• 18 Şubat 2020, Salı 16:58
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

Kolye

Kendimle baş başa kaldığımda mutlaka Malkoçoğlu filmleri izleyen bi evladıyım bu vatanın, arkadaşlar.
Yok, öyle sanıldığı gibi ''absürd'' olaylara gülmek için falan diğil. Asla diğil. Sözün gelimi, o herkesin gördüğü Topkapı surlarının üzerinde 500 sene evvel uçan uçak, hiç bana denk gelmedi. Gelse de garipsemezdim, noolmuş?
Oyuncaklarımla oynamak gibi bi duygudur Malkoçoğlu filmlerini izlemek. Misket, Yakantop, Komen oynamak neyse, Cüneyt Arkın'ın bi başına 500 kişiyi pataklaması da aynen odur.
Geçen, bi dostuma yakalandım zaten; 
-''Oolum dün de gördüğümde aynı filmi izliyordun, delirdin mi sen la'' dedi gülerek. Hoş geldin bile demedim.
- ''Sus, çok heyecanlı.. bu Hale Soygazi aslında Türk, adı Angela diğil Melek, birazdan boynundaki kolyeden Cüneyt Arkın'ı tanıyacak''.
(Evet evet, bi daha rast gelsem bu filmi tekrar izleyecem tabi, heyecan içindeyim)
****
Yeşilçam'ımızı çok da küçümsemeyin, kardeşlerim. Durum her ülkede aynı.
Daha yeni. Zap'larken can sıkıntısına bigün TV'yi, yabancı bi aksiyon filmine takıldı gözüm. Sürekli çatışma, vurma-kırma, adam kovalama üzerine kurgulanmış bi yapıt idi.
Filmin jönü var, gelen-geçen herkesi öldürüyordu tabi herif. Bi de güzelce bi hanım kardeşimiz vardı baş kadın oyuncu gibi... Ama bunlar nedense karşı cephedelerdi. Tam kızı da öldürecekti jön, birdenbire, nasıl olduysa bu ikisi ''kardeş'' olduklarını anladılar. Sarıldılar. İçimden,
-''Besbellim çocukluk kolyesini gördü o da'' diye geçiverdi.
Yanımda bikaç kişi daha var idi filmi izleyen, hep beraber duygulandık tabi.. Misal ben; ''Film de olsa, kan çekiyo işte'' dedim yaşlı gözlerle. Bi abim de yan masadan filme bakıyomuş meğer;
- ''Gürselciğim, iyi takip ettin mi konuyu, üveylik olmasın sakın aralarında'' diye uyardı beni. 
Hiç düşünmemiştim valla bu önemli detayı, araştırmaya başladım derhal. İlk edindiğim bilgilere göre, 1984 yapımı bi Hollywood filmi imiş bu. Senariste mektup yazacam yarın, soracam, bunlar öz kardeş miydi, bi üveylik durumu varsa bilelim, Giresun ahalisi olarak içimize kurt düştü gardeşim diyecem.
****
Tambi açıklaması yoktur aslında.
Misal bizim nesilden tam emin diğilim, ama rahmetli annannemin yaş grubundaki Giresun insanı üçün son derece önemlidir bu sanat dünyasındaki, spor camiasındaki kardeşlikler. 
Ajda ve Semiramis Pekkan kardeşler mesela. Rana ve Selçuk Alagöz'ler mesela. Kardeş olununca ne olunuyo bilemezsin asla, bizimkilerin kafasındaki yeri nedir bu işin?? Bu sırrı çözemezsin katiyyen, neden sonsuz bi şefkatle, merhametle sevilir bu kardeş milleti??
****
Giresunspor'a da iki kardeş topçu geldiydi bi ara. Hatta ikizdi bunlar. Annem çok acırdı, hep ''Vah yavrum'' derdi bu çocuklara. 
Hollanda Milli Takımının efsanevi kadrosundaki Willy van der Kerkof ve Rene van der Kerkof  adlı ikiz kardeşlerin de evimizde apayrı bi yeri var idi mecburen. Aileden biri gibiydiler adeta. Annannem kıyamazdı. Bunların maçını izlerken az tespih çekerek, dua etmedi. Hollanda futbolunun bu denli ileri bi düzeye ulaşmasında çok emeği, duası vardır rahmetli kadının.
(Hep aynı ''Vah yavrum'' duygusu işte.. Niye acıklı olur, iki kardeşin aynı işi yapması)
****
Bacı-kardeş olmak olgusunu da bu çerçevede değerlendirmek gerekir diye düşünürüm.
Şöyle anlatayım; bazen de evlilikler eskir. Çiftler birbirine alışır. Diyelim 35 yıla ulaşmıştır evlilik. Sıradanlaşmış, rutinleşmiştir en azından. Hadi, cinsel iştah da azalmıştır muhtemelen. Durum, Giresun Dil ve Edebiyatında; ''Biz artık bacı-gardeş olduk'' diye adlandırılır.
Harbiden de bu tanımlamaya pekbi uygun çiftler tanıyorum çevremde.
Bakın kimisi var, çok uzun yıllardır evliler, hala kumrular gibiler. Kimileri de var ki, net olarak bellidir, bacı-kardeş olmuşlar çoktan. Aslında saygı duymak, bu da bi ''aşk mertebesidir besbellim'' diyip geçmek lazım.
Bu çiftler öylesine azaldı ki dünyada, ellerinden öpmek lazım.
****
(Ama, Malkoçoğlu ve Angela asla bacı-kardeş olmazlar.. Onlar filmin yapısı ve doğa yasaları gereği direkt olarak sevgilidirler.. Öyle olacak tabi oolum, bırakır mıyım bu işin peşini, halt etmiş Hollywood)
****
Atatürk'ü sevmeyen bi lüzumsuz herif sayesinde yeniden çok çok çok isteyerek söyler olduğumuz ''Vardar Ovası'' türkümüzdeyse bambaşka bi ilişki türünü gözlemlemek mümkündür, sevgili dostlarım.
Buyrun, söyleyelim hepbir; ''Mayadağ'ın yıldızıyım / Ben annemin bir kızıyım / Efendimin sağ gözüyüm''.. 
En çağdaş, en hızlı feminist olanı bile kadınlarımızın, büyük bi edayla-işveyle söyler efendi'sinin sağ gözü olduğunu. Kanımca, öyle çok da kurcalamaya gerek yoktur. Feminizm de bi yere kadardır. Bu, bambaşka bi duygudur. Aynen, Van der Kerkof kardeşlere tespih çekmeye benzer.
****
Tamam bitiriyorum, sıkılmayın. İlişki denen şeyin en güzeli öğrenciyken olur. Üniversitedeki kız arkadaşımı dayımla tanıştırmaya götürdümdü. Kızcaaz, kendini tanıtırken; ''bi evin bi kızıyım'' ifadesini kullandıydı niyeyse? Benim aklıma Vardar Ovası türkümüz gelmişken, dayım her zamanki muzipliğiyle;
-''Yani sizin apartmanda başka kız yok mu''!!!! 
(Nurlarda uyusun dayıcığım, tüm heyecanımızı dağıtıp ortamı rahatlatmıştı)
****
Şimdi bi an evvel kahvaltımı yapıp ekran başına geçmeliyim. Kimseler kumandayı kapmadan Malkoçoğlu filmini tekrar tekrar izlemeliyim. Benim izlemediğim bi gün Angela ile kardeş çıkmaları ihtimali endişesi tüm hayatımı olumsuz etkiliyo, napim? Bi gün, bi yerde, mutlaka... Siz de beni boynumdaki kolyeden tanıyacaksınız... 
-''N'ayır o George diğil, bırakın o'nu, o bizim Gürsel'' diyeceksiniz.
Demedi demeyin!!!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık