• 05 Ağustos 2015, Çarşamba 9:27
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

GÖRÜŞLERİNE KATILINMAYAN ADAM
 Yalnızlığı seviyom ben.
Yalnız yaşamayı, bi yerlerde bi başıma oturmayı, çoğunluk kendimle kalmayı, sahillerde tekçe dolanmayı, yaz-kış kumsala inip yalın ayak yürümeyi.
Hayat benim, zevk benim. Kime ne imiş murat benim, şevk benim. Eh yaaani tablo benim, renk benim. Malum, Gavlaki'yem ipim kuşağıma denk benim. (ula ne güzel şiir salladım durup dururken, töbe estafurullah)
Şiir yazmalarda diğilim şimdik, aklımı karıştırmayın. Yalnızlık diyodum, yalnızlık…
Bayılıyom işte, gayet şahsen bişeyler atıştırıp, kahvaltılar yapmaya. Gözlerden ırak bi mekana tüneyip pek gasteler okumaya. Şu çocuk evden çıksa da derhal yağsam diye bekleyen yağmurlarda boynum büküp serçe gibi ıslanmaya…
Gece vakti bunları demekle biraz şeyettimse de o gadar şey etmedim.
Siz de üzülüp kendinizi boş yere şeyetmeyin.
****     ****
Pastaneden yeni çıkmış peynirli poğaça almak ne güzel bişidir. Hem elleri, hem burnu ısınır adamın.
Evden lüzumsuzca erken çıkmış olurum da bi pastane tezgahı önünde bulurum bedenimi bazen. Benden duymuş olmayın, ama tezgah önünde öylesine bakınmak Giresun erkeğine özgü bi davranış biçimidir. Dünyanın neresi olursa olsun, bi gıda dükkanına girip, camlı dolapların önünde hiçbişi yapmadan bekleyen adam, bilin ki direkt Giresunludur.
Ben de öylesine duruyodum herhal.
-''Buyur Gürsel Abi, günaydın, hoş geldin'' dedi tezgahtar Ali.
-''İki dane peynirli sar goçum''..
Almışım nevalemi, azıcık yürüyüp, çay ocağındaki en köşe masaya oturmuşum. Seslenmişim garsona;
-''Dünyada henüz görülmemiş açıklıkta bi çay rica edeyim''
-''Tamam Abi''..
Şimdi siz de şeyetmeyin yaani, çayımı içecem .
****     ****
Yaymışım Yeşilgiresun gastemi önüme. Hem tıkınıyom, hem çayımı höpürdetiyom, okuyom da bi yandan pür dikkat. Noolmuş şehrimde bakışları fırlamış gitmiş özümden?
Önce bi çift ayakkabı, sonra bi çift kalın bacak giriyo kadrajıma. Kafamı kaldırıyom hafiften, bayaa bi göbek, eyvallah, uzun bi boy, sırıtan bi dost. Göz göze gelinmiş durumdayız artık.
-''Afiyet olsun Gürsel'ciğim''
-''Sağol gardeşim''
-''Geçen günkü köşe yazına katılmıyorum dostum''.
Eyvah?? Konu nedir, hangi yazım?  Neresine katılmıyo acaba?
Yarım saat kadar gonuşuyo dostum. Gasteler, önümde açık, mundar oluyo sabah keyfim. Yine de dostumun lafı bitmiyo. Sevmediğim biri de diğil ki, napim? Normalde yazdıklarım için taviz vermem, mecbur alttan alıyom;
-''Tabi, haklı olabilirsin, dur o yazıyı evde buliyim de, bi daha gözden geçiriyim''…
****       ****
Şehir merkezinde kahvaltı keyfi sürmek zor işmiş.
Her gittiğim yerde başıma hemen hemen aynı işler geldiğinden, iyi biliyom bunu. Bi sabah, yine evde barkta bunalıp sokağa atmışım bünyemi. Atmışım da kent dışındaki salaş biyerde açık büfe kahvaltıya gitmişim.
Kalp benim mide benim. Tamam tamam, vazgeçtim şiirden, vesüpanallah.
Aklımı karıştırmayın, yalnızlık diyodum yalnızlık.
Almışım açık büfeden tabaklar dolusu yiyecek. Açık büfe kavramını tamamen zedelemişim. Yaymışım önüme Cumhuriyet gastemi. Noolmuş acep memlekette bakışlarım fırlamış gitmiş gözümden?
Önce bi erkek poposu giriyo kadrajıma, sonra kalınca bi ense. Önümdeki masada oturuyo, ol eskimeyen dostum. Garsona;
- ''Mümkün mertebe açık bi çay  lütfen'' diye seslenen sesimden tanıyo beni. Masama geliyo. Yanyana gelinmiş durumdayız artık.
-''Afiyetler olsun Gürsel. Geçen haftaki yazına katılmıyorum kardeşim''.
Eyvah??  Konu nedir, hangi yazım?  Katılmadığı yer neresidir? Hiçbişi belli diğil, ne yanıt vereyim? Belli belirsiz sırıtıyom mecbur. Normalde yazdıklarımdan ödün vermem. Kıvırmam. Yazdım ula, siz de başka bi yere yazıverin, ben de sizi okuyim diye posta bile goyarım adama.
Sevmediğim biri diğil ki yanımdaki;
-''Zaten geçen haftaki yazıyı biraz tereddütlü yazdım idi, dur evde bi de senin gözünle değerlendiriyim''.
****      ****
Şehir dışında gaste okuma keyfi ne müşkül işmiş?
Başıma geldi de oradan biliyom, yoksa nerden bileyim..
Bi sabah yine sıkılıp bunalmışım da bu kahpe dünyadan, iki tane simit alıp mendireğe atmışım naçiz vücudumu. Balıkçı abilerden çay almışım. Almışım da kayalıkların üstüne mizah dergilerimi yaymışım. Denize nazır karikatürlere dalmışım.
Kulak benim göz benim. Kelam benim söz benim. Tamam la, vazgeçtim. Ne yaman şiir olacaktı yazaydım eğer, maşallah süpanallah.
Aklımı karıştırmayın, yalnızlık diyodum.
Bi gölge giriyo kadrajıma birden. Karikatürlerin üstü kararıyo. Gelen, hiç de eskiyeceğe benzemeyen pek kadim bi dostum.
-''Günaydın lan'' diyo bana kısaca. O da aynı balıkçı abilerden çayını kapmış gelmiş. Simidimin tekine de el koyuyo.
-''Günaydın gardeşim.. Seni de mi evden attılar'' diyom. Susuyo bi müddet. Sonra;
-''Son yazdıklarına katılmıyom oolum'' diyo.
Eyvah??  Bu, hiçbirine katılmıyo gibi?
Mundar oluyo sabah keyfim, deniz keyfim, mizah keyfim. Bizimkisi 45 dakka hiç susmuyo. Yine de nelere, neden katılmadığı tam anlaşılamıyo.
Normalde, geri adım atmam yazdıklarımdan. O gasteyi veya dergiyi bulur, rulo yapar, neyse!!
-''Peki gardeşim, daha dikkatli yazarım'' diyom.
Siz de şimdi şeyetmeyin yaani.
****      ****
Sanırım en güzeli evde kahvaltı etmek imiş diye düşünüyodum güya.
Bu sabah uyandım, dişlerimi fırçaladım falan. Eşim masayı donatırken, minicik bi soğuk duş alma derdindeydim. Tam da duşa girecekken üst kat komşumuz da tuvaletteydi sanırım. 
Tesadüf işte. Yenge'ye seslenirken kulağıma geldi sesi;
-''Yahu ben bu bizim alt kattaki Gürsel'in son yazısına hiç katılmıyom''.
Çıkışta, mutfakta gaste okumaktan vazgeçirdi beni bu söz.
Siz de üzülüp şeyetmeyin şimdi.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık