• 13 Kasım 2013, Çarşamba 9:20
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

SÜREKLİ TAKSİ ÇAĞIRAN ADAM
 Aldanıp da kış güneşine, şırıl şırıl akar iken şehrimde Mississipi haşmetiyle derelerin deresi, sokuverdimdi cıbıldak ayaklarımı suya valla, sanki hayatta hiç üşümezimişim gibi. Biliyom, ölümlü dünya, vedalaşmak gerek yavaştan, deresiyle tepesiyle, otuyla çimeniyle memleketimin.
Aksi gibi ne gadar da kasım ayındayız ulan, kazma kürek şeyettirecek nerdeyse içine ettüğümün havası. Nasıl söyliyim;
Mesire yerinde idik bi pazar öğlen sonrası ahbablarla. Allah büyük biz güçcük, yiyip içeceğidik sabahlara gadar güya. Buydu ahvalımız, mamafih arzuhalımız. Mangalda köftelerimiz pişe dursun bi yandan;
-''Ekmek de gızartın la, gızarmış ekmeksiz köfte mi olur, beni delürtmeyin'' diyom idi arkadaşlara sıkı sıkı. Aynı anda telefondaysa, can dostum;
-''Nerdesiniz oolum tatil günü ahabu saatte'' diyodu bana merak içinde. Adeta, O'nsuz bi pazarım olamaz gibi.
-''Falanca yerde mangal yapıyoz gardeşim''.
-''Tamam, hemen bi taksi çağırıp geliyom, yarım saate oradayım, bekleyin''!!
****     ****
Hava açık, güneş berrak. Bulutlar bi beyaz kelebek, radarsa at yelesinde bi bilinmez tarak.
Arabamızın kalorifer sistemini çalıştırmış, buz dutmuş ayacıklarımı ısıtıyom bu kez. Biliyom, soğuklu dünya, iyice ısınmak gerek ölmeden. Ne de olsa öte tarafta donacaz.
İlerdeki ağaçların arasında beliriyo o esnada, can dostum.
-''Nerde galdın lan, biz etimizi yedik de bi daha acıktık bile''.
-''Sorma be Gürsel'im, tam gelecem, hanım aradı, marketteymiş, bi taksi çağırıp O'nu eve bıraktım önce.. Poşetleri buzdolabına yerleştirdik beraberce, derhal bi taksi daha çağırıp buraya geldim''.
-''Rakı aldın mı bari gardeşim gelirken''?
-''Ne rakısı oolum, demedin ki bişey''.
-''Niye sormuyon ki sen, yola çıkmışsın, bişi lazım mı diye''?
-''Tamam, ben bi taksi çağırıp gidiyim bi koşu, alıp geliyim hemen''.
****    ****
Gümbür gümbür durur iken yerinde toprakların toprağı bi Mezopotamya haşmetinde, ellerimi uzatmış mangal ateşine, ısınıyom idi valla, sanki bi güzelce gızın sevdasından bi daha hiç kor olmayacakmışım gibi. Biliyom, yalan dünya, öpüşmek gerek hiç durmadan, çiçeğiyle böceğiyle memleketimin.
Aksi gibi, günler ne gadar da kısa ulan, yetimiz, hırsızlığa çıktık misal, ay erkenden doğuyo. Nasıl anlatiyim; 
Gafaları bulmuş idik ikindiynen ağşam arası ahbaplarla. Allah büyük biz  güçcük, ayılacağıdık sabahlara gadar güya. Bu merkezdeydi ahvalımız, binaenaleyh arzuhalımız.
Az ötedeki bayırın başında beliriyo o esnada can dostum;
-''Ne o yahu, büssürü şey almışsın, elin golun dolu''?
-''Sorma be Gürsel'im, rakıları aldımdı, tam gelecem gayınpeder aradı.. Köydeki ev inşaatına malzeme lazımmış.. Bi taksi çağırıp nalbura geçtim''.
-''Nalburu da alıp gelseydin, ne oyalanıyon da şehirde, bizi burda bekletiyon''?
-''Yok, nalburda malzeme bayaa eksikti, bi taksi çağırıp toptancıya geçtik''.
-''Eee, bu poşetler toptancının mı, gendisi nerde''?
-''Yok be oolum, nalburla toptancıya başka bi taksi çağırdım, onlar Yapı Market'e gittiler, gayınpeder de bana bi taksi yollamış, köye geçtim beş dakka''.
-''Ne köyü ulan biz de seni bekliyoz burada, ağaç olduk be''?
-''Çok durmadım zaten.. Bi taksiye atlayıp şehre döndüm''.
-''?????''.
-''Bizim baldız bekliyomuş beni, Sanayi'nin oradaki sapakta, başka bi taksiyle.. İnip o taksiye bindim gardeşim''.
-''!!!!!''.
-''O verdi bu poşetleri.. Yarın sabah bi taksi çağırıp Trabzon minibüsüne verecem, oğlu okuyo orada''.
-''Baldız kimdi yaa''?
-''O'nu evine bıraktım, bi taksi çağırıp buraya geldim''.
****    ****
Efil efil efilderiken rüzgarların rüzgarı, bi kum fırtınası haşmetinde, atkım ile montumu battaniye eyleyip, uzanıverdim idi bi hamağın üzerine valla, sanki yılların yorgunu sade ben imişim gibi.. Biliyom, fani dünya, dinlenmek gerek bi güzel, ölüm denen travma kapımızı çalmadan, bağrında memleketimin.
Aksi gibi, ne gadar da ikinci baharındayız ulan ömrün, mayıs çileği  gibi göynümüz, anam reçel yapsa misal, yakışır sofraya. Nasıl diyim;
Geceye ulaşmış idik cümle mahlukat tüm tabiatçak, Allah büyük biz  güçcük, sayıklayacağıdık sevdiceğimizi gün ışıyana gadar güya. Bu çerçevedeydi ahvalımız, filhakika arzuhalımız.
Mangalların külleri söne dursun bi yandan;
-''Bi daha ekmek gızartalım la, eve gidip de napacaz, beni gudurtmayın'' diyom idi arkadaşlara fıkı fıkı.
Aynı andaysa telefonu çalan can dostum;
-''Tamam müdürüm.. Biraz şehre uzaktayım, ama hemen bi taksi çağırıp geliyom yanınıza'' diyodu. Sanki müdürsüz bi pazarı olmaz gibi.
-''Nereye oolum''?
-''Sorma be Gürsel'im müdür bey çağırıyo, bi yere gidecek illa içmeye, bensiz bi lokantaya gidemiyo gosgoca herif, hiç medeni cesareti yok''.
-''Müdürü de alıp gelseydin oolum, ne diye satıyon bizi''?
Çok geçmeden beliriyo bi taksi, derenin gıyısında.
Gidiyo işte can dostum.
****    ****
Toparlandık geç vakit. Geç oldu da güç olmadı.
Hamaktan kalktım. Ayakkaplarımı bağladım. Arabanın önüne, galoriferin garşısına kuruldum. Dönüyoz şehre. Telefonumdaysa can dostum;
-''Gürsel sorma, müdür bey çok sarhoş oldu.. Her tarafa gustu.. Bi taksi çağırıp acile götürdüm''.
-''Hadi lan''.
''Sonra yenge geldi hastaneye.. Ağladı falan.. Bi taksi çağırıp O'nu evlerine bıraktım''.
-''????''..
-''Serum merum gendine zor geldi herif.. Eve gitmek istemedi o halde.. Hemen bi taksi çağırıp otele bıraktım''.
-''!!!!''.
-''Nerdesiniz oolum.. Taksi çağırdım, yanınıza geliyom''.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık