• 09 Kasım 2016, Çarşamba 7:52
GürselEkmekçi

Gürsel Ekmekçi

DOĞAN ABİ
 Allah Baba el verdi, ben de yazdım vaktiyle. 
Eğitim düzeyiymiş, kültür-sanat durumlarıymış, akademik kariyer meşgalesiymiş, ekonomik kalkınmaymış falan. 
Hiçbiri önemli diğildir, aslolan; bi memleketin sarhoş kalitesidir, dedim.
Samimiydim gayet yazımda.
****        ****
Babamın arkadaşlarını anımsıyorum. Tamamı beyefendiydi. Kravatlı, parlak ayakkaplı, temiz çoraplı.
Hanımlarıyla içerlerdi bi de. Evde olsun, restoranlarda olsun.
Hem sonra, yoldaki ayyaşı bile bi başka türlü kibardı, centilmendi, naifti şehrimin. Sokaktan bi aile geçmeyegörsün, hemen ceketlerini iliklerlerdi hepbir. 
Mesela, sarhoş narası denen şeyi filmlerden bilirdik bitek.
Anlamsızdı. Gerçek yaşamda yeri yoktu. Rol gibiydi.
****         ****
Her şeyden önemlisi, Giresun sarhoşlarının ''Espri düzeyi'' idi bence.
Dünyadaki bütün değerler üzerine bahse girerim, o seviyede mizah kâinatın hiçbi coğrafyasında yapılamadı bugüne değin.
Ortaköy'ün, Beşiktaş'ın, Beyoğlu'nun pek çok namlı sarhoşuyla masadaş olmuşluğum vardır geçmişimde. Ciğerlerini bilirim bu derin ve esrarengiz adamların. Her sözcükleri bilgeceydi bunların, kabulümdür.
Ama yemin ederim, hiçbi esprileri aşırı komik diğildi.
Düzdü, düz!
****    ****
Sanırım 2006'da, yaklaşık 20 sene sonra şehrime temelli geri döndüğümde, büyük bi ''Susamışlıkla'' daldım meyhane ortamlarına. Hala herkes çok komik gibiydi, hala herkes İstanbul'dakilerden daha zeki mizahçıydı. Pekbi mutlu oluyordum düşündükçe
İyi ki dönmüştüm. Kim bilir ne kadar çok gülecektim. Şehrime biraz daha aşık olacaktım, ne güzel.
Nasıl diyim ki şimdi, kimseler kırılmasın?
Zamanla bi yavanlık farkettim.Net bi burukluk düştü yüreğime. Sarhoş esprileri gelişmiyordu bi türlü. Hep aynı tarz gonuşuklara gülünüyordu şehrimde. İlk vakitler derin bi özlemle kahkahalar attığım nüktelerin artık pek de bi tadı olmadığını algılamaya başlamıştım.
Eyvah dedim, eyvah!! Memleket elden gidiyo!!
****       ****
Bu kadarla kalsa yine iyiydi.
Sonra sonra?? Baktım ki üzülerek?? Ortamlara hanımıyla gelen bitek ben vardım. Bazen de bikaç yakın dostum. Hepsi bu.
Babamdan gördüğümü uyguluyordum oysa sadece. Nice öğretmenler, doktorlar, avukatlar, komutanlar, şunlar-bunlar, erkek erkeğe içmeyi yeğliyordu hep.
Çok üzüldüm buna da, çok yıkıldım.
İnanın çok yıkıldım.
****        ****
Çok şükür zamanında Neyzen Tevfik'i yazmış bi evladıyım bu vatanın.
Birinci kitabımdı, toydum, hakkını verebildim mi Neyzen'in, emin diğilim? Bugün yazsam aynı yazıyı, çok daha farklı yazacağım kesin, ama asla o kadar doğal yazamazdım, bu da kesin.
Sarhoş dediğin adam, hele bi de şairse, bi dörtlük ile hükümet devirmeli. Neyzen Tevfik buydu gözümde.
Galiba bunu yazdımdı özetle, bilmem kaç sene önce?
****      ****
Bugünse sevgili Doğan Turan Ağabeyim var hayatımda. 
Açık konuşmakta fayda umuyorum; Akşamları 2 kadeh atıyor diye O'na sarhoş deyip geçmek günahtır. Bi bilge, bi filozof, bi zırdeli, bi tonton ihtiyar, bi huysuz herif, bi komedyen. Herşey O…
Ve Doğan Abi, hayatı hepimizden ayrı bi boyutta yaşar sevgili arkadaşlar. Bizler o mertebeye asla eremeyiz, bilesiniz.
(Olsam olsam çırağıyım, tırnağının ucuyum bense.. 8 sene önce tanıştırdılar bizi.. Kendisi tv yıldızıydı, O'nu tanıyacağımı düşündü.. Valla billa ilk kez gördümdü o gün, tv izleyen biri diğildim çünkü, açmasını bile bilmem halen.. Böyle bi şöhreti tanımadığıma bozulmuştu belki de.. Ama, büyük adamdı, sımsıkı kucakladı bencileyin bi garibanı.. ''Ben senin yazılarına aşık oldum çocuk'' dedi gülerek.. Bu kadir-kıymet bilmezler şehrinde, o laftan sonra daha bi mutlu dolaşır oldum)
****        ****
Doğan Turan büyük sanatçıdır harbiden. Şehrimde, ''Sinema Caddesi'' diye bi sokak levhası gördü, geçende bi sabaha karşı. Oturup kaldı dibinde; 
-''Aabi, nasıl olur bu kadar güzellik, böyle bişey anca Amerika'da görülür, siz gidin ben burada oturacam sabaha kadar'' diye diye.
 Kovdu bizi yanından, oturdu da gerçekten bi başına.
****         ****
Allah ömrüne ömür katsın, 70 yaşını aştı artık Doğan Abi'miz. 
Ama, halen büyük bi hevesle keman kursuna gittiğini, bazen işin içinden çıkamadığında kimi nota ve ezgileri bana danıştığını söylemeliyim. Öğrenmeye doymayan bi haylaz öğrenci gibi aynen O.
Bilmelisiniz;
Tiyatro öğrencileri yetiştirmeye devam ettiğini, hala turnelere gittiğini ekibiyle, çocuklar gibi sevindiğini ödüller aldıkça, yönetmeni olduğu Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu.
Kalp hastası oysa sevgili ağabeyim. Düzenli alması gereken 3 tane ilacı var. Ne dese iyi, geçenlerde; 
-''Valla Gürsel'ciğim, her sabah 3 tane ilaç içiyorum, ama hangisi olduğunu bilmiyorum, belki de hep aynı ilaçtan içiyorum''.
****          ****
Belgesel izlerken tv başında ağladığını anlatır bazen bana. Çok etkilenirim O'nun kalbinin yüceliğinden. Anne penguenlerin aylar sonra yavrularına kavuştuğu anı bi de Doğan Turan'dan dinlemeli herkes. Bakmayın her dakika bize kahkahalar attırdığına, sulu gözlü herifin tekidir aslında abimiz.
İşte, bir bir ölüp gidiyor ünlü tiyatrocu arkadaşları. Hepsinin ardından hüngür hüngür ağladığını gördüm ben… Kimileri Giresun'a da gelip gidiyor arkadaşlarının, bi şekilde Masal'a da konuk oluyorlar, Doğan Abi'nin Devlet Tiyatroları camiasında nasıl sevildiğini de gördüğüm gibi tıpkı.
****          ****
Yıllar önce, ''Elimizden Obamızdan'' adlı türkü programı bittiğinde TRT'de, ben de çok ağlamıştım, bana böyle şeylerimi anımsatır geride kalan, Doğan Abimiz.
Sonuçta Giresun çocuğudur Doğan Turan. Bizlere çok gülünç gelse de, fındık bahçesi vardır örneğin. Yazları fındığa bile gider resmen!!!! Nasıl olur yahu dedirtir bizlere.
Yeri geldi, bi Giresun türküsüyle bitireyim bari; 
-''Bir fındığın içini / Yar senden ayrı yemem / Bugün gördüm yârimi / Ölürsem de gam yemem''.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık