• 29 Mayıs 2013, Çarşamba 9:30
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

FİLİP ile BENJAMİN
 Dün gece nihayet vasıl oldum sanki, Yunus'tan ve Mevlana'gilden duyduğum hagigat denen menzile. Erdim besbellim, değüşük bişiler oldum, gözümün-göynümün sis perdesi aralandı gibi, nasıl diyim aynen ahaböyle tarif edilemez bişiyim artuk.
Meğersem benim bütün arkadaşlarım, 40 yıllık dostlarım, çevremde kim var kim yok, herkes İngilizmiş!!!
Bu da neydi gız şimdi?
****    ****,
Aha anlatıyom, gulağınızı iyi açıp dinleyin, daha da anlatacak diğilim. Zaten ne yazarsam yazayım, yazımın orta yerinde ne dediğimi unutuyom, ikinci kez hiç başlayamam.
İki dane gençten çocuk giriverdi mekanıma geçen, gülümseyen bi baş selamıynan. Hıyar gibi ayağa galkarak, boş bulunup;
-''Hoşgeldiniz goçum'' dedim bi de. Herifler turist çıkmasın mı? Cahilliğim hoşlarına gitmiş olmalı;
-''My name is Benjamin'' dedi uzun boylu olanı, diğeriyse Filip imiş ismen. O, biraz daha kısa ve sevimliydi. Memnun oldum helbet, nüçün olmiyim? Bi turist gısmısı eksüğüdü tükkanda, o da tamamlanmıştı işte dedim içimden. Rabbim verdikçe veriyo da dedim hatta.
Bitek postanenin çatısında durup sevdiceğime benden haberler götüren martılar duydu, siz bilmezsiniz.
****    ****
İsviçreli olduklarını söyleyen iki genç idi bunlar. Karadeniz turuna çıkmışlar, öyle söylediler. Giresun'a gelinmeyen hiçbi tur, Karadeniz turu diğildir, kimse gendini gandırmasın. Beni kötü kötü söyletmeyin şimdik.
Raslantının güzeli böyl'olur, benim mekan da full çekmiş bi güzel. Tüm müdavimler her zamanki yerlerinde oturup geyik çeviriyo falan. Misal, sevgili Doğan Abim erkenden çakırkeyf olmuş durumda. Sana sarhoşluk bu gadar mı yaraşır a adam?
Uzun yıllar abd'de yaşamış olmanın verdiği özgüvenle çevirmenlik yapıyo güya bizlere Doğan Abi. Ağzını bi İngiliz generali gibi eğerek;
-''Arkadaşlar İskoçyalıymış'' diyo, kendinden gayet emin.
Değerli Ali abim, tahminen anne tarafından Gallerli gibi;
-''Ooouuvvv, demek İsveçlisiniz''?
Hatice Ablam atılıyo derhal lafa, güya o da bülbüller gibi gonuşuyo ve anlıyo İngiliz dilinden;
-''İzlanda soğuk olur bu mevsim, baksana incecik birer mont giymiş fakirler''.
Zürihli oldukları anlaşılıyo, benim;
-''Benjamin'cüğüm, ver aryu from ulan'' şeklindeki soruma verdikleri yanıttan.
Doğan abi;
-''Zaire'lilermiş'' diyip çeviriyo.
Canım gardeşim Halilim, yıllardır bu espri üçün beklermişçesine neşeli ve bi o gadar Londra aksanıyla giriyo araya;
-''Aryu in, yaani içinden misiniz''?
****    ****
Hep birlikte yeni bardaklara yumulunduktan hemen sonra, ne iş yaptıkları merak konusu oluyo bu gariplerin. Soruyom;
-''Ula Filip'cüğezim, vat iz yor cob, he gaymaam''? Valla anlıyolar beni, hem o denli guvvetli vurguluyom ki gaymaam sözcüğünü, bunun bi rütbe olduğunu bile hissedip, gurur doluyo gözleri.
Hem öğrenci, hem öğretmenlermiş. Doğan Abi öyle tercüme ediyo, aslında tek sözcükten oluşan yanıtlarını. Allah Allah? Nasıl oluyo böyle bişi yaa, hiç duymadık? Ama, hiçbişi çaktırmıyoz helbet, sanki bizim memlekette de çok sık görülen bişiymiş gibi davranıp, bi takım tarzanca ünlemlerle konuyu geçiştiriyoz;
-''V aaaavvv''! (Doğan Abi)
-''Oooooovv''! (Ali abi)
-''Ooo, yesss''! (Halilim)
-''Vay babağızın ağzına''! (Gürsel) 
****    ****
Kaynaşıyoz gitgide keratalarla. Anlayın deyu söylüyom, rakıya geçiyo elin turistleri. O gadar seviyoz ki bu çocukları, bizden sonra nereye gideceklerini merak ediyoz; Gürcistan imiş yolları ve halları.
Ali Abi, malum antropologdur, bizden daha insancıl bakıyo her vakaya;
-''Gürcistan, eeee, tehlike neydi lan, denciriyıs, öhhmmm, veri importınt, eeee, du yu andırstend'' diyo. Çok gülüyo Benjamin buna;
-''İsviçreden çıkarken Sırbistan üçün çok tehlikeli dediler, Sırbistandan çıktık, Türkiye çok tehlikeli dediler, şimdi siz Gürcistan üçün aynı şeyi diyonuz, kikikikiki''!!
Doğan Abi uyudu, durun burayı ben tercüme edeyim; üçün sözcüğü, ''için'' anlamına geliyo İngiliz dilinde... Kikikikiki ise ''gülmek'' demek..
Siz de hiç İngilizce bilmiyonuz lan!!
****    ****
Saatler ilerledi. Artık hısım akraba düzeyine geçmiş durumdayız Filip ve Benjamin'le. Ayrılık vakti geldi çattı.
Bayram'la eşi ağlamaklı, Taner ve Müyendis Kemal Abi başını duvarlara vuruyo, Orhan ve Zeki intihar eğilimindeler;
-''Gaç gün galacaanız Giresun'da '' diyoz hepbir? Çevirmene gerek yok;
-''Sizce kaç gün kalınmalı'' diyolar. Üç gün diyen oluyo, beşgün diyen... Bi hafta diyen oluyo, bi ay…
-''Bi ömür'' diyom bense.
Bi ömür, ''layf''' yaani, siz bilmezsiniz!!
****    ****
Bu iki güzel insana;
-''Sakın Türkiye'de din ve politika gonuşmayın'' deyu öğüt verilmiş.. (Gonuşmayın, ''konuşmayın'' demek)
Sinir oluyoz bu işe. Her gafadan bi ses çıkıyo.
Uzatmıyoz ama… Giresun türküleri söyletiyoz konuklarımıza. Gızlı erkekli danslar ediyoz. Giresun garşılaması oynatıyoz, turist murist dinlemiyoz.
Ve sımsıkı gucaklaşıp ayrılıyoz.
-''Eyvallah gaymaam'' diyo Filip bana.
Doğan Abi uyanıp bunları soruyo;
-''Yahu Bünyamin'le Fikret gitti mi''?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık