• 08 Şubat 2017, Çarşamba 8:05
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

TURŞU
 Teknik koşullarını hiç düşünmedim. Anlamam da zaten.
İşin ekonomik boyutu, maliyetinin ne biçimde karşılanabileceği, ilimiz için ne derece öncelik taşıdığı falan da yalnızca ayrıntıdır gözümde.
Sonra bi de; dağların delinip, kamyon kamyon taş taşıyıp denizin doldurulması?? Neden yapıldı yahu neden?? Bu kadar mı vazgeçtikdi dünyadan??
Giresun-Ordu hava alanını diyorum, sevgili kardeşlerim.
Amin denecek dua mıydı, misal vapur dururken?
**** ****
Mevzu derin epey bi. Sıkı durun.
Giresun insanı turşu yemek üzere yaratılmıştır. Gideceği yere, plastik kocaman bidonlarla turşusunu da götürmek ister mutlaka.
Şimdi, THY falan, o bidonları kabul edecek midir her defasında??
Hayır!!!
O zaman hiç hayal görmeyecek, bu milleti oyalamayacak, Fındıkkale Hava Yolları kurulana kadar otobüsten şaşmayacaktın kardeşim.
(Git Ankara-İstanbul'a, iki gün turşusuz kal, beyaz zavallı bidonun hava alanı deposunda seni bekliyo olsun, üçüncü gün geri dönmezsen namerdim)
**** ****
Bi zamanlar Kara Yolları Genel Müdürlüğü, yollarda beyaz plastik bidon kullandı, anımsar mısınız?
Neden gerek görüldü buna, bilinmez;
İçi kum dolu milyon tane bidon??
Sağa dönülmez-sollama yapılmaz, dikkat taş düşebilir vs, yüzlerce trafik levhası. Hepsi de yol boyu, bu bidonlarda dikiliydi??
Nasıl geldi başımıza böyle bi rezalet, nasıl??
**** ****
Hem asıl, devletimizde ihale olunmadan böyle alımlar asla ve asla yapılamaz..
Bu ihalenin ilanı nasıl verildi;
-''Kara Yolları Genel Müdürlüğünce 100 milyon adet turşu bidonu alınacaktır. İlgilenen firmaların falan tarihe kadar ihale şartnamesini şeyetmeleri ilanen duyurulur''???
Hangi sivri akıllı CEO soktu firmasını acep bu ihaleye??
Sormadı mı bu kadar turşu Devlet Karayolları'nda noolacak diye??
Ve patron denen adam, o CEO'yu nasıl oldu da kovmadı??
**** ****
Valla ne diyeceğimi de unuttum aha.
Geçen, bi başka yazıda vapurdan söz ederken aklıma düştüydü.. ''Dur, şu havaalanını da yaziyim bi ara'' dediydim.
Laf nerden turşuya geldi şimdi???
**** ****
Otobüs diyordum, otobüs.
Bikaç hafta oldu olmadı, bi pazar sabahı, evde minik bebeğim Yağmur'la ikimiz, bi Amerikan filmi izliyorduk.
Şehirlerarası bi yolcu otobüsünde geçiyordu olaylar baştan sona.
Şaşırmamak elde diğildi;
-''Yahu Dallas'tan gelip New York istikametine doğru giden yolcu otobüsü mü olurmuş''?
Bazı şeyleri salt bize özgü sanıyoruz tabi.
**** ****
Dalmışım.
Otobüs mola verdi? Tööbe?
Mola yerinde hoş geldiniz anonsu yapıldı. Yolcular tuvalete gittiler falan. Gaste okuyanı oldu, boş boş oturup ayaklarını dinlendireni?
Allah Allah??
Ben de Amerika'yı bi halt sanırdım.
Ortalık; aynı Terme Özkanlar Dinlenme Tesisi la!!
**** ****
Bitek wc'ler daha temiz.
Bitek tost yerine salamlı sandviç var.
Bitek çay yerine kaave içiyo insanlar.
Bitek kadınlar ve herifler daha bakımlı ve şık.
Hepi topu bu.
**** ****
Evet evet.
Her yerde yaşam aynı aslında.
Elin Amerikalısı her dakka uzay mekiğiyle dolanmıyo yani.
Herif çişe gitti yahu, mola yerinde. Sifonu bile çekti. Duydum sesini. Daha ne olsun?
Hiçbişeyi abartmayacaksın bu alemde.
Otur turşunu ye.
Uçak da neymiş!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık