• 29 Ocak 2019, Salı 17:21
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

RAGIP MESELESİ

Nice yorulmuşluğun da etkisiyle olmalı, azıcık geç vakit gidebildim mekanıma geçen.
Sağolsun can dostlarım, gelmişler kadınlı-erkekli, oturuşmuşlar idi.
Kulak kabarttım derhal, Fransız kalmamalıydım, muhabbet epeyce bi koyu gibiydi, çok şükür. Nereden bileyim, herkesin aynı anda, aynı mevzuyu konuştuğunu?
**** 
Cadde'ye bakan cam kenarındaki masalara, şehrimin sanat erbabı büyüklerim konuşlanmış durumdaydı. Yazarı, tiyatrocusu, antropoloğu, müzisyeni… Eh, haliyle ilkin onların yanına oturdum ben de.
Kaşları biraz çatılmış gibiydi hepbir. İnsan;
- ''Nooldu ula acaba ben yokken'' diye düşünmez mi ister istemez? Düşünür tabi.
Meraklandım iyice. Birbirlerine bakıp bakıp;
-''Ragıp bizi sahilde bekliyo, geç kaldık oolum, çok ayıp oldu çocuğa'' diyip duruyorlardı.
**** 
Ragıp kimdi yahu?
40 yıldır şu kentte yaşıyoruz, Ragıp diye bi arkadaşımız hiç olmadı? Bişey de diyemedim o an, bi masa dolusu sanatçı  tanıdığına göre, besbellim ben unutmuştum bu herifi.
Kararsız bi yüz ifadesiyle, hemen sahne dibinde yer alan bi başka masaya seğirttim bu kez.
3 tanesi ilkokul müdürü, 2'si lisede müdüre hanım olan kıymetli dostlarımla kucaklaştım;
- ''Ooo hoşgeldiniz, nabersiniz'' falan.
Gayet mutlu bi masaydı burası. Tarihte görülmemiş bi hızla yiyip içmekteydiler önlerindekileri. Yalnız, biraz telaşları vardı belli, ikide bi;
-''Sahilde Ragıp bekliyormuş, hadi toparlanalım'' diye fısıldaşmakta idiler .
Ragıp kim? Sahilde beklediği kesin de; niye bekliyo?
Henüz çözebilmiş diğildim.
**** 
Duvara bitişik masada oldukça tuhaf bi ekip vardı. Gördüm. Nasıl bi araya gelmişlerdi, nerden tanışırlardı, tööbe estafurullah?
Giresun Üniversitesi'nden bigaç öğretim üyesi dostum, Fiskobirlik yönetiminden saygın bi kardeşim, balıkçı abilerimden ikisi ve bi de kırtasiyeci esnaf arkadaş. Şaşkındım helbet;
- ''Yaa siz nasıl bi araya geldiniz, normalde arkadaş falan da diğilsiniz, hayattaki tek ortak noktanız benim la, ne mevzu bulup da gonuşuyonuz'' diye takılacaktım.
Fırsat bile bulamadım. Hiç durmadan Ragıp'tan söz ediyordu hepsi;
-''Ragıp bekliyomuş, çocuğu çok da bekletmeden inelim sahile''.
**** 
Mecbur, yan tarafa, klimanın hemen altındaki avukatlar masasına yöneldim.
Sıcaktan mı mayıştılar nedir? Hayatımda bu denli hararetli bi masa görmedim. Kimisi cepten, Giresunspor eski başkanlarından birini aramışken, diğer bi tanesi bi hakim beyle mesajlaşıyordu, kravatlı olan genç hukukçularsa hemen bitişiklerindeki kuyumcular masasıyla dertleşiyordu.
Ağızlarda, gönüllerde tekbi isimdi;
-''Hadi millet,  yavaş yavaş kalkalım, Ragıp sahilde bizi bekliyomuş''!
**** 
Şöyle bi 10 dakka sürüp-sürmedi.
2 tane profesör doktor büyüğüm koşar adım, bar taburelerini devirerek içeri girdiler;
- ''Gürsel'ciğim merhaba, hayırlı işlerin olsun, Ragıp sahilde bizi bekliyormuş, senin haberin vardır, ne zaman gidilecek''?
Yanıt olarak sadece bakakalmışımdır zaar.
Ne diyeyim?
****
Çok da fazla bi zaman geçmemişti, esnaftan 7-8 tane dostum, yanlarında hanımları ve çocuklarıyla geldiler. Ellerinde onlarca kangal sucuk ve fırından yeni çıkmış bi kasa ekmekle mekanıma girdiklerinde, hepsinin suratlarında aynı panik, dillerinde aynı isim mevcuttu;
- ''Gardeşim merhaba,, sana yarın geliriz artık, şimdi Ragıp sahilde bizi bekliyomuş, hadi hazırlan, sen de geliyosun''.
**** 
Olay biraz anlaşılır gibi olmuştu artık. Sahilde mangal partisi yapılacaktı, sucuk-ekmek yenilecekti. Ne güzeldi.
İçerideki kalabalık bi anda 80 kişiye ulaşınca, anlaşabilmek de zor oldu tabii. Herkes bişiler söyledi, her kafadan bi ses çıktı, ama net olarak algınabilen yegane gerçek;
-''Arkadaşlar acele edelim, Ragıp bekliyo bizi sahilde, çok ayıp oldu çocuğa'',
İdi.
**** 
Benim son bi çırpınışla;
-''Yahu bu Ragıp kim, hepimizi birden nasıl tanıyo, sahilin neresinde bekliyo'' demelerim arada kaynayıp gitti malesef. Milletin bakışlarından Ragıp'ı kimsenin net olarak tanımadığı kuşkusuna kapılsam da ben de karışmıştım artık kalabalığa.
Son bi umut, çocukluk arkadaşım olan, şimdi bi şirketin genel müdürlüğünü yapan Osman'ı kolundan yakalayıp;
-''Oolum kim bu Ragıp denen herif, niye bizi bekliyo, bizi nerden tanıyo'' diye sordum?
Osman kurtulup elimden, fırlayıp gidiverdi;
-''Sus be abi, Ragıp bekliyo''.
**** 
Nihayet sahile inildi gece yarısı.
Kim olduğu bilinemeyen ve nerede beklediği tam anlaşılmayan Ragıp asla bulunamadı. Karadeniz kıyı şeridinde Ragıp denen birine kesinlikle rast gelinemedi.
Ama sağlık olsun, yine de bi biçimde sucuk-ekmekler yenildi, karınlar doyuruldu.
Sabaha karşı 5'te eve kendimi zor attım, pelte gibiydim. Duşumu alıp, iki saat kadar kestirerek azıcık kendime gelir gibi olduğumda, aklıma direkt olarak Ragıp geldi;
-''Yaptığın işin içine edeyim Rragıp'' dedim ve yatağımdan kalktım.
İşyerime geri geldim.
**** 
(Bu eski bi öyküdür.. Mekanımda Ragıp lafını ilk eden şahsın kalp krizinden vefat ettiğini öğrendim.. Tanımam bilmem.. Kalabalıktı, kim olduğunu anımsamam.. Ama benim öykü kahramanlarım kutsaldır.. Nur içinde uyusun)
**** 
(O geceyi ve rahmetliyi bi de Ali Işık üstadımdan dinleyin.. Kelimesi kelimesine şunu yazmış bilgi niyetine;
''Aynıyla vâki bir Giresun gecesiydi..
Gençti, benden 5 yaş küçük. Bi aralar iyi arkadaştık, İstanbul'da, haftanın 3 günü bizim evden çıkmazdı. İyi yemek yapar, yemeklerde margarini asla kullanmazdı kalbe zarar diye, ama fena içerdi.. Kalbini yoran katı yağ değil, anormal tükettiği alkol oldu. geçen yıl Eylül'de vefat etti. Yazar ve yönetmendi'')


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık