• 09 Nisan 2019, Salı 16:54
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

KİRPİK

Eczacılık enteresan bi meslektir, şimdi abilerim-ablalarım darılmasın. Camda adın yazar mesela ''Ecz. Falanca'' diye, içerde, tam da yazının hizasında kendin oturursun. 
Diğer mesleklerde bu pek yoktur. Tamam, avukatların-mimarların falan da tabelaları olur, camlarında yazıları olur, ama yoldan geçerken görünmez bu herifler. Nedense pencereden de bakmazlar asla. Bu anlamda, dünyadaki yegane ''Serbest Meslek'' eczacılıktır diyebiliriz.
 Eczacı, pijamayla otursa oturur yani dükkanıında.
****
Bazı insanlar ise meslekleriyle o denli özdeştir ki, gündelik yaşamdaki halları pek inandırıcı gelmez bizlere. Her Allah'ın günü alışveriş yaptığın bi manavı, pazar günü plajda mayoyla görmek, astronot görmekle eş değerdedir.
****
Salt bu yüzden ben, işyerimde cam kenarında oturmam pek. Komik yahu. Camda Ecz. Gürsel Ekmekçi yazması gibi bişey aynı? Tööbe. (Ne yazabilir ki benim camımda?? Bu da ayrı bi meseledir)
****
Cam nefretim, ömrüm otobüslerde geçtiği için, güneşin hep benim oturduğum tarafa denk gelmesinden kaynaklanmaktadır. Hatta, unutulur gibi diğil, hayatımda ilk kez uçağa bindiğim 1994'in o gününde de güneş gelip beni bulmuş ve gözümün içine girmişti yine. Yahu uçakta da güneş mi olurmuş diyerekten şaştım kaldımdı.
Hatta hiç unutmam bi gün askerdeyim. Güneş açtı. Komutan soyunun dedi.
Yok yok, yalan diyom da, yolda yürür iken, bütün kamyonların egsozlarının da benim tarafıma denk düşmesi de tesadüüf müdür ey büyük Allah'ım, napim ben şimdi?
****
Asansörcülük konusu bi de, sevgili kardeşlerim. Çok acıklı bi meslektir. Bi asansör bozuksa eğer, asla tamir olmaz Türkiye'de, asla. Önce butonları değişir, sonra halatları. Bi gün bakarsın kapısı değişir, bi gün kabini komple. Naaparsan yap, o asansör 15 gün içinde yine arızalanır. Sonunda para toplanıp, beyin gısmısı yenilenir. 2 ay boyunca herşey yolunda gider, mutlu olunur. Derken bi akşam yine bozulur asansör.
Ne hikmetse bunlar genelde benim oturduğum apartmanlara, sık gittiğim kurumlara aittir.
****
Çok özür dilerim, asansör gibi doğrudan insan canıyla ilgili bi mekanizmayı taa başından ''hatalı ve eksik'' üretmenin yegane açıklanabilir tanımı ''Öküzlük''tür.
Bazen İngilizce ve Türkçeyi (Osmanlıcayı da) kıyaslar; 
-''Ula herifler herşeyi bizden almış be'' deriz. Malum işte, ''Nev'' bizde de yeni demektir onlarda da. ''Bed'' bizde de kötü anlamına gelir İngilizlerde de. Cat ve kedi sonra. Uzatmiyim, asıl yıllardır gözlerden kaçırdığımız ''Ox'' ve ''Öküz'' benzerliğidir. Demek İngiliz insanı içinde de öküz gibi imalatçılar varmış
 (Öyle olmayaydı tilkiye fox demezlerdi)
****
Mevzudan uzaklaşmayalım, cam derken nerelere geldik.
Bence, türkülerimizde bol miktarda geyik ve ceylan geçmesi de bu çerçevede değerlendirilse yeridir. Nüfusumuzun % 95'i hayatları boyunca hiç geyik ve ceylan görmediği halde, içinde geyik geçen her türküye milletçe hislenmemiz, hele ceylanlı türkülere gözlerimizin buğulanması, aynen benim sık sık asansörde kalıp dellenmem gibi bişeydir.
İşin gerçeği, bırakın ceylanı, çoğumuzun duygulanacağı bi ağaç altı anısı da yoktur. Bu milletin çok büyük bi bölümü bi ağacın altında sevdiceğini öpemeden ölüp gitmektedir. Ama yine de ''O ağacın altını şimdi anıyor musun'' şarkısına olağanüstü bi hırsla eşlik ederiz.
 Sonra neden İngilizler tilkiye fox demiş diye beni suçluyonuz!!
****
Bakın gerçeklerin gerçeği nedir, söyliyim onu da. Pencere camını da, uçak camını da o yüzden girizgah eyledim zaten; demiryolu ulaşımı. Ana yurdu demir ağlarla dört baştan ören güzel insanlardan uzaklaştıkça her anlamda çuvallıyoruz.
Bu memlekette ''Gözlerim vagonları dolaştı üzgün üzgün'' diye bi şarkı yapılmış. Sevgililer birbirleriyle garda vedalaşmışlar. Kaldı mı böyle bi güzellik sizce?
Şimdi Ordu-Giresun Havaalanında uçak camlarını dolaşsa gözlerimiz ne halta yarayacak? Öküz trene bakar gibi bakmayaca mıyız uçağa? Ox yani. 
Hep demişimdir, İngilizler büyük millet aga!!!!!
****
Bi ağacın altı var aslında Giresun'da. Ata'mızın ağacı. Liman Parkı'nda. Sık sık ziyaret ederim, dün de ettim, hepinize selamı var. 
Bi de Heybeliada'da bi ağaç var idi. Tam da altında öpüşürken, böcek ilacı sıktıydı Adalar Belediyesi aracı. Sene 1988. Tamamen tesadüf. Ağustosta suya girsem balta kesmez buz olur türküsü bu durumu ve beni anlatır.
Asansör yani.
****
Çok da abartmayalım hayatımızı. Aslında hepimiz birer kediyiz. Sevdiğimiz gız da  aynen kedidir. Cat yani. İngilizler de bi tuhaf aga, hep söylemişimdir, koskoca kedigillere cat mi denirmiş?
Valla sevgili dostlarım, bu hafta nasıl bi yazı oldu ben de çözemedim. Demiryollarını yazmak üzere oturdum masama, hemen hemen hiç o konuya girmemiş, nerelere gidip gelmişim?
En iyisi ben size bi türkü söyleyerek bitireyim; ''Ağasar'ın başları / Kesme kesme daşları / Alış veriş ediyu / Kirpiğinen gaşları''. Giresun türküsüdür. 
Hadi bakayım, herkes Doğu Expresi'nden birer tren bileti alsın ve yol boyu sevdiceğinin kaşına kirpiğine gurban olsun.
Haftaya kontrol edecem. Kimler oldu, kimler olmadı.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık