• 26 Kasım 2019, Salı 16:36
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

SALOMONJE

Evler böyle diğil idi biz küçükken.
Salon diye bişey vardı, salomonje diye bişey.
Anımsatmak isterim; 
Koltuk takımları, orta sehpası, zigonlar ve gümüşlükler salonda dururdu, yemek masası takımı ile büyükçe bi büfe salomonjede.
****
Devir değişti.
Mutfaklar salona açılır oldu falan, ''bi an evvel yiyin de galkın'' der gibi, ki bizlerin geleneği üçün ''amin denecek dua'' diğildi bu.
Mutfak, mutfakta olur!!! Salondan bakınca görünmez!!! 
Allah Allah!!
****
Balkonlar camla kapatıldı nedense. O zaman neden balkon orası la? Üşüyen içeride otursun varsın!!
Ebeveyn banyoları üretildi bi de.
Aynı odada uyuyan kardeşlerin, birbirine bakıp;
-''Babam sabahın köründe niye çimiyo yahu'' anlamında hınzırca gülümsemeleri tarihe karıştı maalesef. Şimdilerde kimse kimsenin duş yaptığını falan duymaz oldu.
Evlerde herkes diğerlerinin yıkanmak için hamama gittiğini zanneder oldu artık!!
****
Bırakalım Cia'yı, Fbi'ı, Kgb'yi, Mossad'ı.
Gerek aile yapılarımızı, gerekse vatanın istikbalini ve hatta ülkemizin tam bağımsızlığını doğrudan tehdit eden en büyük unsur, evlerimizdeki salomonje denen odanın yok edilmesi olmuştur değerli kardeşlerim.
Büyükçe bi salonumuz var, orada oturuyoruz artık. Hepimiz kendimizi padişah sanıyoruz böylelikle.
****
Bi köşesinde idareten yemek masası da mevcut salonlarımızın ama, kimse iplemez-beğenmez-sevmez oldu bu işi. Yemek, mutfak masasında yenilir oldu epeydir.
Oysa sadece kahvaltı için mutfak masasına oturulurdu eskiden.
Ve dayanılır bi acı diğildir; tarihten kopup gelmiş 500 yıllık oturma odası denen kavram, artık misafir yatak odasıdır pek yazık.
Herkes evinde uyusun, neden gelip de bizim otuma odamızda uyuyonuz da biz salonda oturuyoruz, tööbe!!
**** 
Gümüşlükler camlı olurdu, şeffaftı. Kristaller-mristaller, bişeyler sergilenirdi. Eve gelen mühüm hediyeler, çeyizden beri olanlar ve aile büyüklerinden kalanların yeri gümüşlüklerdi hep..
Oysa salomonjelerde yer alan büfelerin hatırı sayılır bi bölümü, çekmeceleri vesairleri yüzünden kapalı olurdu. Dolap gibiydi, görkemli ve süslü olması adettendi ahşabının.
Nispeten görülebilen camlı bölümlerinde ''ecnebi'' içkilere yer verilmesi de şarttı sanki.
Viski, votka, şampanya, kanyak.
**** *
Rakı daha ağırbaşlı bi şahsiyetti adeta. Mutfaktaki buzdolabındaydı ve babalar genelde camsız balkonlarda içerdi rakılarını.
Misal ben aslan babamın viski içtiğini hiç görmedim. Evimize konukluğa gelenlere;
-''Kalkın kendinize bi viski alın'' dediğini de hiç duymadım, filmlerdeki gibi.
Sadece;
-''İneklik etmeyin'' derdi babam. Kadınlı-erkekli rakı sofrası kurulması demekti bu.
Olsa olsa şarap içen bikaç teyzemiz bozardı bu rakı sofrasının adabını.
**** 
Biliyonuz mu, yaşım yetmedi, ben babamla aynı sofrada rakı içemedim.
Düşündükçe deliriyorum şimdi. Babamla beraber rakı içseydik denize nazır?
Aman Allah'ım. Neyi kaçırmışım.
(Annem tlf açardı kesin.. ''Ula oolum, saat kaç oldu, baban hala orda mı''. Babam göz ederdi tahminen.. Ben ''Şimdi çıktı bizden, geliyo anne'' der idim mutlak)
****
Pek enderdi, demek biraz büyümüştüm, babamın rakı sofrasında bira içmişliğim.
2 kez... Bilemedin 3 kezdi...
Ne ben izin aldımdı ''Baba içebilir miyim'' diye.
Ne babam izin verdiydi ''Hadi bi tane bira iç küçük inek, nasıl olsa içmeye başlamışsındır'' diye.
Hoş görmüştür O.
**** 
Annemin evindeki büfede babamdan izler aradım dün.
Salomonjedeydi büfe. Değişmez bazı şeyler.
Alkolü bıraktım zaten, içecek olduğumdan diğil. Bakiim viski-miski ne var dedim? Bakıp bakıp gülümseyecektim kesin.
Bula bula fotoğraf albümleri buldum.
Baktım baktım ağladım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık