• 16 Temmuz 2014, Çarşamba 9:50
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

Tasavvuf
 Tasavvuf ozanlarının tamamı sevip de kavuşamayan adamlar olarak bilinir.
Tahminen, 16. yüzyılın sonuna değin, Türk Şiiri tarihinde, sevdiğini alabilmiş tekbi ozan görülmemiştir.
Niye acaba yahu demeyin? Çünkü;
Sırf ''sevmek''tir bu ulu adamların işleri…
Kavuşmak denen şey, bu tür bi sevgiyi bozabilir.
**** ****
Doğu Karadeniz'in vahşi yaylalarında ''ormanlar kıralı'' olarak da nam salmış bulunan kardeşiniz ben, yaani Malkoçoğlu Karagürsel, bi türlü bitmeyen romanı ''Siyuların Gümbürtüsü Başıma Vurur'' adlı yapıtında bu konuyu da işlemektedir. Aha size bi sahne:
Yer; cennet…
7oo-8oo gadar hak aşığı ozan, başları önde, töbe haşaa, yüce yaradandan fırça yemektedir;
-''Ula oolum, siz ne gadar salak çıktınız.. Hadi torpille cennete geldüüz, ama bi garı almadan, bi gızla koklaşmadan huzuruma geliyusunuz.. Yıkılın la garşımdan''!!
Tahminim odur ki, yüce yaradanımız, gerektiğinde Giresunca da gonuşmaktadır. Gidince görürsünüz.
Bizim Gürsel dediydi dersiniz.
 **** ****
Anadolu'da, sevip de gavuşamayan heriflerin başında Yunus Emre gelir. Zaten başımıza bu işleri taa 13. yüzyıldan açan da O'dur.
Şeyhi, Taptuk Emre'nin biricik kızı Balım Kız'a sevdalanır Yunus. Kavuşmak gibi bi derdi yoktur.
Sonradan;
-''Ben aslında Hak'ka aşığım'' numarasına yatıp, insanlık tarihinin en görkemli şiirlerini yazsa da yemeyiz tabi.
''Bana seni gerek seni'' dediği elbette Balım Kız'dır.
**** ****
Coğrafyamızın makus talihini değiştiren ozansa, gıymetli büyüğümüz Teslim Abdal'dır.
Şöyle anlatiyim;
Nasıl ki günümüzde, bütün Giresun erkekleri aynı anda hem başbakan, hem genelkurmay başkanı, hem hakem hem de milli takım teknik direktörü olarak doğmuşlarsa, 16. Yüzyıl Anadolu erkeklerinin de tamamı meşhur birer ozandır.
Açıklaması mümkün diğil tabi. Nasıl olur?? Karacaoğlan, Pir Sultan, Köroğlu, Dadaloğlu, Derviş Memet falan, hepsi, kim var kim yok, tasavvufçusu, halkçısı, delisi divanesi bi aradadır.
Kuşku yok ki, bunlar da asla kavuşamadılar sevdikleri gızlara.
Çok şükür Teslim Abdal bozdu bu geleneği.
**** ****
Tamam, geliyom sadede.
Gelin okuyalım şimdi, Türk tarihinin en yüce ''zamparalık şiiri''ni. Gözünüz herif görsün;
-''Seherde bi bağa girdim / ne bağ duydu ne bağbancı / el sundum güllerin derdim / ne bağ duydu ne bağbancı''..
-''Bağın kapusunu açtım / sandım ki cennete düştüm / yârimle tenha kavuştum / ne bağ duydu ne bağbancı''..
-''Seherin bülbülü öttü / öttü de murada yetti / teslim abdal yükün tuttu / ne bağ duydu ne bağbancı''..
Kavuşmak budur.
Benzeri yoktur…
**** **** 
Yunus Emre, bağrındaki aşkla diyar diyar dolanır malum. Yıllar sonra geri döner Taptuğ'un dergahına.
Taptuk yaşlanmış, kör olmuştur... Yunus eşiğe yatar… Taptuk tam çıkarken ayağı Yunus'a takılır…
-''Kim bu'' der.
-''Yunus'' derler.
-''Bizim Yunus mu'' der.
-''Evet'' derler.
Yunus sevinçle doğrulur… Çünkü, ''Hangi Yunus'' dese, kalkıp gidecektir…
Bu arada Balım Kız da gocamıştır tabi.
Öyle bal olmaz olsun.
**** **** 
Bi de Keloğlan ile Bal Sultan var tabi.
Onların aşkı hep sürer.
Bigün elbet kavuşurlar.
-''Gürsel dediydi'' dersiniz.
-''Bizim Gürsel mi'' derler.
-''Evet'' dersiniz.
Yoksa kalkıp giderim…

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık