• 03 Ocak 2013, Perşembe 9:26
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

YENİYIL
 1989'un yılbaşı gecesi ne hüzünlüydü, bi bilseniz.
Halen içimde durur aynı mahzunluk. Aynı gariplik. Aynı yalnızlık.
Babamsız ilk yılbaşıydı, daha 6-7 ay olduydu vefat edeli o güzel yüzlü adam.
Başka ne diyim de anlatiyim vaziyeti; sudan çıkmış balık gibiydik ailecek.
**** ****
Denize bakan oturma odamıza kuruldu yılbaşı sofrası.
Babamın her gece rakısını yudumladığı yere… Bardağın 3'te birine rakı, geri kalanına su koyduğunu iddia eder idi hep rahmetli. Gülerdim bense buna; ''Babamın 3'te bir anlayışıyla matematikteki 3'te bir kavramı farklıdır'' derdim.
Rakı bardağı boş. Babamız yok. Öylece oturmuşuz sofraya. Bitek televizyon açık, boş gözlerle bakınıp duruyoz.
Güya eğleniyoz. Ne eğlenmesi, ne alakası var? 
Bakışlarını birbirinden kaçırıyo herkes, dokunsan ağlayacağız hepbir.
**** ****
Yaşanmışlıkları yok sayamam, aristokrat bi adamın oğluydum ben.
Babamın gendisi aşçıyla, hizmetçiyle, konaklarda büyüdü misal. Geldiği yaşamdan öğrendiği gibi şatafatlı büyüttü bizleri de.
Sözgelimi; her yılbaşı gecesi, maaile, en süslü giysilerimizi giyip mutlaka bi baloya-eğlenceye giderek falan sürüyoduk ömrümüzü. Uymamız gereken büssürü ritüeller var idi. Yılbaşı gecesi de bunlardan biriydi.
Sonradan gendim seçtim halk çocuğu olarak yaşama devam etmeyi.
Üniversite kantinlerinde, çay ocaklarında, birahanelerde, meyhanelerde, İnönü Stadyumu'nda, deplasmana giden trenlerde, mendireklerde, sahillerde sürtüp yazar olmayı.
İyi ettim, has ettim…
**** ****
Sırtım pencereye dayalı oturuyodum ol yılbaşı gecesi 89'un, liman manzaralı oturma odamızda.
Evimiz, apartmanın 4. katı. Minare yüksekliği gibi bişi yaani. Bazen, minaredeki müezzin el sallıyodu bize, ezana başlamadan önce. O derece bi göz hizası, sizin anlayacaanız.
Birden, ablam ve eniştemin yüzü değiştiydi;
-''A aaaa''..
-''Nooluyo yaa''.. 
-''Bu da nedir yahu'' gibisinden şaşkınlık dolu, korku dolu sesler, gonuşuklar çıkardılar benim ardıma doğru. Gecenin karanlığı içre.
Napiyim, ürktüm de bi nebze, tedirgin oldum, fırladım sandalyemden.
Allah sizi inandırsın; babacaazımın silüeti, hayaleti, hatta gendisi falan belirdi sandım camda. İnsan 7 ayda gabullenemiyo bi tanecik babasının artık geri gelemeyeceğini. Bi biçimde mucize bekliyo yaşamdan.
Kapı açılsa, telefon çalsa, biri öksürse falan, hep babamdır sanıyo. Bi umut gafasını galdırıp bakıyo o taraflara.
Sevgili ablam da, eniştem de tanığımdır.
Meğersem arkamdan ufo geçmiş. O yüzden telaşlanmışlar!!!
**** ****
Daha başka nasıl bi yılbaşı hatırası bekliyodunuz ki benden? Uzaylısız, galaksisiz, uçandairesiz ne anlatacam?
Şehrin göbeğidir bizim mahalle. Bin tane bina var yan yana. Nasıl da hiçbi yere çarpmadan o gadar alçaktan uçar o ufo?
Bunlar hepbi muamma olarak durur geçmişimde.
Babamsa bi onur abidesi…
****    ****
Türkiye'nin en eski 6 yerel gastesinden biri olan Yeşilgiresun'umuzda köşe yazarı olmanın kıvancıyla; tüm okurlarıma mutlu-huzurlu bi yıl diliyom.
Allah bizleri Mustafa Kemal'in aydınlanmasından ayrı düşürmesin.
Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık