• 18 Nisan 2012, Çarşamba 13:15
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

Yine yeşerdi üzerine
Geçmişin upuzun otobüs yolculuklarında, sabah seherinin uyku mahmurluğunu içeren bi ruh haliyle radyodaki ''TRT Yurttan Sesler Korosu''nu dinlemeden yaşanmış bi hayat, içten gonuşuyom, eksiktir.
Çok şükür o günleri gördük ucundan bucağından da olsa. Bazı pek fingirdek türkülerin ara nağme gısımlarında, koro erkeklerinin galeyana gelip, hepbi ağızdan ''Hoydaaa'' diye nara atmalarına falan, hep yetiştik. O hoyda sesini bikez olsun duymadan sürülmüş bi ömre, hayat mı derim ben? Bırakın Allahaşkına…
Küçüktük, aklımız tam ermiyodu. İsyan da edemiyoduk henüz otobüslerin daracık koltuklarında,TRT spikeri gadıncaaz; ''Sayın dinleyiciler, şimdi sırada bi Ordu türküsü var, Oy Giresun'un evleri / Şima ilen gaynama'' biçiminde anonslar yaptığı vakit.  Şehrimizin böylesine sahipsiz olduğunun tam da ayırdında değildik. Büyüdükçe öğrendik bu işleri. Asırlık türkümüze bile sahip çıkamıyoduk biz…
Allame-i cihan olmaya gerek mi vardır; muhtemelen bi Ordu insanının en son yapacağı iştir, misal Boztepe'den Giresun yönüne doğru efkarlı gözlerle bakıp bakıp,''Yahu şu komşumuz Giresun'un evleri ne gadar da güzel, dur bi türkü yakayım şunlar üçün'' demek.
Geçiniz…
****    ****
Tıpkı yukardaki örnekte olduğu gibi, ''Yine Yeşerdi Fındık Dalları'' türkümüz de TRT repertuar kayıtlarında Ordu türküsü olarak geçmektedir.
Çıldırmamak elde diğil…
Giresun yöresi, kainatta başka hiçbi yöreye nasip olmayacak türde tavır'sal zenginlikler içerir. 8 ayrı yöre tavrı veya başka bi deyişle 8 ayrı ezgi kalıbı Giresun türkülerinde kendiliğinden mevcuttur. Akademik bi konudur bu, belli bi eğitimden geçmiş olmayı gerektirir, gaste yazısıyla olacak iş falan diğildir. Sözün gelimi, tezimi rahat rahat sunabilmek üçün bi kara tahta gerek. Notaları yazabileceğim porteler gerek. Elimde bi çalgı gerek. Belimde bi kılıç, altımda bi at gerek… (Tamam, sonuncuyu uydurdum)
Henüz, köşe yazılarımı notalarla yazmayı becerecek derecede mühüm icatlar yapabilmiş bi insan diğilim. Mecbur, harflerle anlatacam meramımı.
Durun, minik örnekciklerle bari dökeyim şu derinler derini derdimi. Mican, Merekte Sarı Saman, Gelevera Deresi,  Giresun'un Evleri, Çavuşlu Diye Diye, Oy Miralay, Yine Yeşerdi Fındık Dalları, Garip gibi türkülerin aynı yöreye ait olmasının, melodik anlamda açıklanabilir hiçbi yönü yoktur.
Bu esrarengiz görünüme; ''Kültür mozaiği'' mi demek lazım, yoğusa'' Olabilir, burası Giresun'' mu demek? Valla ben de tam emin olamıyom... Ama tarihler boyu, şu şehirde çok güzel kültürlerin yaşadığı, etkilediği birbirini, kaynaşıp karıştığı besbelli. Türkülerin bize öğrettiği  net olarak budur…
Giresun, folklorik yönüyle de bi başka şehirdir, kimseyle kıyaslanmaz.
Günü geldiğinde tüm bunları, makamları ile, ses ve ritm özellikleri ile, melodi kalıpları ile kamuoyuna sunacağım. Giresun Üniversitesi Konservatuarı, Belediye Konservatuarı falan çok da umrumda diğiller bu anlamda.
Harbi harbi soruyom işte, ne iş yapar bu kurumlar? Neyi çözdüler, insanlığa ne sundular bugüne değin? Memleketin en zengin halk ezgileri yöresinden müzik alemini haberdar mı eylediler? Bi müzikoloğun, garip bi dervişçesine, Giresun türkülerindeki gizemi araştırmasına vesile mi oldular?
Geçiniz.
****    ****
Yeni baştan ''Yine Yeşerdi Fındık Dalları'' türkümüze dönersek, karşımıza çok ilginç bi saptama çıkacaktır.
Bu türkümüzün ana ezgisindeki bıdı bıdıları, yani çeyrek ses ve koma denilen ilkellikleri bi nebze durulaştırdığımız zaman, karşımızda muhteşem bi Alevi ezgisi belirmektedir.
Bi Karadeniz türküsündeki Alevi tınıları, akıllara ister istemez; ''Çepnilik'' olgusunu getirmez mi? Çepni boyunun en çok Keşap ve Giresun'da yaygın olduğunu tarih yazıyo, ilk ben mi yazıyom sanki?
Öyleyse; Yine Yeşerdi türküsündeki ezginin köken olarak Çepniliğe değin uzandığını iddia edebilirim rahatlıkla. Tüm müzik eğitimi kariyerimi ortaya da atabilirim bu konuda. 70 yıl önce en son kim derlemiş, TRT'ye kim teslim etmiş, çok mu önemlidir sanki? Ben bi ezginin kökeninden bahsediyom. Bigün biyerde bi müzik aletiyle sunum yapar, Çepniliği vesile kılıp, bu türkünün şehrimize ait oduğu iddiamı kanıtlarım, noolmuş?
Bakın komşularımız, Ordu ve Trabzon, kültürel açıdan herşeyimize sahip çıkar da bu Çepniliği ağızlarına bile almazlar asla.
Belli bi çıkarları yok ki Çepnilikten, olsaydı onu da bize bırakmazlardı.
****    ****
Buraya değin işleyip getirdim konuyu, artık son bi paragraf açmanın da yeridir sanırım.
Köken denli önemli bi konudur. Halk türkülerimizin çok sesli hale getirilmesi de gerekiyo, çağdaş dünyada yer edinebilmesi üçün.
Naçizane bencileyin, aldığım eğitimin de yardımıyla, bu konu üzerine yoğunlaştım epeydir. Gendi şehrimin türkülerini tek tek çokseslendirip sunacağım kamuoyunun bilgisine yakın bi zamanda.
Benim şehrimin türkülerinin yalın halleri de elbette çok güzeldir. Fakat Giresun'umuz, o olağanüstü kültür geçmişiyle, herşeyin en ileri düzeyindeki yorumuna layıktır.
Müziğin de, sanatçının da, adamın da…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık