allah'ın günü. Nedendir bilemiyorum, hep trafik sıkışıklığı olurdu oyunlarımda. Polis gelirdi, itfaiye gelirdi, ambulans gelirdi.
O sıkışıklık bi türlü açılmazdı.
Nefret ederdim sonuç itibarıyla oyuncak denen şeyden. Hem, bu halı demin denizdi ula??
Denizlere açılma vaktidir, oyuncak vapurum nerde?
Ben hala çok küçüğüm.
**** ****
Küçük Ali'yi anımsayanınız var mı?? Bizim Beşiktaş'ın savunma oyuncusu. Eskilerden… (Metin-Ali-Feyyaz'ın Ali'si, ''Büyük Ali'' idi misal, ipucu vereyim meraklısına)
Ne zaman maç öncesi yumruk show için tribün önüne çağrılsa, reklam panolarını aşar, tel örgüleri yıkar, taa tribünün göbeğine çıkardı Küçük Ali.
Deli çocuk.
Ben taraftarıma koşmayı Küçük Ali'den öğrendim. Aldığım her solukta, yazdığım her yazıda O'nun, o sıkılmış yumruğunun 40 yıllık hatrı vardır.
Tatmasını bilene.
**** ****
Sımsıkı yapın yumruklarınızı kardeşlerim.
Mustafa Kemal'i bitirme planı asıl şimdi başladı. Sıkın yumruklarınızı, mezunu olduğu Harbiye'ye kilit vurdular.
Atatürk'ün oğulları, kızları olduğumuzu görsünler. Bitmeyeceğimizi anlasınlar.
Dünyanın doğrudan denize inen tek Cadde'sinin çocuğu olmanın sorumluluğu var.
Yaşamasını bilene...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık