• 24 Ekim 2018, Çarşamba 9:04
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

HAMAM
 Türkülerimiz çok büyük bilgileri ortaya döker, doğanın çok önemli sırlarını insanoğluna ifşa eder, kabul ederim.
Ama;
Gözlerden kaçmış iki büyük ''Saptama'' olduğunu da bilirim.
Bunu yazmak da boynumun borcu olsun, napim?
****
1) ''Yâri güzel olanlar
Her gün hamamdan gelir''…
2) ''Gözüne uyku girmez
Yâri esmer olanın''…
Herkesi iki dakika kendine karşı ''dürüst'' olmaya davet ediyorum. Dünyamızın düzeni, bu iki türkünün üzerine kuruludur.
Ve aksini iddaa edenin alnını karışlarım arkadaş!
****
(Elbette; her gün mutlaka duşunu alan ve günde anca 3-4 saatlik uykularla ayakta duran bi kardeşiniz olarak, ne dediğimi gayet iyi biliyorum.
Hamam'ı sizden öğrenecek diğilim!!!!!)
****
Eskiden, misal ben minicikken, küçük kamyonet veya ne biliyim ufak minibüs gibi ''sevkiyat'' araçları yoktu henüz.
Kent içi ürün sevkiyatlarında at arabaları kullanılırdı.
Şehrimizin bikaç büyük gıda toptancısından biri olan babamın işyeri önünde de at arabaları sıraya girip bekler, bakkallara-büfelere-otellere falan, hatta cezaevine-okullara filan ürün dağıtırlardı.
Ben, o atları çok izledim.
Ben, o atlara çok duygulandım.
Sözün gelimi at gısmısı da aynı insanlar gibi ''Öhhö öhö'' diye öksürür, bilir misiniz? Onlar öksürdükçe benim minik kalbim acırdı. Zaten, başka hiçbi hayvanın insan gibi öksürdüğünü de duymadım.
Büyüyüp jokey olmadımsa, sırf o yürek burkucu öksürükler sayesindedir.
****
(Atlar 30 sene yaşar imiş.
Şehrimizdeki son sevkiyat atı, 5 yıl önce vefat etti. Elbette ki, bizim işyerimizin önündeki atlardan biriydi rahmetli. Veya çocuğuydu. Benim 45 yaşındaki kalbim yine acıdı.
Keşke atlara isim taksaymışım. Onların arabalarını; ''Haydi Karaşimşek, haydi Gümüşyele, haydi Seheryeli'' falan diye bağırarak ben sürseymişim. Hiç diğilse en son hangi atın öldüğünü bilirdim.
At binmek yan gelip yatma yeri diğildir !!!!!)
****
Ülker'in devasa kamyonlarıyla gelirdi ürünler, babamın işyerinin önüne. O vakitler, olsa olsa 30 çeşit bisküvisi, 5 çeşit gofreti, 10 çeşit çukulatası olan bi firmaydı Ülker.
Kamyon boşaltmaya zaman zaman yardım etmişliğim oldu benim de. Bisküvi tenekelerini az taşımadım küçük ellerimle, kamyondan at arabalarına.
Bilir misiniz; Sabri Bey tüm şoförlerini, kamyonların sahibi de yapmış idi. Bilir misiniz; Sabri Bey tüm personelini, aynı siteden ev sahibi de yapmış idi.
Bunları yıllar sonra ben de Ülker çalışanı olduğumda tesadüfen öğrenmiştim. Küçük taksitlerle sağlanmış'mış bu. Aidiyet duygusu böyle böyle oluşturulmuş'muş.
O şoför abimiz, kamyonun sahibi yapılıp, malına gözü gibi baktığı içindir ki Ülker, yıllar sonra dünya devi olmuş diyebilir miyiz?
Deriz tabi.
****
(Meğer o kamyonlar devasa falan diğilmiş. Ben çok ufakmışım yahu!. Epeyce bi içlerine binip oturdum sonradan)
****
Sabri Ülker;
-''Sana bi sırrımı vereyim evladım. Arada bi, ama her zaman diğil, bi karar vermekte zorlandığımda bizim hanıma danışırım. Kadınlar, bizlerin göremediği detayı görür ve hep haklı çıkarlar. Sen de öyle yap'',
dedi bana bi gün.
Gözlerim ışıdı. İçime bi hallar oldu.
Anca bugünümde anlayabildim türkülerin gücünü;
Demek ki saygıdeğer yengemiz esmerdi.
Ve Sabri Bey her sabah hamamdan geliyordu fabrikaya.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık