• 05 Nisan 2017, Çarşamba 8:57
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

TAHAMMÜL
 Ne kadar kara bahtlı bi adamım.
Bi süredir, 50'den gün almaya başlamış gayet deneyimli bir dünya sakini olarak yastığa başımı koyduğumda, pekçok şeyden tamamen bezmiş durumda olduğumu görebiliyorum açıkça.
Şu güne kadarki hayatımın, hep bişeylere tahammül ederek geçmiş olması ne tuhaftır.
İlkokulda, beden eğitimi dersinde, kızlarla aynı sınıfta eşofmanlarımızı giyinip çıkarırdık bi zamanlar. Henüz ileri demokrasi ülkesi değildik söylemesi ayıp, böyle şeyler gayet normaldi memlekette. Biz, erkek tayfası, belki biraz utangaçlıktan, bi miktar da cesaretsizlikten falan, kafamızı çevirip de kız milletine asla bakmazken, onlar, kaş-göz işaretleriyle birbirlerine beyaz donlarımızı gösterip gösterip kıkırdamayı bi halt sanırlardı.
Yapacak bişey yok, tahammül denen kavramı o sayede öğrendik ilk.
**** ****
Okulcak az gitmedik ulusal bayram törenleri için, şehir stadyumuna.
Aslında var elbet, ama hadi İstiklal Marşı'mızın ezgisine sözüm yok diyeyim, dünyanın en görkemli topluluğu Giresun Belediye Bandosu'nun gariban nefesli çalgılarından çıkan acayip sesler çok eğlenceli gelirdi çocuk kalplerimize. Sonra, saygı duruşlarında gülmemeye çabalamak bile yaşama karşı bir duruştu, gözlerimizde.
Asıl yedi cihanda emsali görülmemiş tahammül duygusunu, Vali Bey'in ve Belediye Başkanı'nın törenlerde yaptıkları uzun konuşmalar sırasında tatmış bi neslin evlatlarıyız evelallah. Bayramın çeşidine ve ülkenin genel gidişat durumuna göre, zaman zaman Jandarma Alay Komutanı ve İl Milli Eğitim Müdürü de konuşmacı olarak kürsüye çıkabilirdi böyle günlerde.
Yorulmuşuz, acıkmışız, sıkılmışız. Sadece velilerimizin gözleri önünde rap-rap-rap yürüyeceğimiz o muhteşem anın derdindeyiz yahu.
Benim şehrimin il protokolüne, hitabet sanatını iyi kullanan biri gelmedi maalesef doğdum doğalı. Hiçbir konuşma metni yürekten coşturmadı, alıp alıp götürmedi biyerlere bizi..
Bayram demedik, seyran demedik, tahammül ettik tabi bu abilere, ne edecektik başka?
**** ****
Büyüdük. Lise'deydik artık . Yaz dinlencesi çabucak bitivermiş, Eylül gelip çatmış, ayın 15'inde okullar açılacaktı, tüh.
İhtilal oldu 12'sinde. Cuma günü.
Ehh, ihtilal olduğuna göre okullar hemen açılmaz diye çok sevindik içten içe, ama kalıbının adamı çıkmadı o güvendiğimiz komutan, pazartesi sabahı okuldaydık netekim hepimiz.
Çıkmayış o çıkmayış, yaptığı hiçbi icraattan hayır gelmedi ülkeye bi daha da.
Liselerde din bilgisi derslerini zorunlu hale getirdi örneğin. Orta öğretim kurumlarına mescit açılabilme düşüncesinin oluşma cüreti de bu, Atatürk'ü dilinden düşürmeyen Paşa'mızın dönemine rasgeldi nedense.
Nasıl olur bu yaa?
İbadetin gizli olanı makbuldür düşüncesine iman ettiği için, namazını evin en görünmeyen yerinde kılan büyükannelerle büyümüştüm oysa. Din duygusunu da, Allah sevgisini de biliyordum, evimde göre-yaşaya öğrenmiştim. İnançlıydım zaten doğuştan.
Çok gücüme gitti her defasında, okulda, dinimizin kutsal öğretisi dururken, hurafelere kulak vermek.
İyi tahammül etmişim.
**** ****
Üniversiteli yıllarıma Turgut Özal denk geldi ne yazık ki…
Rahmetlinin, karikatür dergilerindeki lakabı bile ''Tahammül Ötesi'' idi. Varın gerisini siz anlayın.
Ölmüşlerin ardı sıra konuşmayı doğru bulmayanlardanım. Bu anlayış gereği susacak olmam, bu ülke insanının genleriyle- ahlakıyla Turgut Özal'ın oynadığı gerçeğini değiştirmez.
O'nun beyaz bi plaj şortuyla askeri birliği denetlemesiyle başlayan densizlikler, yakın geçmişte komutanlarımızın kafasına çuval geçirilmesiyle taçlandırılmış, en son Genelkurmay Başkanı'nın içeri alınmasıyla da Türk Askerine meydan okumaya dönüşmüştür.
Şu binbir dolaplar dönen coğrafyada, güçlü bi orduya sahip olmak dışında ikinci bi şansımız olmadığını göremeyenler kına yakmalı şimdi.
Salt kupkuru bir asker düşmanlığını çağdaşlık sananlar, demokrasi bilenler, bi önceki referandum sürecinde ''yetmez ama evet'' diyenler, bugün sokağa nasıl çıkarlar bilmem???
Yazıklar olsun. Kimlere tahammül etmişim, kimlere…
**** ****
Sayın İlker Başbuğ komutanımızı hiçbi zaman sevemedim. Böyle bi hakkım vardır, sanıyorum, kusuruma bakmasın.
Kozmik Oda denen oda var mıydı gerçekten, yoksa bu da Cemaat tarafından uydurulmuş bi palavra mıydı, bilemiyorum. Ama en azından, evde benim bile bi kozmik çekmecem olduğuna göre, Silahlı Kuvvetler'imize ait gizli bi oda olması kuvvetle muhtemeldir.
Gerçekten de girilse, simgesel olarak da fetih edilse, Kozmik Oda'nın Cumhuriyet karşıtlarına teslim edildiği andan itibaren Başbuğ Paşa benim için yok hükmündedir. Tarihin bize öğrettiği, Mustafa Kemal'in komutanının orada direneceği, gerekirse kendi kafasına sıkacağı, ama asla teslim olmayacağıdır.
Üzerinde üniforma taşıyıp da Mustafa Kemal'in komutanı değilsen, hiçbi şey diğilsindir zaten.
**** ****
Görünen o ki, büyük ''sıkıntıların'' içindeyiz artık. Küresel güç, yerli işbirlikçilerini kullanarak saldırıya geçti anlaşılan.
Sıra, Anadolu'muzun bölünmesindedir.
16 Nisan referandumu, Sevr'in oylarımıza sunulmasıdır.
**** ****

Kimse umutsuzluğa kapılmasın.
Kimse, ''Ordu yok'' demesin, kurulur.
Kimse, ''Para yok'' demesin, bulunur.
Kimse, ''Düşman çok'' demesin, yenilir.
Bikez daha başaracağız.
Mustafa Kemal'in Askerleriyiz.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık