• 11 Mayıs 2016, Çarşamba 8:55
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

VİVALDİYE NAZİRE GİRESUN'DA İLKBAHAR
 Bahar geldi Giresun'a. Şimdi, gurbetteki arkadaşlarımın akılları burada kalacak, kalplerinde yafır yafır yeller esecek, ama gerçek budur. İşim gücüm tükendi de bunlar üzülmesin diye yalan mı gonuşacam; “Haftalardır şiddetli bi fırtına hüküm sürüyo, hatta tsunami ihtimaline garşı denize yakın evler boşaltıldı” falan mı diyecem?
Hayır!! Geldi işte ilkbahar.
Bez pabuçlarımı, spor ayakkaplarımı, ince kazaklarımı, hafif montlarımı, patik çoraplarımı büyük bi zevkle hazırladım, her an giymek üçün tetikte bekliyorum artık. Bi de şu fanila illetinden kurtulunca tamamdır hayat. Ondan bi adım ötesi, içlerimize don yerine mayo giymektir, ki sahil çocuğu olmanın şanından gelir bu donsuzluk özgürlüğü.
Yaşasın deniz çocuklarının özgürlüğü!!!
****    ****
Baharla birlikte erkenden evden çıktım, sahili, limanı, Gedikaya'yı falan kontrol ettim, hepsi yerli yerinde, hiçbi sorun saptayamadım. Yalnız, ada biraz küçülmüş gibime geldi, haftaya bi de yakından bakacağım. Bi koşu yüzer dönerim, noolmuş 10 km yol hepi topu?
Barınaktaki balıkçı abiler, yine kayıklarına boya vurmaya başlamıştı. Takılmadan edemem, hepsi de ayrı arı çok sevdiğim insanlar;
- ”Yahu bu gayıkların boyanması zaten geçen baharda tam 4 ay sürmüştü, yine mi boyama işi var”? Çok da üstelemedim, kayıkların parıl parıl parlaması her daim hayra alamettir, yaz müjdesi demektir. Veda edip ayrıldım yanlarından.
Yaşamında ilk kez deniz anası gördüğü anlaşılan şaşkın bi çocuk geçti az ötemden,. ”Abi bu nedir yaa” diye sorarak. İçimden Deniz anası bilmeyen bi çocuk mu olur, diyebildim. 
Kaçarcasına uzaklaştım oradan da.
****    ****
Saatler boyu dere tepe dolanırken yorulmuşum, bi yüce dostumun dergahında çay molası verdim yürüyüş sonrası. Özlemişiz ilkbaharı, dükkan içerisinde diğil, çıktık dışarda oturduk. Allah sizlere de dükkanı önünde tabureye oturulabilen dostlar nasip eylesin, nesilleri tükenmeden.
Bi bilgi vereyim, Giresun'un adamı gezegen gibidir, güneşin etrafında fırıl fırıl döner. Bu yüzden Giresunlu adamın oturması da güneşe göre ayarlanır. Biz de naçiz vücutlarımızı güneşe garşı çevirdik dostumla. 
Ayaktayken, yani dimdik yaşarken de, yüzümüz her daim güneşe dönük zaten, Atatürk'ün evlatlarıyız, hangi sis buna engel olacakmış, şaşmaz mıyız?
****     ****
Havadan sudan, siyasetten spordan, şurdan burdan…
Hiç azalmayan bi hararetle süren sohbet sırasında, ben bi ara ayağa kalkmışım. Popomun üstünde 5 dakka oturamadığım bildiğiniz bişidir zaten. Nasıl olduysa denk düştü, tanıdık biri geliyordu bana doğru tam da o esnada. 
-''Ooo Gürsel'ciğim nerelerdesin''??
Çok çok minikken, annemle bulunmakta olduğum bi ortamda Bülent Ecevit'ten öğrenmiştim bu zerafeti. Ayağıma gelinmesine izin vermeyip, asıl ben dostuma doğru yürümeye başladım hemen.
Sarılıp kucaklaşacağız, malum. Sakar herifin tekiyimdir. Elimdeki çay dolu bardağı, Allah'ın bi lütfu olarak oracıktaki kaldırımın kenarında park  halinde duran bi kamyonetin kasasına koyuverdim.
Bıraktım ya elimden bardağı, kurtuldum güya bu dertten.
Ula nerden bilecem, nasıl akıl edecem??
Kamyonet, biz henüz kucaklaşma faslındayken, al benim çayımı, bas gaza, git sen!!!
****    ****
Daha yarısını içmemiştim?
Çayın en önemli gısmı olan son yudum da göz göre göre gitmiyor muydu üstelik??
Apansız oldu herşey, yakalayamadık, gitti valla, tüh!!
****        ****
Mekan sahibi dostum 3 çay söyledi bu kez..
Çaycıya da kandırdık,
- ”Bardağın birini deminki gamyonetin sahibi ayağıyla çarpıp da gırdı ” dedik.
- ''Ne demek abi, canığız sağolsun'' dedi çaycı.
Bardaklarımıza bahar geldi.
Bulutlardan bi keman sesi indi Gazi Caddesi'ne.
Vivaldi gülümsedi.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık