• 26 Aralık 2012, Çarşamba 9:33
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

Padişahçı okur
 Eeee, öhömm, şey yani.
Nasıl söyleyecem şimdi, utandım da biraz lan?
Hani, biz? Yaani, bi nebze şey gibiyiz de? Gerçekte öyle miyiz, diğil miyiz, neyiz bilmiyom ki? Yazar gısmısı olarak diyom, mahsusçuktan hiç iplemez gibi görünüyoz da, hadi itiraf ediyim, aslında bayılıyoz okur mektuplarına yahu.
Hele hele ben!!! Ahabu saatten sonra ne demeye tevazu gösterecem, bi okurumdan bişi gelince sevinçten delirip-guduruyom valla. Bi de hiç tanımadığım biriyse ol mübarek şahıs, hemşerim falan da diğilse hele, tadına doyulmuyo hiç, be gardeşim. Bambaşka bi duygu bu.
Gerçi, o kadar da hazırladım gendimi, ama neye benzeteceğimi de bulamadım bi an. 
Az bekleyin, yazının ilerleyen bölümlerinde bulursam, söylerim.
****    ****
Okur tepkileri türlü türlü, çeşit çeşittir şu alemde…
Kiminin gözünde dünyanın en mühüm adamı olarak yaşarsınız. Misal; ''Bu herif ne yiyip, ne içiyo, gündüz nerelerde dolanıyo, acep nasıl bi koca ve baba, evde doncak gezdiği de oluyo mudur, hayatta hiç çişi gelmediği acaba doğru mu, biz de mi bi denesek de 3-4 gün bezlensek'' falan gibi, 24 saat sizi düşünen zırdeli adamlarla harbiden de çevrili oluyo ömrünüz.
Bunların bi derece daha ilerlemiş vakaları; yolda-sokakta alnınızı öpen, sırtınızı sıvazlayan, ayakkabısıyla ayakkaplarınıza bikerecik olsun dokunmak isteyen üşütükler olarak göze çarpıyo. Allah sizi inandırsın, patik çoraplarınızdan bi tanesini hediye etmenizi bekleyen bile görülebiliyo bazen.
Gerçi, tam tersi de sözkonusu helbet;
- ''Ne olmuş lan, O'nun yazdıklarını ben de yazarım'' diyenler de az olmuyo sağda solda. Aynı mantıkla; ''İstesem var ya oolum, ben çok daha şaane yazarım bee'' diyip, performansınızı küçümseyen de olabiliyo bak. Gafasının içi fesat olmadıktan sonra herkese, her eleştiriye saygılıyım, ne diyebilirim? 
Yukarda aklıma gelmeyen şey neydi la, ben neye örnek vereceğidim, şimdi onu da unutmuşum?
****    ****
Adı bende kalsın. Antep'li bi okurumdan e-posta aldım geçen. Benle hemfikir diğilmiş, öyle başlıyo lafa. Ulan hangi konuda hemfikir diğiliz, orası kesinlikle anlaşılamıyo ama.
-''Gürsel Beyciğim, Fatih Sultan Mehmet İstanbul'a ilk girdiğinde, ağlayıp sızlayan bi papaz görmüş ve derhal atından inerek bu gayri müslüm din adamını teselli etmiştir. Asla ve asla da azınlıkların dinlerine, dillerine müdahale etmemiştir''.
Tööbe tööbe!!!
İnsanı gendinden şüpheye düşürüyo bu okur milleti. Hayatımda, yanıtı şu yukarıdaki paragraf olabilecek  tarzda tekbi satır yazmış diğilim. Afalladım galdım resmen arkadaş. Sonra, uzayıp gidiyo sevgili okurumun yazdığı metin; Kanuni Sultan Süleyman'ı ayrı, Üçüncü Selim'i ayrı, cihanda ne gadar padişah varsa ayrı anlatmış bana, gaymaanı yidüğüm. Kimbilir, hangi lafımı neresinden anladı?
Yine de mutlu oluyo insan her şeye karşın. Duygulanıyo.
Bu duygu çok başka, çok. Tıpkı şeye benziyo yahu.
****    ****
Gendim kaşındım valla. Bazan böyle gereksiz huylarım var maalesef. Gerisin geri bi yanıt döşenmiş bulundum okuruma;
-''Sayın Cahit Bey, değerli görüşleriniz üçün çok teşekkür ederim, sizlerden gelen her harf benim göynümde altın gıymetindedür. Osmanlı padişahları konusunda çok sağlam bilgilerim olduğu söylenemez. Sayenizde bi miktar aydınlandım, sağolun, varolun''… 
Bu, padişah konusunun nerden çıktığına dair bişey çaktırmıyom helbet, sanki Fatih Sultan Mehmet üzerine yakında bi kitap yazacakmışım falan gibi davranıyom herife, huyum kurusun. Fakat, nasıl yaptım bu hatayı, nasıl? Mailimin altında telefon no'larım da yazılı oluyo idi, silmeyi nasıl da unutmuşum?
Çok uzun sürmedi cebime uzunca bi mesaj gelmesi; ''Değerli Gürsel Kardeş, bilmeni isterim ki, Sultan Reşad, çok güzel yağlıgüreş tutardı. Edirne çayırlarının, Bursa bayırlarının dili olsa da konuşsa be biraderim. Dördüncü Murad da aslında yasakçı bi padişah diğildi. Güzel sanatlara meraklıydı, ud çalar, resim yapardı. Bunların devamlı at sırtında fetihlere gittikleri falan palavradır kardeşim''.
Bi okurdan cebe mesaj gelmesi de çok hoş bi hisssiyat.
Anlatamam. Tıpkı şeye benziyo.
****    ****
Ertesi sabahın kör vakti ev telefonumuz çaldı. Antepli okurum idi arayan.
Bol bol, Abdülhamit'i konuştuk ilkin, sabah sabah. İyi tavla oynarmış. İkinci Mahmud ise tam bi zamparaymış. Tarihte en iyi ok atan padişah Yıldırım Beyazıd imiş. Aman Allah'ım, ne yaptım da, hiç merak etmediğim, aksine nefret duygusu beslediğim bi konu hakkında bilgiye susamış bi adam durumuna düştüm? Nasıl oldu bu, nasıl? Hayatım ne oldu da değişti birden?
Giderek, okurum resmen görev edindi bunu kendine. Sürekli beni bilgilendirmeye başladı padişahlara dair. Mesela, Ertuğrul Gazi'nin hayatı hakkında bi kitap göndermiş kargoyla, zorla bu pek gereksiz kitabı okuyom günlerdir. Sorular soruyo çünkü, bilmesem, karşılıklı tartışmasam güceniyo da çocuk gibi.
Bugünse kalınca bi mektubu geçti elime, Ptt yoluyla göndermiş Antep'ten. ''Canım Gürsel'im'' diye başlayan mektup, 1648 ile 1876 arası Osmanlı Padişahlarının yaşamlarından kesitler sunuyo bana. Üçüncü Ahmed dönemini özellikle tartışmak istiyo benimle okurum.
Güzeldir, bi okurla tartışabilmek.
Şuan tam anlatamayacağım duygular dolduruyo içime.
****    ****
Sinop'lu bi diğer okurum mesaj atmış feysbuk'tan gece yarısı, az evvel eşim söyledi. Antep'li Cahit Bey'le buluşup, iki gün içinde buralara, Doğu Karadenize geliyolarmış.
''Şu bizim Gürsel, Osmanlı konusuyla çok ilgili, çok derin bi çocuk'' demiş Antep'li, Sinop'luya. Sabahlara kadar benimle sohbet edesi varmış. 
Çok harika bi duygu çok.
Ben bişiye örnek mi verecektim?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık